22 Ekim 2011 Cumartesi

KAHRAMANLARIN YOLU



        Zafer!.. Uzun çabaların, acıların, korkuların, uykusuz geçen günlerin, kavgaların sonunda…Zafer!.. Hem de son ve öldürücü darbeyi, düşmanının  en güçlü olduğu yerde indirerek kazanılan bir zafer!..
        Tek bir indirilişinde bile kafatasını paramparça edebilecek o korkunç silahın gölgesinde, bir tek tüyü bile kıpırdamadan, düşmanın kan çanağı gözlerinin içine bakarak, uçları keskin demirlerin arasından süzülerek, can evinin ortasına kadar başı dimdik yürüyerek, atılan savaş çığlıklarına, sakin sesi ile cevap vererek kazanılan… Her gün bir adım ileri-iki adım geri; her gün, bir siper daha kazandım derken, akşama terk edilmek zorunda kalınmasına rağmen… Gergin vücudunu,   ince uzun türden çam ağacının gölgesinde dinlendirirken, savaş hattı boyunca dolanan nöbetçilerin seslerini dinleyerek geçirilen istirahatlara rağmen…
        Yaşamak içinse savaşımız, bir lokmanın, bir sıcak yuvanın hayali ise amacımız, direnmek zorundasınız! diyen, atalarının sesleri kulağında, pençeleri gerilmiş urgan, gözleri keskin, kasları sıcak,  sesi tok..
          Önce balkondan başladı; iki gün dolandı, kim geldiyse kaçtı; ama fazla uzaklaşmadan..duvarı aşmadan, hep bahçede kaldı. Kazandığı alanı terk etmeyeceğini cümle âleme ilan etmek istercesine, her kovalanışından sonra yeniden tırmandı. Arkasından değil  düpedüz suratına, evet evet, yüzüne karşı edilen tüm sunturlu küfürlere, hakaretlere, bağırıp çağırmalara, orta tonda bir miyavlama ile cevap vererek -ama kin, öfke ne de sitem içermeyen bir orta tonda miyavlama ile karşılık vererek, dolandı durdu bahçede..Velev ki düşman  içeri girsin, saniyelik kolaçanın  ardından zıplayıveriyordu balkona. İkinci gün,   mutfağın  sıcaktan dolayı açık bırakılan  kapısından dışarıya yayılan, Onun için açık davetten farksız, iştah kabartan yemek kokularına meftun midesinin sesine kulak vererek içeriye daldığında, merkez çarpışma alanında buldu kendisini. O girdi, iki ayaklı devler kovaladı. Ama her kovalama öncesi daha çok tüy ve kokusunu bıraktı mutfağın her köşesine. Üçüncü gün, savaşı düşmanının can evine, merkezine, en tehlikeli alana taşıdı; en büyük, en korkunç silaha sahip başdüşmanının cennet mekanına.. salona. Kıyamet koptu önce, silahların en güçlüleri birbiri ardına ateşlendi, en canyakıcıları can almaktan çekinmeksizin üstüne sıkıldı, en hızlı ayaklar var gücü ile peşinden koştu; O.. korkmadı, yılmadı, çekinmedi.   Kıvrak bir kalça hareketi, hızlı bir zıplama, yana doğru çevik bir hamle ile kurtuldu hepsinden, balkona çıktı; dönüp baktı, kimse gelmiyordu arkasından. Artık balkon onundu.
    Dördüncü gün, ne balkonda ne mutfakta kimse yadırgamaz olmuştu Onu. Ayakların arasında dolanıyor, bacaklara sürtünüyor, terliklerin üstüne yayılıyor, kahvaltıda dökülen kırıntıları yiyordu. Ahh, bir de o pist sesleri olmasa. Gururu inciniyordu pisst’lenmekten. Ve beşinci gün, can alıcı düşmanının en zayıf anında, öğlen uykusundan da yararlanarak, salonu da aştı, karanlık, soğuk, bilinmezlerle dolu, pati girmemiş alanları keşfe çıktı; tanıdı, öğrendi, kokladı, geri döndü. Salonda, göstermese bile ürküntüsünü, kuyruğunda hissettiği demirden silahların sahibi, çoktan uyanmış, Onu izliyordu. Yaklaştı, ayaklarına sürtündü; korkutucu silahın metal soğukluğunu tüylerinde hissetti; elinin altında yarım metrelik mesafedeydi korkunç bakışlının. Kullanmadı; pisstt’lemedi, şöyle ayağının ucu ile o da hafifçe, iteledi sadece, kalçasından. Kalçası salındı, kavislendi. Geldiği yere, balkonuna döndü.Baktı, kapıdan çıkarken, gülümser gibi bir miyav çıktı ağzından..O kadar.
      Altıncı gün, uyanır uyanmaz yalandı. Bugün büyük gün, temizlenmek lazım-dı. Bugün, son ve büyük saldırı günüydü, tozun zerresi bile olmamalıydı üstünde. Patilerine baktı; parıldıyordu. Başını kaldırıp, duvarın ötesine baktı son kez. Geride kalanlara, tedirgin yaşayanlara, gözleri köpek arayan yoldaşlarına, duyarlar ya da duymazlar bilinmez (ama bu da önemsiz zaten) son kez uzun ama güven dolu bir miyav yolladı. Salonun, balkona açılan kapısından görünen loşluğa, büyük savaş meydanına baktı uzun uzun. Derin bir nefes alıp, ilerledi.. İçeri girdi, gözden kayboldu kalçası salına salına. Girer girmez, tereddüt etmeden, kafasını eğmeden, bir miyav bile demeden, ip gibi çizilmiş rotasından sapmadan, başında tülbent yanında demir baston, önündeki masada cam komposto tabağında takma dişleri, gözlük kutusunda gözlük ve kulaklığı duran, o en büyük, yaşlı ama bir o kadar korkutucu düşmanına yaklaştı; tek ve kararlı zıplama ile kucağına yerleşti. Başını elinin altına soktu.. Karnından mırıltı geldi, gözlerini yumdu..
        Üstü, yaşamdan lekelenmiş, senelerden buruşmuş bir el havaya kalktı, başına yaklaştı; dokundu önce, sonra tam alnı ile kulaklarının birleştiği yerden geriye doğru sevdi..
        Ortalığa pislersen, kulağından tuttuğum gibi atarım kız seni, haberin olsun; dedi.    
EKİM 2011

