26 Ağustos 2011 Cuma

HAMPARTSUM



   “Göğe yükselirken” aradığı ne ise, en “Saf olan” ını buldu…

    Bir kişinin iki ailesi; iki anası-iki babası-iki, üç, dört kardeşi olabilir mi? Bu topraklarda oldu ve Onun hikâyesine döndü, evrildi, çiçeklendi. Ne kadar zaman geçerse geçsin.. bir gün, bir yerde, hikâyelerimizi ararken  (hayat, kendi hikâyelerimizi aramaktır aslında) ve kaç insan varsa içimizde sevelim ya da sevmeyelim her birini, işte o hikâyeleri ararken çıkıverir karşımıza; bunca zaman geçti  üzerinden yine de şaşarız.
  Yaşlılık bilgeliktir der, çokbilmişler, değildir. Yaşlanmak, her bir hikâyeyi ayrı ayrı sevebilmektir yabancılaşmadan. Her birine, evlat muamelesi yapabilmektir, ayırmadan. Paskalya’da, parçaları bulup, birleştirip yeniden göğe yükselebilmektir, Hampartsum-dur..  Bercuhi'nin eşidir, Levon'un kayıp dedesi. Bir başkasının yol arkadaşıdır, benimse hikayesinin peşine düştüğüm, kendimi ararken.
   Bir yerde birileri  yorulmuşken yaşamdan, hayata sıkı sıkıya tutunmanın anlatısıdır Hampartsum- olmak...
  Tutunamasa, "varım" demese, Levon olur muydu? Yol arkadaşı olur muydu? Bercuhi Hanım, göğe yükselirken, kimin elini tutardı? Ben, bunları anlatabilir miydim? Birgün Ortaköy'ün köhne bir binasının, duvarları yumurta kabı kaplı daracık odasında, bir piyanonun tuşlarından dökülen hüzünlü ezgileri duyabilir miydim ciğerimde? 

Kaç hikâye sığdı şuncacık cümleye..

Ağustos 2011

Hampartsum: Ermenice erkek ismi; "göğe yükselen" anlamına geliyor. (İsa'nın çarmıhta ölümünden kırk gün sonra dirilip yeniden göğe yükselmesi.)

22 Ağustos 2011 Pazartesi

BERCUHİ

   Bir gün; bir isim duyarsın.. Anılar yüklüğünden fırlayıp gelen bir isim.
Müziği hoşuna gider, bu topraklarda doğmuştur ya.
Gübresini, suyunu, çapasını, hasadını bu topraklarda almıştır ya.
Sayfalardan birinin kenarına iliştirirsin, lazım olur diye. Kurşun kalemle ama. İzi kalmalı.
Gözüne ilişir sonra, unutmuşsun; yoklarsın, merak duruyor yerli yerinde. Heveslidir bu topraklar, öğrenmeye.
Sağa bakar, sola bakar, alt eder, üst eder, bulursun anlamını- notalarını..
                             'O' çıkar karşına..
Masalları sever bu topraklar ya. Masalsız büyüyen çocuk olmaz ya.
Sigarayı aranır ellerin, izin almaya gerek duymadan. Bulur.
Deriiin bir nefes çekersin, dumanına karışır. Tüm çaban, uğraşın, yıllara sarih emeğin..
Boşa gider, bir kelime ile..

  Bu dişinin bir de erkeği vardır der, Onun hikâyesinin peşine düşersin.
Senin Hikâyene benzer mi ya?

Ağustos 2011

19 Ağustos 2011 Cuma

GÖRÜŞ/MEK

Bugün görüş günümüz olmalıydı;
Oysa ben,
yönetmeliğin- tüzüğün, yasanın; her satırını ezbere bildiğini sanan ben...
Kendimi, hesaba kat-a-madım.
Gardiyanları, Cezaevi Müdürünü, Savcıyı..
Seni..
Bugün görüş günümüz olmalıydı.
Gardiyana,  Müdüre, Savcıya, sana, kendime
                                                                  inat,
bir kirpik açılışı hızında elimi uzatıp aramızdaki camın içinden
                hafifçe dokunabilmeliydim, yanağına.
Gözlerini alıp kaçırmalıydım
                 gardiyandan,  müdürden,savcıdan,
senden, kendimden habersiz.
Sessizce...
Cüzdanımda saklamalıydım.
Şimdi...
Derin  nefes al,
yavaşça...
Bir saniye tut,
yakala...


Nisan 2011

17 Ağustos 2011 Çarşamba

MAKİNİSTİ BUL


   ... Son bir haftadır.. hergece.. eski defterler ile uğraşıyorum.   Uyuduktan sonra; kaldığı yerden de başlamıyorlar. Yeni yeni hikayeler, yenilenmiş yüzler çıkıyor karşıma. Saçlar değişiyor, elbiseler. Huylar bazen. Tuhaf, karmaşık, ürküten bazen, tedirgin eden.Sabahları ağzımın kurumasına yol açan.. ter içinde uyandıran. 
       Film şeridi dedikleri bu olabilir mi? diye sordum. Makinist var mı, diye sordu.. Bilmiyorum, dedim. Makinisti bul dedi. 
      - Okuyamıyorum, bir kaç gündür. Durdum.
      - Sindirsin. Yoksa, makinisti arar durursun.
      - Yok, başka bir şey var. 
     - 'Şey'lere alışıksın. Başka dediğin, bir iki farklı renk o kadar. Ne kadar başka olabilir ki? Makinisti bul, sen. 



