10 Şubat 2012 Cuma

KISA KISA-3

   Birkaç gündür kimilerinin şaşkınlıkla kimilerinin kıs kıs, bıyık altından gülerek izlediği olaylar yaşanıyor. Gazeteciler, üst rütbeli subaylar, paşalar, kuvvet komutanları, genelkurmay başkanı derken sonunda Milli İstihbarat Dairesi Başkanı da özel yetkili mahkeme ve sevcılıkların tezgahına girmek üzere. Hukukun birincil ilke ve kuralı "Adil Yargılanma" ilkesidir. Bu ilkenin uzantısı da "Doğal Yargı ve Doğal Yargıç" ilkesidir. Biri olmadan diğeri yaşayamaz.  Özel Yetkili Mahkeme ve Savcılık, 12 Eylül Hukuksuzluğunun devamıdır. Sıkıyönetim Mahkemeleri denilen garabet, 1983 sonrası sivilleşme çabaları sırasında Terörle Mücadele Yasası ve Devlet Güvenlik Mahkemelerine evrilmiş, askeri üye ve olağanüstü yargılama hükümleri ile yüzlerce insanı tezgahından geçirmiş, görevini ifa etmenin mutluluğu ve verilen sözlerin gereği (Abdullah Öcalan'ın yakalanması dönemini anımsayın) son mahkumunu da yargıladıktan sonra tarih sayfalarının arasında yerini almıştır.   
  
    Ama "Ulu Devlet"ûmuzun sonsuz yaşayası kadroları, ağlaşmış mızmızlanmış, kapı kapı dolaşmış ve sonunda bizlerin Nuh Mete Yüksellerin, Nusret Demiralların, Orhan Karadenizlerin daha sağlarken ruhlarına rahmet okutacak yepyeni düzenlemeyi, 2003 yılında yeni Ceza Yasası ve Ceza Usul Yasası'na sokuşturmayı başarmıştır. Komisyon toplantılarına katılan arkadaşlarımın yüzlerinin aldığı hali anımsıyorum da... Kireç gibi ve yorgun- bezgindiler. Ne laf anlatabilmişlerdi ne de sözleri dinlenmişti. Ellerine eski yasada verilenden daha geniş yetki ve keskin kılıç verilmesinden geçmiş, hiç olmazsa  özel yasalardaki -MİT Teşkilat Yasası gibi- düzenlemelerin dikkate alınması için adeta yalvarmışlardı. Ama gözü dönmüş muktedirlerin son yıllarda kullandıkları canavarları yaratmak gibi özel amaçları olduğunu  kim, nerden bilsin?  Bu yasa ile özel yetkili savcı ve hakimlerin elinden paçasını kurtarabilecek bir tek kişi var: Cumhurbaşkanı. Yani söylenenler doğru, savcı beylerin canları isterse yarın Tayyip Erdoğan'ı makam aracının içinde derdest edebilirler. 

    MİT, ajan provakatör kullanabilir mi kullanamaz mı? Suç sayılır mı sayılmaz mı; Genelkurmay Başkanı yargılanabilir mi, darbeci midir değil midir, Silivridekiler Terör örgütü mensubu mudur değil midir? Bu soruların cevabını almak istiyorsanız,  özel yetkili mahkemeleri, savcılıkları ve hakimleri ortadan kaldırırsınız. İnsanların savunma haklarını iade edersiniz, yargılandığı davada yaptığı savunmadan dolayı, o yargılandığı davadan alacağı cezanın bile üzerinde ceza vermeye kalkışmazsınız, özetle önce insan olduğunuzu anımsarsınız; sorun kalmaz. 

    Bir çift laf da bizim millete. Hani şu, ellerinde bayrak onuncu yıl marşını olur olmadık her yerde söyleyenlere: Hanımlar beyler; bugün tepki gösterdiğiniz sözde yargılama özde infaz tezgahlarına zamanında bu tepkileri göstermiş olsaydınız (misal 12 Eylül sonrası), bugün bu haberleri okumak zorunda kalmazdınız.     