48 yorum:

  1. Kesin vardır bir şeyler..İyi bak.:)

    YanıtlaSil
  2. İyi günümdeyim, kalenderim, affediyorum hataları bugün:)

    YanıtlaSil
  3. Yok, kedilere yüz vermiyorum artık, kuşçuyum bundan kelli.

    Zorla söyletme hem, var bir cümle işte,es geçtik, karıştırma kediyi filan Usta:)

    YanıtlaSil
  4. benim de kaşınasım var..Allah Allah söylesene yahu..

    YanıtlaSil
  5. deneme bir ki üç dört, dım tıs dım tıs dım tıs :p

    YanıtlaSil
  6. hadi üslubuna alıştık ama bu, cümle değil resmen eziyet olmuş, şimdi bi' daha baktım da :)

    YanıtlaSil
  7. sırlı-sırsız..Bak deneme falan anlamam yayınlarım.:P

    YanıtlaSil
  8. Narda..Valla kızıyorum ama..HAngi cümle ya..yaz diyorum yazmıyorsun.:))

    YanıtlaSil
  9. hah yayınla yayınla... ben bilirim sana yapacağımı, anarsın adımı 1 hafta :P
    mehtaplı geceleeeeeerdeeeeeeeee hep seni andııııııııım aaaaah aaaaaaah hep seniiii andıııııııııım
    tırınım tırınım
    bunu yayınlama bak çok fena olur :)

    YanıtlaSil
  10. Tühh..Gördün mü..Tam sil tuşuna basacaktım ki, parmağım yanlışlıkla, belki de alışkanlık, yayınla tuşuna bastı..

    YanıtlaSil
  11. neyse, kimse güzel sesimden mahrum olmadı böylece. belki assolist olurum :p

    YanıtlaSil
  12. Sen hele döktürmeye başla yazıları, süperstar olacağından eminim..Düzelttim o cümleyi..Yani sanırım düzelttim.:)

    YanıtlaSil
  13. benim dediğim cümleden bahsediyorsan düzelmemiş

    YanıtlaSil
  14. yok düzelttim..Kedi kokuya dalmıyor artık.:))

    YanıtlaSil
  15. Düzeltmeyi kaydetmiş..Diline düşürdü beni namussuz blogger.:P

    YanıtlaSil
  16. "Düzeltmeyi kaydetmiş"? kaydetmiş mi, emin misin? tam tersine kaydetmemiş olabilir mi :)
    ne içtin sen bu akşam, ben de ondan içmek istiyorum yaaa :P