   

14 Ağustos 2011 Pazar

İKİ KELİMELİK BİR CÜMLE

ÖZGÜRLÜĞÜN ANLAM BULDUĞU, KANLANIP CANLANDIĞI;

GEREKSİZ SORULARIN VE KUŞATMALARIN SONA ERDİĞİ,

SEZARIN HAKKININ SEZARA, İNSANIN BORCUNUN İNSANA VERİLDİĞİ,

SÖZÜN DE YAZININ DA BİTTİĞİ,

YÜRÜYÜP GİTME, OMUZLARI DÜŞÜRME VE DE ÇANLARIN ÖNÜNDE EĞİLME VAKTİNİN

GELDİĞİ ..Nİ BİLDİREN

İKİ KELİME BİR CÜMLE :

SANA NE...


 




11 Ağustos 2011 Perşembe

Uyuyan Bakkal

 
   Sıcağın, tansiyonu ibresi yukarı aşağı gezinen devir saatinin oyuncağı olmuş  ayarsız karbüratöre çevirdiği, saç diplerinden tutuşup aleve dönüştüğü saatler.  Dosyalar evraklar arasında koşturmaca, bağırış- çağırıştan gözün gözü göremediği bitirici mesailere inat, kendimi eve atma mücadelemin sonuna gelmiştim. Çölde gördüğünün serap değil gerçek bir vaha olduğunu anlamış kazazedenin son bir çabasına eş değer güçle, kendimi mahallenin marketinden içeri attım. Bitmek üzere olan sigaramı yedekleyecek, geceyi buzlukta beklemesi için bira alacaktım. Yanına biraz karışık çerez ve büyükb oy cips. Aslında işyerinden kaçtığımdan beri evin serinliğine girer girmez ayakkabılarımı bir tarafa fırlatıp,  kot pantolon, tişört, çorap ne varsa üzerimde koridorda çıkartmaya başlamanın, yolun sonunda anadan üryan kendimi atacağım soğuk suyun yeniden vereceği canın, hayallerini kuruyordum . Cezmi Abi yani bizim bakkal, uzun, kilosuz ve kemiksiz vücudunun sırtını marketin girişinde dikit gibi duran sütuna dayamış, sabit gözlerle kapıya bakıyordu. Bakıyor gibi geldi. Bakması gerekiyordu. Bakmıyordu. Gözleri yumulu, kollar göğsünde kavuşmuş, sütunun parçası olmuştu. Üstündeki uyumsuz renkteki giysiler olmasa, sıvanın bir parçası sanabilirdin. Sıcak, oruç, geç saate kadar çalışma, eve gidiş gelişin yol yorgunluğu derken... ayakta uyuyordu. 
     İki karış mesafeye kadar yaklaştım. Gözlerimi gözlerine, burnumu burnunun dikine yerleştirdim. Tilki uykusuysa irkilir; kan çanağı olmuş göz bebeği beş on saniye sonra beyaz rengine kavuşur, tanıması üç saniye sürer; naber, der diye bekledim. Uyanmadı. Tilkiyi kovalamış, peri kızı ile kırıştırıyor olabilirdi olgunlukla karşıladım, bekâr adamdı sonuçta. Rüyaların oruç bozmazlığına sığınmıştı besbelli. Gülümsedim, ellemedim uyusun. Uyuyana kıyamam, kendi uykusuzluğum gelir aklıma. Kasanın arkasındaki sigara büfesine yöneldim, benden başka alıcısı olmayan markadan bir paket aldım. Masadaki kullanılmamaktan eskimiş, hesap makinesine kayıtsız şartsız teslim olmuş tükenmezi  alıp, ekmek sardığı sarı kâğıda yazmaya başladım.
" Cezmi Abi, geldim ama baktım ayakta  uyuyorsun; o benden başka alıcısı olmadığını söyleyip kartonla satma teklifinde bulunduğun sigaramdan bir paket aldım. Sabah, parasını veririm. Uyandığında, bir telaş göz ucu ile hızlı hızlı sayarken eksik çıkarsa telaşlanma; bir de, uyumak iyidir de ben yıllardır çözemedim hâlâ, ayakta uyumak ile gözü açık rüya görmek aynı şey midir? Eğer cevabını biliyorsan, onu da sabah bir zahmet paket edip bana sakla. Merak ediyorum."  
    Soğuk su; elinde peşkir ve sabunla bekliyordu. Daha fazla bekletmek olmaz.



AĞUSTOS 2011

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Dudakları  titredi,
 

tenine değince..
 

Yürek allandı
 

tuzundan..

7 Ağustos 2011 Pazar

Bir gramlık bilgiyle, yüz gramlık aklını harmanlayıp, on kiloluk fikir üretmeye çalışan canlıya, 'insan' denir.

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)