4 Mart 2012 Pazar

EDEBİYAT VE SİNEMA: SERT VE TEK YANLI İLİŞKİ




    TARANTULA DERİ DEĞİŞTİRİR Mİ?     

            Edebiyat; sinemanın gereksinim duyduğu kaynağın, büyük göleti…  Başlarda klasikleri, günümüzde hemen hemen tüm ürünleri ile birlikte (şiir, anlatı, deneme v.s.)   tabiri caiz ise tam anlamı ile “talan ettiği” sanat dalı. Yönetmenler (ve yapımcılar, elbette.) bu talan ettikleri edebiyat ürünlerini bazen yazara duyulan hayranlık bazen eserin gücü nedeni ile birebir sinemaya aktarırken bazen  yönetmen ya da senarist tarafından sadece kaynak olarak kullanılmakta ve edebi metnin dışında bir yol (hikâye) izleyerek film ortaya çıkmaktadır.  
            Almodovar’ın son filmi “İçinde Yaşadığım Deri”’yi izlerken daha filmin ortalarına geldiğimde kaynağını merak etmeye başladım. Çünkü eğer Almodovar’ın orijinal senaryoyu yazdığını anlarsam teslim bayrağını çekmeye karar vermiştim. Bir süre önce “kendini tekrarlayan yönetmenler” arasına yolladığım Almodovar için, “öyle bir dönmüş ki kendisini de aşarak…”demem gerekecekti.
             Bildik bir durumdur; “film, kitabı tam olarak yansıtamaz, aynı tadı vermez” denir. Eğer birebir kitabı sinemaya aktarmaya kalkarsa yönetmen, söylenebilecek bir şerhtir bu.   Almodovar bunu yapmamış…
              Fransız yazar Thierry Jonquet’in  “Mygale” adlı romanı Almodovar’a kaynaklık etmiş. Türkiye’de tanınan; kitapları çevrilen bir yazar olmayan 1954 doğumlu Jonquet, kitaplarının artalanında politik göndermeleri de olan, Polisiye roman türünün ülkesinde tanınan edebiyatçılarından. Kitabın satışları tatmin edici rakamlara ulaşırsa bu hızla birkaç kitabı daha çevrilebilir diye düşünüyorum. Zehirli bir örümcek türünün Fransızca adı, “Mygale”. Hani bizim Tarantula adı ile bildiğimiz örümcek türü.Her zaman sinema edebiyatı sonuna kadar kullanırken, Türkiye’de bunun tam tersi oldu bu sefer. Yayınevi (Kırmızı Kedi), kapakta kitabın orijinal isminin dışında  filmin adını ve afişini de kullanmış. Yani filmi arkasına alma çabası sınırsız. Merak ettiğim şu: Okuyucular arasından, “ Abi, kitap filmi kadar iyi olmamış(!)” diyecek olan çıkar mı?    


FİLM Mİ KİTAP MI?