    YanıtlaSil
  17. Sen "ağlıcam" dersin nasıl olsa.:P

    YanıtlaSil
  18. Bak, boşuna Usta demiyoruz, leb demeden anlamışsın :) Eline sağlık :)

    YanıtlaSil
  19. E üşenip de, arıza olan cümle ile uğraşmadan yayınlasan sen de bilirdin, Narda'nın nereye takılacağını.:)

    YanıtlaSil
  20. diyorum da ne oluyor, hala kıza yorum yazamıyorum. napayım, seninle uğraşıcam o zaman sıkılmamak için.
    (çok sevimliyim şu an. sokakta kalmış kedi yavrusu bakışlarım var.)

    YanıtlaSil
  21. Çok uykum var ama uyuyamıyorum.
    iyisiniz inşallah.Şimdi yazınızı okuyacağım.Henüz okumadım.
    Sırrakalem bana birazcık tanıdık geldi..
    Avram ne olacak halimiz.Depremde oldu,elimizi nereye değsek kopuyor.

    YanıtlaSil
  22. Domatessuyu, sırrakalemi tanımazsınız, eskilerden değildir. Ama yazmaya başladığında seni aratmaz uçmak konusunda, hele "katilin bir dilim kese yoğurdu" olduğunu öğrendiğiniz rüyasını sırlasın, eminim hayran kalacaksın.
    Ben de uyuyamadım. Uyku bırakacak durum değil ki..Hele bir öğretim üyesi arkadaşımıb Van'da olma olasılığı aklıma gelince gecenin bir vakti zor tuttum kendimi telefona sarılmamak için.

    YanıtlaSil
  23. tamam ..bunu öğrendiğim iyi oldu.Çünkü okurken bir beğenmemezlik durumu hasıl oldu bende.Burnum bir büyüdü senin yüzünden:)

    Bu bir gerçek herşeyi okuyamaz oldum.Kriterlerim oluştu ve bunu hiç istemiyordum.

    Van'da benimde akrabam var.Çocukluğumuzun beraber geçtiği.Orda öğretmen.İyiler çok şükür.

    Lakin o göçük altından çıkarılan çocuklar.İnsan olupta yürek dayanır mı buna?

    YanıtlaSil
  24. Efendim, Aman sabah ne güzel iltifat..
    Kriter değil ama çıta yükselmek zorunda..Sen farkında olmasan da istemesen de yükseliyorsa doğru işler oluyor demektir. Hiç itiraz etme.:)
    İşin profesyonel kesiminden gelen, sırlara kalem basan birisidir. Ne yazarsa, okutur. Oradan da Arkaik Harflere sıçra. Onun referansı da Sırlı-sırsız.(:P) Ünlü yapıcam onları.:P Şöhretten başları dönecek.:P

    YanıtlaSil
  25. hhahhha:)
    karnım aç ve güldürdün beni:)
    tamam bakarım.
    Çıta yükseliyor mu bilmiyorum ama böyle uçuşan yazılar okumaktan keyif alıyorum şu aralar.
    Sonra kek pişirdim yiyemedim.
    iyi mi?

    YanıtlaSil
  26. teşekkür ederim hoş sözleriniz için avram bey, şımartıyorsunuz beni. lakin yüzüme çemkirip arkamdan böyle şeyler demeniz pek bir şaşırttı beni. rüyalarım konusuna hiç girmeyeceğim ama katil bilgisayar, katil telefon hattı oluyor, filmi bile çekiliyorsa niçun katil yoğurt olmasın? ya da katil hep uşak mı olmalı, sorarım size... farklı kurguların zamanı gelmedi mi? cık cık...
    :)

    YanıtlaSil
  27. Bu sıkıntılı günde gülümsettin beni. Allah da seni güldürsün. :)

    Evini kendi seçen kedilerin bir de kötü huyu vardır. Yeterince ilgi görmediklerini düşünürlerse çekip gidiverirler. Sen bu kediye ne oldu acaba diye endişelenirken o kendine başka kapı bulmuştur bile.

    Tecrübe ile sabittir!

