12 Aralık 2014 Cuma

doğumgünü şeysi.

insanın sırrakalem gibi sevgilisi olacak arkadaş! kafanın içinde akşamdan sabaha esip gürlesen bile karşısına geçtiğinde tijenin timuruna döndürecek seni...

meraklısına not: kaynanalar dizisi. 

7 Ağustos 2014 Perşembe

KAHRAMAN SANAT EVİ, AKADEMİLERE KARŞI...






İki ay önce...

Ben kendi yerimi açıcam... Tıpçılar arasında Güneş çarpması” diye de bilinen; annemin, kadim zamanlardan gelen uzmanlığına göre “Sıcaktan beynin sulanması” olarak tanımladığı bir durumla karşı karşı olabilirdik. Dikkatli bir şekilde ellerimle başını iki yanından tutup kendime çektim, bıngıldağına doksan derecelik açıyla tepeden baktım. Dip boyasının gelmesi dışında herhangi olumsuz bir durum görünmüyordu. Kesin teşhisi koydum: Delirdin galiba... 
Çok kötü baktı. Onu bir kaç gün sonra internette kiralık işyeri ilanlarına
bakarken yakalayınca işin vahametini anladım.




İki ay sonra...








 Ay hepiniz olumlu bi şey söylememek için yarışıyorsunuz! Bi tek Kedi Kitabevi hariç, bi' O moral veriyo.
İç sesim:  İki saat boyunca bankada bin türlü işlemle, memurla, vergi evraklarıyla uğraşmak yetmezmiş gibi bi de ahret sorularına cevap vermeye çalışan o değil tabii! Böyle bir cümleyi değil kurmak aklımdan geçiriyor olmak bile korkudan nabzımın artmasına sebep oldu; yedim yuttum hepsini. Ne diyon ya? Diyebildim sadece. Neyse, ben hariçmişim. Rahatladım.







Haa bu mu? Bu, "Müdür" ilk gün geldi ve yerleşti.

















Bugün...


Sonuç olarak dediğini yaptı ve açtı. O eğlenecek, bendeniz işin eğlenceli olmayan kısımlarıyla ilgilenip canının sıkılmasına izin vermeyeceğim. Di mi ama, vergi de neymiş? Fatura, kira, ödeme... Can sıkıcı işler bunlar. Hıhh yani.

Adres şurada: 

13 Haziran 2014 Cuma

BÜYÜK DEĞİŞİM




YAKINDA, PEK YAKINDA, ÇOK YAKINDA...

NELER OLACAK NELER...

İZLEYİN...

29 Mayıs 2014 Perşembe

   



     Baktım... en son Alejandro Martinez, böcekleştiği için Tanrıya şükretmiş. Ertesi gün yeniden insan olarak

uyanıp uyanmadığını bilmiyorum.  

9 Şubat 2014 Pazar

ŞÜKRETTİREN DÖNÜŞÜM



                     Alejandro Martinez, kahvaltısını yaparken göz ucuyla okuduğu gazetesinden başını göğe doğru kaldırdı ve o sabah, hamam böceği olarak uyandığı için Tanrı'ya şükretti. 

31 Ocak 2014 Cuma

OTOMOBİL UÇAR, GİDER.