             Mygale, olayların geçtiği villanın içindeki büyük koruluk ve bahçesinin, çevre düzenlemesinin anlatıldığı satırlar ile başlayarak roman kahramanları ile tanıştırdığı bir açılış yapıyor. Hikâyenin ortasına paraşütle inip geri dönüşlerle olayı okuyucuya anlatan, polisiye romanlarda olmazsa olmaz merak ve soruları daha ilk sayfalarında okuyana sunan, klasik polisiye- gerilim türünün yapısına sahip. Kitabın Fransızca ve İngilizce internette yer alan tanıtım sayfalarında yer alan “Noir/kara” tanımlaması, tam da uyan bir tanımlama aslında. Roman kahramanları Richard Lafargue ve Eve/Vincent Moreau arasındaki gerilimli ve tuhaf ilişkinin, yaşadıkları sosyal çevrenin betimlemeleri, Eve/Vincent’in tutsaklık durumu ilk bölümün konusunu oluştururken Bonquet’in siyasi göndermeleri, özellikle büyük burjuva yaşam tarzına cepheden saldırdığı cümlelere açık ya da üstü kaplı serpiştirilmiş. Kitap, birbiri ile neden-sonuç ilişkisi içinde olan ve finalde birleşen/kesişen, tüm kahramanların bir araya toplandığı iki olaya sahip. Geri dönüşler, ikinci tekil şahıs anlatımı ile Eve/Vincent’e (belki de rüyasında) yaşadıklarını çözümleyerek –aslında okuyucuya- fısıldayan bir anlatıcı aracılığı ile aktarılıyor.  
             Almodovar, olayın çatısını aynen kullanırken ikinci hikâyeyi tamamen çıkartıp yan hikâyenin karakterini ana hikâyenin içinde ancak çok kısa bir sahne ile kullanmakta. Eve/Vincent’in arkadaşı ve tüm olayların başlamasına sebep olan tecavüz olayına da karışan Alex, filmde bambaşka bir karakter (Doktor Richard Lafargue’nin anne bir baba ayrı kardeşi) olarak yer alıyor ve Eve’e tecavüz ederken Richard tarafından öldürülüyor. Bu değişiklik, Almodovar’a sadece hareket kolaylığı sağlamakla kalmayıp aynı zamanda filmin sonunu kitaptan tamamen bağımsız ve tam da Almodovar tarzı dedirten bir “Son”a olanak da sağlıyor. Ana öykünün akışında ve hikâyede çok fazla değişiklik yapmayan Almodovar, ufak müdahalelerini kendi belirlediği sona doğru film ilerlerken ortaya çıkabilecek tüm kurgu açıklarını ve mantık hatalarını da ortadan kaldırıyor.  Kitapta, sinemaya aktarılırken sorun çıkarabilecek anlatımları sözsüz sahneler ile çözüyor. (Eve’in odasının duvarlarına hayat hikâyesini yazması gibi)   Jonquet’in Büyük Burjuva yaşam biçimine yönelik keskin eleştirilerini, başka bir büyük burjuvanın evinde verilen ve kızı ile katıldığı baloda geçen ve Malikânenin ormandan farksız bahçesindeki cinsel orji sahneleri ile anlatarak bu noktada da yazara yakın duruşunu sergiliyor. Tecavüz olayını da bu koruluğa taşıyarak, yaşanabilecek anlatım/ aktarım sorununun da üstesinden gelmiş oluyor.

“BEN ALMODOVAR’IM!”

             Buraya kadar gerçekleşen anlatımdan, Almodovar’ın da uyarlama yaptığını düşünenler büyük yanılgıya düşerler. Almodovar’ı “Almodovar” yapan, filmlerinde yer alan kadınlarıdır. Ve eğer anlatılan Almodovar’ın kadını ise kesinlikle Jonquet’in öngördüğü türden bir “SON” u kabul etmez. Almodovar’da erkekler ne kadar silik, sapkın, kötücül karakterler ya da en azından karşı cins karşısında aciz kalan yetersizleşen canlılar ise kadınları da bir o kadar güçlü, savaşçı ve cinnet sınırının eşiğindedir. O ince çizgiyi geçmesine sebep olan erkeklerin sonu doğaldır ki pek iyi bitmez. Dolayısı ile Eve’in istediği kadar içinde artık fiziken yaşamayan erkek kimliği olsa bile, sonunda kadınların safına ve sınıfına ruhen de fiziken de geçmişse, artık bir “Almodovar kadını” gibi davranmak zorundadır. Bu durumda da Jonquet’in sonundan tamamen farklı bir son olacağı kesindir. Okuyucu kitabın son sayfalarında neler olacağını merakla beklerken, Almodovar’da artık olacaklar bellidir. İzleyici, Eve’in belli olan bu sonu başarı ile gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğine odaklanmıştır. Yani siz, ne kadar iyi bir yazar olursanız olun ne kadar özgün bir eser yazmış olursanız olun eğer kitabı eline alan Almodovar ise emin olacağınız tek şey, kitaba sadık kaldığı bölümlerin bile aslında Almodovar’ın filmine uygun olmasından kaynaklandığıdır. 

            Sonuç olarak Almodovar döndü…

4 yorum:

  1. sevindim bak buna:))

    Almodovar'ı çok severim, ama bikaç filmi beni hayal kırıklığına uğratmıştı, hani söyleyecekleri sanki boğazında kalmış, yansıtamamış o perdeye gibi. Bu filmi izleyeyim bari:)

    YanıtlaSil
  2. Bak yukardaki ilginç kutucuğundaki 1 var ya o benim ha:)

    YanıtlaSil
  3. Eyvallah yigenim.:)) N.Narda, bugün Sabitfikir geldi kitabevine, onda da Hakan Bıçakçı benzer bir yazı yazmış. Farklı noktalardan da olsa o da aynı sonuca ulaşmış. Kitap, filmden daha ilginç. Gerçi ben açık açık yazmamıştım ama Almodovar'ın yorumunu pek tutmadım kitabı okuduktan sonra.

    YanıtlaSil
  4. SBR, son zamanlarda yerlerde sürünmeye başlamıştı filmleri. Bu iyi.Kitabı bence okuyacaksan filmden sonra oku.:)

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)