    YanıtlaSil
  28. Yüzünüze çemkirip arkanızdan konuşmak mı?? Kuruyu yaşı geçtim, düpedüz iftira! Önden, arkadan, boydan profilden, alttan, üstten her açıdan çemkiririm ben efendim; bu konudaki yeteneğim müthiş, sınırsız..
    Katilin ne olduğu konusu hakkında düşüncelerim malum, yoğurttan herşey olur; özellikle harika, rakı mezesine malzeme olur. Amma, katil olur mu? Orası tartışmalı. Sulu şey yahu. Sulandırıverir işi. Ele yüze bulaşır.

    YanıtlaSil
  29. Şule hoşgeldin.:) Entep yazılarını bekliyorum(z).. Kedinin son durumu: annemin battaniyesinin altına giriyor.:)) Terk edip etmemesine gelince, görüntü ev kedisi olduğu ve canı gezmek isterken kapağı bizim eve attığı. Hareketleri bunu gösteriyor. Gider mi bilmem ama en azından kışı burada geçirecek gibi.:))

    YanıtlaSil
  30. avram bey, huysuz bir insansınız biliyorum ama siz de takdir edersiniz ki, benim de altta kalacak bir yapım yok. kim daha uzağa taş atar (!) yarışmasına girmeden konuya döneyim...

    tezer özlü der ki; "ceset, kokmuş ettir. güzel, ya peynir ne? sütün cesedi."

    peynir ceset ise, yoğurt da pekala katil olabilir. ben yaptım, oldu :P

    saygılar...

    YanıtlaSil
  31. İkinci tekil şahıslardan nefret ederim..Ama yine de el mahkum kullanıyorum..Arkaik Harflerdeki yorumum yayınlandı mı bilmiyorum ama, Tezer Özlü hakkında şunu söylemiştim: T.Özlü ile aynı şeyleri göruyor olsam da etkisi ters oluyor. O ne kadar "hiç"liği görüyorsa ben o kadar "çok"luğa aşık oluyorum her seferinde. Bu minvalde bir şeydi.. Dolayısı ile, ceset yani ölmüş insan çürürken, doğaya yani özüne karışır. Her zerresi ile doğanın bir parçası olur. Yeniden doğar.. Doğum kavramını illa "ananın karnından çıkmak" olarak anlamak zorunda da değilim. Bu durumda, peynirin, sütün yeniden vücut almış hali olarak kabul edebiliriz. Tadı da pek nefistir.. Peyniri biz yeriz, cesedi ise böcükler.. Her ikisi de katışır, doğaya.. "Hiç" olmaz, "çok"laşır.. Biri, toprakla, diğeri benim midemde..Canım peynir istedi..Yoğurdu da severim. Henüz gırtlağımı sıkmaya çalışan yoğurda da denk gelmedim.. Bölücülük yapmayınız lütfen..Sİzin de huysuzluk konusunda sahip olduğunuz potansiyeli daha ilk gördüğüm anda keşfetmiştim.
    Not: Ben daha uzağa atarım taşı.:P

    YanıtlaSil
  32. sen daha uzağa atabilirsin taşı... ama ben tam alnının ortasına atabilirim mesela...

    ah yanlış anlamayın, tamamen latife ediyorum. bilirsiniz ne kadar kibar, ne kadar sevimliyimdir halbuki :))

    YanıtlaSil
  33. Yoğurttan katil çıkaran, taştan nükleer silah da yapabilir..İnanırım yani.Kask mı taksam naapsam? Bilmem mi ne kadar kibar ne kadar naif ne kadar nazenin olduğunuzu.:P

    YanıtlaSil
  34. ah ah teşekkür ederim, çok şekersiniz :P

    YanıtlaSil
  35. Bunun arkası kaya..bildiğin kaya.:P

    YanıtlaSil
  36. Halime..Gülme..uzun hikaye.:))

    YanıtlaSil
  37. O da takmıyor zaten ismini.:))

    YanıtlaSil
  38. güzelmiş... azim demek ki herkese lazım,bir ben de yok zaten.

    YanıtlaSil
  39. Belki halimeye güzel bir hikaye yazarım:)
    sıcak bir ev,hikayesi.

    YanıtlaSil
  40. Ebruli, bununki bildiğin yüzsüzlük azim mazim değil.:P

    YanıtlaSil
  41. Rüzgar, bunda sanırım şaşılık da var..:)) Ama tam bir sokak sürtüğü.. canı yemek, kucak ve oyun istediğinde eve giriyor.:)

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)