4 Aralık 2011 Pazar

UNUTKANLIK


      
 

      “Ona daha yakından,  çekinmeden baktım. Pırıl pırıl gözlerini,iş görmemiş ellerini, yaşlı çocuk kafasını, huzurlu ve parlak dudaklarını inceledim. Vicdan azabı çeken bir adama benzemiyordu. Hele soğukkanlılıkla adam öldürecek birine hiç. Ona ne kadar baksam sadece saflık ve dürüstlük görüyordum. Kuşku çekecek bir şey yoktu. Ya da olsa olsa, yüzünde hafif bir titreme ve bakışlarında zaman zaman bir dalgınlık…”   - Alıntı

      Hükümlü nakil aracının, soğuk  sarı lambalı ışığı altında uzaklara dalıp gitmesine sebep olan bir tabloya bakıyormuş gibi gözlerini arkamdaki metal duvar üzerinde takılmıştı. Arada gülümsüyormuşçasına dudak uçları açılıyor, bilekten kelepçeli ellerinin üzerinde parmakları tempo tutuyordu.
      Eğitimin ilk gününde mahkûmlarla göz teması kurmamaya çalışın, demişti Müdür Bey. Oysa Üniversitede iken derslerde sürekli tekrarlanan " Müşteri ile ilk yapmanız gereken, göz teması kurmaktır" bilgisi öyle bir yer etmiş ki kafamda, ister istemez her karşılaştığım insanın doğrudan gözlerine bakıyorum yıllardır. Eski bilgi  yeni bilgiyi fena halde hırpalayıp kavgayı kazanmış, ben de ilk hatamı yapmıştım; Onu incelerken, göz göze gelmiştik. İnsani bağ işte. Anlatmayı unuttum, sıradan bir üniversitenin sıradan satış-pazarlama bölümü mezunuyum. Az maaş- çok mesaili, bol hayal kırıklığı ve bezginlik dolu meslekî iş yaşamım bir gazete ilanı ile son bulmuş, bir dizi sınav-mülakat maratonu sonunda (belki de fizik görüntüme bakılarak) kendimi "infaz koruma memuru" olarak bulmuştum. Maaşı orta karar, sosyal güvenliği tam sakin bir iş. Sakin? En azından o hükümlü nakil aracına binene kadar sakindi. Oryantasyon eğitimi adı altında, aslında yaşayarak da öğrenebileceğimiz bir dolu bilgiyi, cezaevi müdüründen aldıktan sonra koyu lacivert elbiseyi sırtıma giyip, dört duvar arası işime başlamıştım. Kimilerine sıkıcı ve hatta kürek mahkûmluğu gibi gelebilecek bu iş, benim açımdan artık saatlerce yürümek ve insanlara bir şeyler satmaya çalışmaktan kurtulmak demekti.
    "Sigaran var mı?"
    … 
    Dalıp gitmişim, anlamadım sorduğu soruyu. "Benimki çantamda, izin vermediler üstüme almama; yol da uzun..."
     Aynı apartmanda yaşayan kapı komşunuz "muhasebeci İhsan bey" benzeri bu adama sigara paketimi uzatarak ikinci kuralı da ihlal etmiş oldum. "Hükümlülerle birebir ilişki kurmak, kesinlikle yasaktır" demişti, gözlüklerini temizlerken cezaevi müdürü. Dosyasında 'taammüden adam öldürme' den suçundan ceza aldığı yazıyordu. Her çeşit suçtan o kadar çok hükümlü vardı ki; gardiyanlar arasında, yeni gelen hükümlünün kılık kıyafetine, tipine bakarak hangi suçtan cezaevini boyladığına ilişkin bahis düzenlenecek kadar çok. Ve ben, nasıl olup da birisini tasarlayarak öldürebildiğini düşünürken yakaladım kendimi. Yüzü aydınlık 60’ larında gösteren bu sevimli ihtiyar, bir başka cezaevine naklediliyordu ve ben, utanıyordum düşündüklerimden. Gerçek gözümün önündeyken üstelik. Hikâyesini merak ediyor,  neden adam öldürdüğünü, öldürdüğünün bir ‘adam’ mı  kadın mı yoksa çocuk mu olduğunu, tanıyıp tanımadığını sormak istiyor   ama çekiniyordum. Henüz meslek erozyonu başlamamış bir infaz koruma memuruydum ben. Maaş gününü dört gözle bekleyen, her ay kirasını düzenli olarak ödeyen, genç, bekâr bir memur. Utangaçlık ve tedirginlikten ileride kurtulacaktım. Hiç disiplin cezası almamış, tecrit hücresini boylamamış, kimse ile kavgası olmayan, varlığını aynı koğuşta kalıyor olsanız bile en erken bir hafta sonra fark edebileceğiniz bir mahkûmun, neden yüksek güvenlikli bir cezaevine gönderildiğini merak etmek de dâhildi aklımdan geçen sorulacak sorular listesine. Sormadım. Tam susmaya meyilli, içtiği sigaranın dumanını izlerken... yüzü değişmiş miydi yoksa bana mı öyle geliyordu? Gözleri büyümüş, ışıldamıştı sanki. Ağzı da açılmış mıydı? Araç sarsılıyordu galiba. Yalpaladı,  bir tarafına doğru çekiliyormuş gibi eğildi; oturduğumuz yerlerde savrulduk   ikimiz de. Onun tarafına doğru yatmaya başladı araç, fren sesi kesildi; yerimden fırladığımda, ellerim gayri ihtiyarî, tutunacak bir şeyler aranıyordu. Onun üstüne doğru düştüm. Bir an burun buruna geldik, göz akının kırmızı küçük kılcal damarlar ile kaplandığını gördüm. Takla atmaya başladık. Aracın içinde, çamaşır makinesine atılmış kirli çamaşır gibi sağa sola çarpıyordum. Ellerinin belimi tutmaya çalıştığını.. hayır tutmaya çalışmıyordu; belimdeki anahtarlıkları çekiştiriyordu.. Kumaşın kopma sesi geldi belli belirsiz. Durduğumuzda, gözlerim tamamen kapanmadan önce… toprağın ıslaklığını, soğuğu hissettim bedenimde. Yüzüme eğilmişti galiba; yola çıkmada yediğiakşam yemeğinin kokusu karışmış nefesi okşadı yüzümü. Gözleri canlanmış, karanlıkta ışıldıyordu. Belimde kemere bağlı deri kabında duran silahıma uzandı bir el.  silahın kılıftan sıyrılırken çıkarttığı sese kaldırılan horozunun sesi karıştı.   Dudakları kulağıma yaklaştı: "Geceleri uyuyamıyorum. Yapmam gerekenleri, sokaklarda gezen siz gereksiz ve zayıfları düşündükçe"
    Yerimden kalkamıyordum. Gözlüklü ve göbekli müdür bey ne demişti? "Nakil aracına binerken, silahınızı asla yanınızda taşımayın. Ön bölümdeki görevlilere teslim edin." Bu  acemilik değil ihmalkârlıktı.  Sonrası karanlık. 
ARALIK 2011 

