23 Mayıs 2011 Pazartesi

BİR ADAM, GÖLGELER İÇİNDE

Bir adama daha yenildim.


Derisi gölgeden,sisten esvablı.
Tyr'ın haşmeti ile büyüyordu karşımda, gölgelerin içinde.
Ellerinde kanım var, damlıyor yüzüme.


Karanlık bir sokakta, el yordamı ile yürürken gözlerimi kısmış;
yakaladı beni.
Neden ve niçin vurduğunu bilemeden,
karşılık veremeden yenildim yumruklarına.
                                               Ben kimseyi dövemem ki.
 Kavga da istememiştim oysa, bilmem ben kavga etmeyi.


Kimdi, ne istiyordu bilmiyorum, varlığından  haberim olmadığı gibi.


    Bir adam-dı işte,
salondaki tülün arkasından çıkmıştı; diğerleri hep, saklanmıştı.
                                        O, saklanmamıştı...
Geceyi karartarak vurdu ilk yumruğu, sadece vurma sesini gördüm.
Ne eğildim ne büküldüm, sadece şaşkınlık-tı ağzımdaki.
        Vurdu, vurdu... Baktım sadece. Bakarak savundum acımı.
                            Sarsıldım sonra, kapaklandım ruhumun üstüne.
Gölgesi çekildiğinde,
salyama karışan kirli kanımı sildim; dudağımın kenarından, burnumdan.
Aklım başımdan gittiğinde, kendime baktım.
Dudağım kanıyor, kalın ve kirli; gözüm kapanmış, çenemin altında şişlik; sararmakta.


Karşı kaldırıma fırlayan ayakkabımı aldım, çorabım   sıyrılmış yarıya kadar.
Çamur -toprak birbirine karışmış ellerimde.
                                                                 Kalktım...
                                                                 Yürüdüm...
Baktım...


Bir adam daha gölgelerin içinde...

Mayıs 2011

20 Mayıs 2011 Cuma

CLAİRE/ Bölüm-2/6

   Sebep olduğum bu karışıklık, masadaki oyuncuları rahatsız etmişti. Onu da tabii. Yarım derece çevirdiği kafası ile baktı. Yeşildi gözleri. Burnu, ağzı. Dudaklarım kurudu, damağımda. Kontrolden çıkmaya başlamıştım ki bu en son seneler önce, New York’a bir geminin tayfası olarak gittiğimde başıma gelmişti Barcelona limanına uğradığımızda. Hayatın çömeziydim daha. Tazecik, körpe. Boyu benden en az iki karış uzun o İspanyol kadını baktığında. Normaldi yani ama bu… Bu normal olmadığı gibi hayra alamet de değildi ve bana arka arkaya içirdiği viskiler yavaş yavaş etkisini göstermeye başlamıştı. Hold Em oynanan bir masaya oturmaya kalkışacak kadar etkili olmaktaydı. Evet, masadan kalkan oyuncu yerine oturmadığıma pişman olmaya başlamıştım yavaş yavaş ve son dubleyi de kafaya dikince,   bir cesaret gelmişti bana. Hem, bu krem karamelin dibinde olabilmek hem de poker masasına oturabilmek için. Bilmediğimden değil ama fena halde çuvallayacağımdan.  Kredi kartım doluydu, cebimde de idare edecek bir miktar vardı. Eldeki jetonlar bir işe yaramayacaktı burada ve paraya çevirmenin de bir anlamı yoktu. Masayı izleyen yaşlılardan birisinin eline tutuşturdum jeton kutusunu ve kulağına “Tanrının selamı size bu” dedim İngilizce. Kadın önce şaşkın yüzüme baktı sonra kumarbazın gülümsemesi yerleşti yüzüne. Makinelere doğru fikrimden vazgeçerim korkusu ile hızlı adımlarla yöneldi. 

18 Mayıs 2011 Çarşamba

CLAİRE/ Bölüm-2/5

   Ya da ben öyle sandım; çünkü Onu gördüğümde epey uzaktan, hızla yürüyordu poker oynanan masaların olduğu bölüme doğru. Sağa sola bakmıyordu, gözlerden oluşan tüm barikatları sadece basit bir vücut teması ile aşıyordu sanki. Yürüdü ve gitti. Ben, sadece arkasından bakakaldım. İzleyebildiğim, derin dekoltesinden taşan o krem karamel tenli  sırtıydı. Elimdeki viski bardağında ne var ne yok yuvarladım ağzımdan aşağı. Boğazım yandı. Ucuz viskiydi.  

