19 Haziran 2011 Pazar

ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ

   
La havleeee.. Yine bıraktı gitti kadın paketi iyi mi.. Arkadaş bela mısın sen mahallenin başına; tövbe yarabbim. Oğlum, gel kaldır şunları... ambalaja olan oldu…
      Zahiri Hanım’ın, market sahibinin artık sayısını anımsamadığı çokluktaki eylemlerinden birisi daha gerçekleşmişti: Şarküteride bulunan tezgahtarın açık peyniri keserken kullandığı bıçağı temizlenmemiş olması, daha doğrusu  tezgahın üzerindeki tülbent parçasıyla keskin tarafını  sıvazlaması başlatmıştı eylemi. Gerçi, market sahibinin de kabahati vardı bu işte. Bilmiyor muydu  Zahiri Hanım'ın namazgâh kadar kesin menzilli huylarını? Biliyordu elbet. Bildiği halde müsaade olacağı da buydu. Bir kez daha Zahiri Hanım, örnek olmamakta direnen bir esnafa haddini bildirmiş, sadece peyniri almamakla kalmamış ne varsa herşeyi bırakıvermişti kasanın önünde. 

      Marketin sahibi, temizlik kurallarına uymamaktan  dolayı fırçasını yemiş, paketlenmiş ürünleri  paketlerinden çıkarıp tezgahlarına gönülsüz şekilde gerisin geri yerleştirirken, dışarı çıkan Zahiri Hanım’ın hışmından alışveriş yapmasa bile manav da nasibini almıştı. Kaldırım üstüne konulan sebze  meyve kasaları, yetip de artmıştı saldırı için mahalleye nam salan cazgırlığı Zahiri Hanım’a  sökmediğinden, kaldırımın üzerinde boy atmaya çalışan ağaç fidanının dibine döktüğü kıl tüy süprüntülerini söylene söylene toplamak zorunda kalmıştı Berber Rıza, tam da manava kıs kıs gülerken. Onun yaklaştığını gören mahallenin üç taksi şoföründen birisi olan Numan’ın, kovasını süngerini bagaja attığı gibi kaportasındaki sabunlu suları bile temizlemeden müşteri var bahanesi ile kaçması, Zahiri Hanım'ın bir sonraki alış veriş turunda  parmağını sallaya sallaya, sokak ortasında araç yıkanamayacağına dair atacağı söylevi dinlemekten kurtulmasına faydası olmayacaktı.
      Tümenini denetlemeye çıkmış general çalımı ile sokağı boydan boya geçmekte olan Zahiri Hanım'ın  50 yıllık mahalle sakinliği, Amerikan Başkanının iktidarı tadında  hakimiyetini kurmasına dayanak teşkil ediyordu. Daha  on yaşında iken yerleştikleri mahallede sadece genç kızlığı değil gelinliği, çoluk çocuğa karışmışlığı, öğretmenliği, torun torba sahipliği de  anı olarak, mahallenin yıkılıp giden tek katlı evlerinin duvarlarına çivilenmişti. Değişme denilen olgu, Zahiri Hanım’ın sadece bel civarında ve kalçalarına uğramış, yaşamında bir santim bile etkisini gösterememişti. Belki okuyup mezun olduğu  mahalle okulunun senelerce müdürlüğünü de yapmış olması yüzünden, belki her bir çocuğun onun topuz saçlı uzun etekli siluetinin bir eseri sayılmasından bilinmez; evde, işte, çocuklarını  yetiştirirken, o şaşmaz vatandaşlık bilgileri doğrultusunda kurallara uygun, bir-örnek insan olarak yaşamıştı. Tabii müdürlük döneminin etkisi midir yoksa kızının evlenip oğlunun ise (başka şehirde) iş bulup taşınması yetmezmiş gibi  pek sevdiği eşinin de beş sene önce vefat etmesinin sonucu mudur; yalnız kalınca.. Haftanın iki günü  mahallenin, mağazalardan çok hâlâ dükkanların hakim olduğu, ana caddesi sayılabilecek sokağında elinde rahmetli eşinden kalma ip filesi, bir aşağı bir yukarı dolanıp alışverişini yapmakla kalmayıp müfettişliğe başlamıştı.
  Sadece dükkanları değil, mahallelinin doğru Türkçe kullanmasını, üst başlarını; taksicilerin taksilerini,  yoldan geçen yabancıları, minibüsleri, belediye otobüslerini, o gün kimi yakalayabilirse denetliyordu. Gücü  bir tek, okuduğu- okumakla kalmayıp önce öğretmenlik sonra da müdürlük yapıp emekli olduğu, mahallenin 50 yıllık okuluna yetmiyordu. Müdür bey daha ilk ziyareti sonrası, kapıya kesin talimat vermişti içeri alınmaması için. 
   Bu kısacık sürede artık ne varsa düzeltilmesi gereken düzeltiliyor; Zahiri Hanım’ın doğrularına göre örnek vatandaşın nasıl yaşaması gerekiyorsa, O'nun  sokağı boydan boya geçişi süresince yaşanıyordu.  İsterse yaşamasınlar; kırk senenin Türkçe öğretmeni Zahiri Hanım’ın, ağzından dökülen kelimelerin etkisinden kurtulmak için sadece esnafın değil, mahallenin diğer sakinlerinin de bütün gün demlik demlik çay, fincan fincan kahve içmesi gerekirdi 
    Teftişin bittiğini haber veren sokağın sonuna gelmesi değil,  kendisine koşan torunu olurdu. Kızı  Farızî’ nin haftalık ziyaretleri, onları karşılaması ve  küçük torununun kucağına atlaması  ile başlardı . Kucaklama faslı biter bitmez şöyle bir uzaklaştırır torununu, iki omzundan tutar, yukarıdan aşağı süzerdi giysilerini Zahiri Hanım; kılık kıyafet teftişini tamamladığında mutlaka bir kulp bulur söylemekten de çekinmezdi. Kızı alışmıştı senelerdir annesinin bu hallerine ama ufaklığa söz geçirmek ne mümkün.. Hele ki televizyonda izlediği çizgi filmlerden öğrendiği yeni kelimeleri kullanma hevesi de işin içindeydi ki tutabilene aşk olsun. Binbir özenle giydiği giysilerine bulunacak her kulp için mutlaka yeni bir kelimesi vardı. Ve bugünkü kelimeyi de kullanıverdi, çorapları ile eteğinin renk uyumuna söylenen anneannesi için: Öfff anneanne ya, ne kadar gıcıksın!
   