     Gazetelere, internet haber sitelerine anlı şanlı yorumculara bakacak olursanız, ortalık komplo teorilerinden geçilmiyor. Komplo teorilerinin bir tek ilacı vardır o da daha fazla özgürlük. Ama en babası, hangi Akpliydi bilmiyorum geçenlerde yumurtladı (üşendim bakmaya guugıldan siz bakıverin bi zahmet): yeni Neo-concuları örgütleyen Şimon Perezci siyonist dış mihrakların uzantıları olan ergenekoncuların işiymiş tüm yaşananlar... Abi sen ne içtin? Vallah billah parayı basıp alıcam aynısını. Olmadı imal edicem, formülünü versene... 
"SIZINTI- WIKILEAKS'TE ÜNLÜ TÜRKLER" kitabını mutlaka okuyun. "Taraf"ın yayınlarken gözardı ettiği, dağınık bilgileri bir araya toplayan, bağlantılarını kuran bir kitap.   

Ek:  Bugün yazıyı hazırlamışken, akşam saatlerinde bir haber düştü internete: Isparta AKP milletvekili Recep Akgün, CMUK 250. maddede düzenleme yapılması için yasa değişikliği teklifi sundu Meclis Başkanlığına. MİT personeli ve Başbakanlıka özel görev ifası yetkilendirilen kişiler hakkında soruşturma yetkisi, Başbakan onayına bağlı olmasının, Özel Yetkili Mahkeme ve Sevcılıkların görev alanına giren suçları da kapsayacak şekilde genişletilmesine ilişkin. Kişiye özel yasa,  kişiye özel mahkeme, kişiye özel yargılama...Tam da bahsettiğim şey bu işte. İstisnalar, özel düzenlemeler...Peki nerde her yurttaşın sahip olması gereken "Adil Yargılanma hakkı"? İnek içti, inek nerde; dağa kaçtı...  

7 yorum:

  1. deme öyle. memlekette demokrasi var, adalet var, hak var hukuk var. ayrıca kalkındık, refah seviyemiz arttı... mutluyuz, gül gibi geçinip gidiyoruz :)

    YanıtlaSil
  2. Bunlardan neden benim haberim yok? Bu ara tek geçinebildiğim sensin. Devlet dahil kimse ile aram yok.:P

    YanıtlaSil
  3. Ne güzel bi memleket olduk di mi... Hiçbir devlet kurumunun güvenirliği kalmadı. Sonumuz ne olacak merak içindeyim! Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamate mi ne?

    YanıtlaSil
  4. dağ nerde? diye devam etmek işime gelmiyor çünkü canım sıkıldı yani. demek tek geçinebildiğin sırrakalem. ehh kıskandım valla. ben de diyordum ki "Avram usta beni ve tayfamı çok seviyor".. yanılmışım. ağlayarak gidesim var şimdi :)

    şaka bir yana da. inan midem bulanmaya başladı çoktandır. resmen kendimden utanıyorum birşey yapamadığım, yapılan adaletsizlikler konusunda harekete geçemediğim için. vs. vs.

    YanıtlaSil
  5. Pandora, dua et işte birisi ile geçinebiliyorum. Düşünsene, o da olmasa başınıza nasıl bir huysuz kesilebileceğimi.:))
    Dağ nerde? İktidar partisinden m.vekili olup, Ankara'ya gitti.:P
    Bak bi de tayfa diyor. Sen elalemi, sümüklü yap, sonra da tayfan ilan et. Ohh ne âlâ memleket.:)
    Birşey yapmalı mı? Ne yapabiliyorsan yap. Konuşmak, yazmak bile bir şeyyapmaktır. Ruh sağlığına iyi gelir en azından.

    YanıtlaSil
  6. Arkaik, yaşın tutmaz diye diyorum: eskiden sanki güvenirliği varmıydı ki? Yahu, 70'lerde gazetecileri, uçak kaırmak için örgüt kurdular diye yargılayan bir yer burası.:)

    YanıtlaSil
  7. Mimin var bu konuyu seversin gibi geliyor bana :))

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)