17 Mayıs 2011 Salı

CLAİRE/ Bölüm-2/4

Masaların arkasından dolanarak ulaştım açık büfeye. Üstündeki yiyecek sayısı tatmin edici görünüyordu ama benim açımdan bunun niteliğe yansıması şüpheli idi . Yöresel farklardan bile fazla haz etmeyen ben, ülke ve kültür farkının ayyuka çıktığı bu yerde, "Domestik" damak maceralarına yönelmeyi aklımdan bile geçirmiyordum.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

CLAİRE/ Bölüm-2/3

   Makinelere baktım hangisi daha albenili, cicili bicili diye. Göz zevkime uygun olanlardan birisini seçip başına geçecektim. Bazıları gibi bütün gece en fazla para yutanının hangisi olduğunu anlamaya çalışacak değildim. Böyle bir inanış vardır: Makineler kumarhane tarafından belirli periyotlara bağlı olarak ayarlandığı için, o gece en fazla jetonu yutup henüz doğru düzgün ikramiye vermeyenini bulup oynamaya çalışır müdavimler, böylece o verilenleri çalabilsinler kasadan.                                           

15 Mayıs 2011 Pazar

CLAİRE/ Bölüm-2/2

.
    İşte bunun farkında iseniz, benim taktiğimi geliştirin ve hiç uğraşmayın çıkacağım diye, en az parayı bir kova jeton ile kaybedin. Ama kaybederken en azından sizin ile kasa arasındaki kazanma savaşını onun açısından pirüs zaferine dönüştürün: Bol miktarda viski ve sigara; hatta acıkmışsanız yiyecek… Olabildiğince çok ve olabildiğince kaliteli.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Yol-Tütün-Yorgunluk

   3 gün, 3 şehir,  bir otobüs ve 2.000 e yakın kilometre. Bundan bir on sene önce olsa sıradan, her zamanki turlardan biri olurdu. Bir yirmi beş sene önce olsa, ne o yol biterdi ne de otobüs.  Yanınızda birisi, torbasından bir şeyler çıkarır kucağına serer size de zorla yedireceği yiyeceklerine ortak ederdi. Arka koltuktaki genç kadın, çocuğunu ayaklarının altına iki koltuğa diklemesine uzanıp uyusun diye yere battaniye sererdi.Maltepe ya da Samsun sigarasının dumanı, kokusu osijene karışırdı, solurdunuz. Işıklar, sıralı olmayan aralıklarla göz kapaklarınızı yalayıp geçerdi ve siz, saatler boyunca aklınızdan bin türlü şey geçirirdiniz. Muavin arada su verirdi; o kadar. Bir de son zamanlarda konulan o okuma lambalarının yanması için ettiğiniz kavgalar. "Uyuyasana kardeşim! İnsanlar ışıktan rahatsız oluyor" cümlesi içinizi acıtırdı.
   Durup kalkılan ilçelerin sonu gelmezdi. İnen insanların, bagajdan çıkan çuvalların da.

10 Mayıs 2011 Salı

TÜM İBİŞLERE/SON SÖZ



"Benim derdim bir tek İbiş ile değil. İbişlerle... İbiş/lik ile. Kaldı ki, "İbiş/lik" Onların sarf ettikleri kelimelerin yanında epey hafif ve naif bir tanımlama olarak kalıyor.
Kant: Akıl, insani değerler toplamıdır, başka da bir şey değildir demiş.
İnsani değerlerden bu derece uzaklaşıldı mı ucu Sobibor'dur, Auchwitz'dir; Saray Bosna'dır,Srebrenica'dır, Ruanda'dır; Sudan'dır, Halepçe'dir; Kamboçya'nın Ölüm Tarlalarıdır.
Gulag Adalarıdır.
Kelinski Ormanlarıdır.
Sivas-Maraş-Çorum'dur.
Sivas'ın-Maraş'ın-Çorum'un Türk/İslam Örf ve Adetlerinin neresinde yeri var? İnsanlık ile ne ilgisi va
r?"

  Vladimir'in yorumuna yazdığım açıklamaydı bu.. Farklılıklarından dolayı yok edilen insanlar bunlar. Tam da kaos olmasın, her şey tek düze ve süt liman olsun; musibetin başı bunlar denilerek, musibet de yok edilir diyen rasyonel aklın birer eseri.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

İBİŞE NASİHATLER/3

Sevgili İBİŞ;
   Bu mektubu sana Bostanlı sahillerinde yayılmış yazıyorum. Karşımda deniz arkamda kafenin mutfağı ve mutfaktan yayılan ucuz yemek yağının kokusu. Dolayısı ile arada yemek tarifi vermeye başlarsam şaşırma.
   En son nerede kalmıştık? Hah tamam, Yasalar falan-dı değil mi? İkincisi, Özgürlük. Hani senin bir heves atladığın konu.. Bilir bilmez diyeceğim ama bildiğin de var elbette. Var da sorun şu ki o bildiğin aslında İnsan aklının ürettiği en b.ktan düşüncedir. Zamana uymamanın ötesinde, zaman öncesinde bile kaale alınmaz.

8 Mayıs 2011 Pazar

İBİŞE NASİHATLER-2

HUKUK MU GUGUK MU?