23 yorum:

  1. Doğu'nun Limanları....
    Alıntı yani... Hemen engin kültürümü gözünüze gözünüze sokayım dedim sayın Avram efendi. Yazı güzel de okuması zor. Minicik minicik karınca gibi. Bizim gibi yaşlıları da düşünün yazarken. Bir de sayfanın sağ tarafına denk gelen ilk harfler görünmüyor. Artı yaşlı çocu(k) kafasını... Hımss şimdilik bulabildiğim hatalar bunlar. Karakterleri büyüttüğünüz taktirde tekrar okur, bir düzine hata daha bulurum zannımca. Saygılar efendim.

    YanıtlaSil
  2. devamı lütfen, arkası yarınlar gibi merakta bırakma adamı:)ama bu defa acıklı bi hikaye olacağa benzer.
    yeni sayfa düzenin hayırlı olsun, yeni dünya düzeni gibi oldu bu ama :) Ancak bu zeminde okumak çok zorlaşıyor, fazla gözü alıyo, sayın blog sahibi dikkate alırsanız pek memnun olurum:)

    YanıtlaSil
  3. Alıntı Yabancıdan mı? Google da aramak yapmak istemiyorum hafızam öyle diyor ama kesinleştirmezsem konsantre de olamıyorum:( Hayy takıldım.