- Kim dolanacak şimdi, eline yapışmaz ya, aç bin işte!
Kucağımdaki paketlerden dolayı zor bela gördüğüm yüzüne bakakaldım. Suların üstünden, kaldırımlardan zıplayarak koşup açtığım kapılara lanet olsun; elim kolum dolu yahu! Bırakıversem paketleri; büyük kıyamet! İki büklüm bir düğüm, serçe parmağıma yüzük parmağımın da katıldığı gönülsüz çabayla zor bela kilidi düşürdüm, koltuğa döküldü kucağımdakiler. Göz göze geldik; mülkiyet duygusu iyi bir şey değil, dedim. Efendim? Dedi.
-Yok bi şey, camlar da otomatik rahat rahat çıkarırsın kolunu.
Kontağın içindeki anahtarın metalleri birbirine sürttürme çabasına karıştı söylediklerim. Kaputun altından, medeniyetin çığlığı gürledi.
- Sizin oraya kadar gidemem, köprüaltından falan geçicem, karışık, benzinliğin karşısındaki durakta bırakırım seni, oto büs le gii de r.. ploppp. Kapı lastiklerinin arasına sıkışan “..sin” can çekişiyordu. Ayağımın ucuyla ittim aracın altına. Yan koltukta paketler, torbalar. Egzos dumanının hoş, aromalı kokusu. Canım sigara çekti. paketten bir dal çektim; baktım, marketin elemanı. Sağda solda boşta duran alışveriş arabalarını topluyor.
-Güzel araba, abi.
Sigara uzattım ona da, aldı.
- Debriyajı ayarlaması lazım ama. Topuklu giyecek, zor kavrar; koçum 227 geçiyor muydu burdan, biliyor musun? 

15 Ocak 2014 Çarşamba

ÇOCUK KEYFİ


                                                                        güzeldir:

                                                 babanın omzunda 

                                                 otobüs yolculuğu; 

                                                 yarı uykulu.

11 Ocak 2014 Cumartesi

MANİDAR, ESASEN BİR KADIN ADIDIR.


      Manidar, yazları sıcak ve kuru, kışları ılık ve yağışlı olan ortalığı sallamaya başladığında, henüz on sekiz yaşını yeni bitirmişti. Kalçaları dolgun, eti sıkı, teni pembe, yanakları kırmızıydı. Sahnede vücudu dalgalanmaya başladığında arz aşka gelir, gök susardı. Başkentin arka sokaklarından çıkıp yetmiş yedi göllü büyük şehre gitmesi, gazetelerin arka sayfalarına çıkması bir yılını bile almamıştı. Yeni bitirimlerin, kulağı kesiklerin, bıçkınların, yırtıkların, sinsilerin, kurnazların, para babalarının, köy ağalarının; aç gözlerinin pervasızlığından, salyalı ağızlarının ıslaklığından zor da olsa kurtulup, muşamba kaplı masalarda bayatlamış mezeye   dönüşmeden yükselivermişti. Etrafındaki lakaplar değişmiş, muşambanın yerini kumaş almış, elbiseler jantilenmiş, yüzler traşlanmış, göbekler erimişti. Neonlu lambaların altında sarı taksi yerine kırmızı spor mercedes bekler olmuş; altın zincir elmas yüzüğe terfi etmiş, küpeler incilenmiş, otel odaları lüks dairelere dönüşmüş, "Kül Kedisi"nin ayakkabısı, halis mulis şampanyaya bulanmıştı.
       Taa ki başkentin efendisi, ülkenin sahibi, varın yoğun dağıtanı, sessizlerin sesi İkbal Deniz, bir gün sabah kahvaltısında çatalı peynire saplamaya çalışıp göz attığı gazetenin birinci sayfasındaki manşete söylenerek sayfayı çevirene kadar... "Çok manidar, çok..." Salon kapısını tıkır tıkır tıklatıp, iki büklüm bir divan içeri giren Yardakçının; duyduğu "çok manidar..." gördüğü ikinci sayfadaki cemiyet haberlerinin ortasında koskocaman Manidar ve Manidar'ın ter içinde parıldayan degajesi olunca...
        Ertesi sabah, işe gitmek için kendisini evin sıcaklığından  buza kesmiş sokaklara  atanlar; Mânidar'ın reklam panolarını kaplayan, elektrik direklerini sarıp sarmalayan afişlerini, çöpçülerin çalı süpürgelerinin acımasız darbelerinden kaçmaya çalışırken buldular.   
       Geriye, çamura bulanmış yırtık bir yüz kalmıştı. 

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)