Sevgili İbiş; İşin aslı, sevgili mevgili değilsin benim için. Hazzetmiyorum İBİŞLERİ, amma velâkin yapacak bir şey yok, memleket sulak İbişi çok, katlanacağız. Biz konumuza dönelim. Şimdi İbişlerin, en büyük dayanağı bu dönemde malumun Ergenekon nam-ı müstear isimli dava. Mecburen "Hukuk" denen guguk kuşu tekerlemelerini de bu dava üzerinden araya notlar serpiştirerek anlatacağım sana. Al eline kağıt kalemi. Aldın mı? Tamam.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

İBİŞE NASİHATLER-1

  Bu memleket İbiş yetişmesi için yetkin ve de etkin topraklara sahiptir. Hangi suyu verirseniz alır, hangi köşeye koysanız büyür türden bitki değildir İbiş; o yüzden Dünyanın nadide toprağıyız.Boldur, çok aramana gerek olmaz ve nerede  nasıl karşınıza çıkacağını bilemezsiniz. Bendeniz uzun zamandır bu İbişlerden uzak durmayı başarıp kendi halimde yaşar giderken... Dün en hasından, en babasından bir tanesine denk geldim. Hem de ne denk gelme. Humusu bol verilmiş toprağına, sulaması ve suyu tam gür yetişmiş.
  Atsan atamazsın, satsan satamazsın. İbiş denen tür, böyle bir şeydir. Bulaştı mı öldür Allah peşini bırakmaz. Paçana dolanır, üstünü başını batırır; bununla yetinmez dolanmaya kalkar. Sabah akşam önüne çıkar durur. Zaten, bu boktan özellikleri yüzünden adı İBİŞ dir ya.
  Memleketimin güzide İBİŞ lerinden birisi de işte dün geldi bulaştı bana dedim ya, yapacak bir şey yok.Elimize klavyeyi alıp arada sırada nasihat ver mek zorunda kalacağım. İBİŞçe'de buna gerçi "AYAR" diyorlar ama biz caanım Türkçemizin içine etmeden, "nasihat" diyelim ki okuyanlar da
anlasın.

5 Mayıs 2011 Perşembe

BUGÜN EDERLEZİ...

HADİ GİDİN, 
SU KIYILARINA,
DAĞ BAŞINDA BİR AĞAÇ DİBİNE;
EVİNİZİN BAHÇESİNE, 
OTOBÜS DURAĞININ YANINDAKİ TOPRAĞA...

BİR DİLEK TUTUN. TEMENNİ YOLLAYIN DOĞAYA.
DOĞA ANAYA SIĞININ YENİ DOĞDUĞUNUZ GÜN,
SİZE UZANAN İLK ELİN PARMAĞINA YAPIŞIR GİBİ YAPIŞIN SIKI SIKI...


SONRA...
DÖNÜN ANKARA İSTİKAMETİNE, ULUCANLARA BAKIN.
SABAHA KARŞI...
BİR "HADİ EYVALLAH"  YOLLAYIN...
3 KEZ... YARIM SAAT ARA İLE.








3 Mayıs 2011 Salı

YOK SAYIN!


Bir OTORİTERİN GÜCÜ , elindeki güç ve olanakların dışında, insanların uysallığı ile doğru orantılıdır.
Eğer karşınızdaki Otoriter, her istediğini dilediği şekilde kullanmaya kalkışır ve özgürlüklerinizi elinizden alıp nefes alışınızı bile denetlemeye çalışırsa insanların yapabileceği tek şey kalır geriye; otoriteyi yok saymak.
Hayır, itaatsizlik ya da moda deyimi ile sivil itaatsizlik değil bu. İtaat kelimesinin geçtiği her cümle içinde boyun eğmeyi ve bir otoritenin varlığını kabullenmeyi de barındırır. Oysa YOK       SAYMAK, OTORİTENİN VARLIĞINI KABUL ETMEMEKTİR.
Otoriter, yaşayabilmek için yasalara gereksinim duyar. Yasalar, Onun en büyük silahıdır her türlü HUKUKSUZLUĞUNU yasallaştırabilmesi için. Yasalar aracılığı ile insanları sindirir, önce mahkemeleri doldurur sonra cezaevlerini doldurur. Silaha sahip olan gücü de en büyük koyucusu olur hukuksuz yasalarını uygulatırken...
   İtaatsizlik bu yasaların varlığını kabul etmektir. Yok saymak ise, o yasaları kabul etmemekten de öte, tanımamaktır. Ben bu yasayı kabul etmiyorum değil ben bu yasayı tanımıyorum demektir.
O nedenle, YOK SAYACAKSINIZ!
Filtrelerini YOK SAYACAKSINIZ!
Kitap toplama kararlarını YOK SAYACAKSINIZ!
Bu yasaları uygulayan Mahkemeleri YOK SAYACAKSINIZ!
Savcılarını YOK SAYACAKSINIZ!
Kolluk gücünü YOK SAYACAKSINIZ!

2 Mayıs 2011 Pazartesi

BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ

Değil mi?
Çok zaman oldu.
Tuhaf...
hiçbir şey bilmezken varlığında; herşeyi bilir olmak yokken sen.
Saçların uzardı, bilmezdim. Şimdi biliyorum uzuyor,
                                          çizgileri, gölgeleri yüzünün; değişiyor.
Çocuk büyüyor, kucağından koltuğuna geçti.
Oynadığı masadaki telefon değil artık,
                                kağıt ve kalemlerin.
  Etek boyu ve renkler aynı ama, onlar değişmemiş.
    Belki biraz daha kadın, belki biraz daha emin.

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)