    YanıtlaSil
  4. Yorumu geri alabilsem keşke bee tüh:))

    YanıtlaSil
  5. ben kesin yaşlandım :(( hem doğunun limanları hem yabancı ikisini de ayrı ayrı severken sentezlemişim zaar:P

    YanıtlaSil
  6. @Nehir :))) Hatun olur öyle arada... Herbikes benim kadar mikemmel olmak zorunda diil:) Şaka bir yana artık bana da oluyor. Hatta çok daha bariz şeyleri hatırlayıp çıkartamadığm oluyor. Yaşlandık artık.
    @Avram Bu arada bu hali çok daha iyi oldu sayfanın...

    YanıtlaSil
  7. @Deniz; Bir düzine hata olduğunu sanmıyorum çıktı alıp kontrol ettim ve ayrıca iyi bir örtmenim var.:)

    YanıtlaSil
  8. @SBR; bu kadar; Finito- The End- Son..:)

    YanıtlaSil
  9. İstesem çatır çatır bulurum Usta. Ve fakat amirimi izlemekteyim uğraşamam:)

    YanıtlaSil
  10. @Ebru; alıntının nereden olduğunu ben de bilmiyordum. Ödev olarak yazdım. Alıntılanan bölümden öyküleştirilerek devam edilecekti, ettim; bu çıktı sonuç olarak. Doğu'nun Limanları'ndanmış. Araştırsam, etkileyebilirdi. Ben Doğu'nun Limanlarını okumamıştım, okumadığım iyi oldu alacakaranlık kuşağına döndüremezdim.:)

    YanıtlaSil
  11. @ Ebru takma kafana, Bob Marley'in adının anımsamam beş saatimi aldı geçenlerde.:))

    YanıtlaSil
  12. Çok güzel devamı var değil mi?

    Bence de biz yaşlıları da düşünün lütfen. Yazılar çok küçük.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  13. @Çınar, bu kadarlık bir yazı, devamı yok,üzgünüm.. Yazı karakterlerini büyütmek yerine koyulaştırdım.

    YanıtlaSil
  14. Güzel olmuş eline sağlık,hoşuma gitti okumak ama devamı yokmuş :)

    YanıtlaSil
  15. vay güzel.. severim katilleri, seri katillere hayranlık duyarım hatta...o bakımdan okudum yoksa hikayeleri sevmiyorum bilirsiniz..

    YanıtlaSil
  16. @Muğlalı Ebru, her yazının bir sou vardır vardır ve bilirsin kısa kesip Aydı havası yapmak da iyidir.:)

    YanıtlaSil
  17. alıntıdaki son kelime dolgunluk değil, dalgınlık :)

    YanıtlaSil
  18. Bana da bir yanlışlık vargibi gelmişti,dolgunluk kelimesi ama sen okurken notu o şekilde alınca değiştirmedim.:) Düzeltildi efendim.:)

    YanıtlaSil
  19. devamı falan olmamalı bence. yerinde, kararında diyeceğim de kim oluyorsam artık :)) her neyse ya çok sevdim. açık ve net!

    yalnız azıcık daha küçük yaz, biraz daha içiçe olsun cümleler daha fazla acı çekelim olur mu avram efendi?

    bu arada deniz hanımlar gelmişler de haberimiz yok...

    YanıtlaSil
  20. KArdeşim Avram fakiri, sadece maddi fakiri değil teknoloji fakiridir de. Elimden gelen budur! Sinir etmeyin beni, büyüteç kullandırırım görürsünüz.

    YanıtlaSil
  21. Biraz geç oldu, ama yeni okuyabildim.
    Evet, ilk başta devamı olsa iyi olur diye düşünüyor insan. Ama öyle bir yerde kesmişsin ki, güzel olmuş.
    Karakterler konusuna hiç girmeyeyim.:)

    YanıtlaSil
  22. Niye ya,gir karakterlere de.:)

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)