Haziran 2011

15 yorum:

  1. yok yok ben boşuna demiyorum sen tam mim adamısın diye. hayır öyle güzel öyküler, yazılar çıkıyor ki mim bahanesiyle. hadi sen de kabul et hoşuna gidiyor yazmak :)))

    YanıtlaSil
  2. bu arada "Teftişin bittiğini haber veren, sokağın sonuna gelmesi değildi, tüm sokaklar ya çıkmazdır ya da biter zaten." cümlesi de nedense ayrıca bir hoşuma gitti...

    YanıtlaSil
  3. Mim falan sevdiğim yok.. Mimleyip durmasın kimse beni.:))
    O cümleyi ben de sevdim yalan yok ama bir şey takıldı. Ne olduğun ubilmiyorum bir şey var o cümlede.İfade mi anlatım mı bilmiyorum bir hata var.:))

    YanıtlaSil
  4. evet fark ettim ben de ama şu var diyemediğim için ses etmedim. kulak tırmalıyor sanki okurken...

    YanıtlaSil
  5. şahane bir yazı bu, ellerine sağlık, yeni bir kitaba başlamış gibi bir solukta okudum.

    Mim olması konusuna girmiyorum bile.

    YanıtlaSil
  6. babalar gününüzü kutlarım:)

    YanıtlaSil
  7. Maya bulurum ben oradaki sorunu ama bugün değil..
    Aslısın; sevdiğine sevindim. Amma benden bu kadar, yani daha fazlasını yazamam.:)
    Domatesuyu; teşekkür ederimm.:)

    YanıtlaSil
  8. Çok keyifli bir kitap ardından çok keyifli bir öykü. Yalnız fena halde boşluk oturdu içime. Nedeni şudur düşündüm bitince ve çocukken masal hikaye okumadı kimse. Galiba ondan bu kadar keyif alıyor ama aynı zamanda hüzünleniyorum:)) (ardından da gülüyorum haydi hayırlısı)

    YanıtlaSil
  9. Bak ya, bana ada okuyan ya da anlatan olmamıştı, sen yazınca düşündüm. Ama ben, kendi masallarımı uydururdum. Bu arada ben hâlâ bitirmeyi beceremedim iyi mi İşigüzel'in kitabını.:))) Utanıyorum kendimden. Sokaklarda sürttüm çünkü.:))

    YanıtlaSil
  10. Sen yazmak için malzeme çekiyorsun içine ee gez tabi:)

    YanıtlaSil
  11. Ya çok güzel bir hikaye, iyi ki mimlemişim. Eğer böyle hikayeler yazacaksan, ben kızsan bile mimlerim Avram Usta haberin olsun :-) Amaç edebiyata hizmet :-)

    YanıtlaSil
  12. @Nehir İda; tabi tabi. Alsancak'tan bi malzeme çıkar ki.:))
    @K.C.S.; teşekkür ederim.
    @Beyaz; bak o Zahiri'nin adı Suvebeyaz oluverir görürsün.:)Mim yok, mim yok.:)

    YanıtlaSil
  13. Demek ki amacına ulaşmış..

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)