17 Haziran 2011 Cuma

TUHAF BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ-4

  SAAT: 17:00 (SEÇİMLERİN SONA ERMESİNE BİR SAAT KALA)
    Baş Yönetici, koşuşturmacanın,  telefon seslerinin ve bağırış çağırışların arasında, önüne konulan son raporu  kaskatı kesilmiş, kan çanağına dönmüş gözlerle okuyordu. Her satırının bir  kasını felçleştirdiği bir rapordu bu. Akıllara gelmeyen, gelmenin ötesinde en ufak bir işaret bile vermeyen bir kriz.   Sabah, basit bir yaz kaçamağı sanılıp üstünde durulmayan ilk bilgiler aslında tsunaminin ilk dalgası idi. İlerleyen saatlerde yağmur gibi benzer haberler gelip de  ilk tedirginliğin titreşimleri vücutlarına yayılırken, yorum yapmaktan kaçınmışlardı.


Oysa Baş Yönetici, günlerdir süren seçim gezileri ve mitinglerin yorgunluğunu biraz olsun atabilmek için fazladan bir kaç saat uyumak üzere gittiği evinden, sabahın dokuzunda uyandırılmıştı  ilk tuhaflık belirtileri baş gösterir göstermez.  Ofisine gittiğinde raporlara baktıkça anlam veremese de, depremi hisseden canlılar gibi midesine giren sancıların büyük felaketin habercisi olduğunu anlamıştı.  Saat ondaki ilk bildiriyi yayınlatma sebebi buydu. Ve hemen arkasından yayınlanan o ikinci sert bildirinin de. Gelen raporlarda ne yazdığını daha okumadan anlıyordu, getiren yardımcısının süt rengi olmuş olan yüzünden. O üçüncü ve yalvaran bildiriyi yayınlamadan önce, rakibi olan ama aslında son üç seçimdir halef-selef olduğu muhalefet yöneticilerine haber göndermiş, Baş Yönetici-Büyük Muhalefet ve küçük muhalefet yöneticileri ile bir araya gelmiş, tüm raporları onlarla paylaşmıştı. ne de olsa kendisi de bir süreliğine Baş Muhalefet Yöneticisi ve Küçük Muhalefet Yöneticisi olacaktı. Raporlara göz atan muhalif arkadaşları da   aynı fikirdeydi. Üçü de, öngörülü insanlardı yoksa neden yönetici olsunlardı ki. Bu işin önüne geçemezlerse olabilecek felaket hepsini kayan toprak gibi önüne katıp sürükleyecekti. Üçüncü bildirinin dışında, pilot belirledikleri bölgelerde ufak tefek denemelerde bulunmuşlardı. Hangisinden sonuç alınabilirse, diğer kentlerde de hemen uygulamaya konulacaktı. Baş Yöneticinin etkili olduğu şehirde, gönderilen ekipler durdurulan halkın arasına karışmış,  seçimin önemi anlatılmaya çalışılmış, oy verilmezse diğer şehirlerden alacakları oylarla muhalif yöneticilerin başa geçeceği söylenmiş ancak etkili olmamıştı. Bu lafı duyan, kahkahayı basıp yoluna devam ediyordu. Büyük Muhalifin şehrinde, yolları tanklarla tutmaya kalmışlardı ama  millet, oracıkta açıvermişti piknik sepetlerini. Hamakları tank namluları arasında kurmaya vardırmışlardı işi. Diğerinin şehrinde -ki deniz kenarındadır, denize giren insanların havlularını toplamışlar, oy vermeye gidilmezse havluların verilmeyeceği söylenmiş, insanlar bu sefer de denizden çıkmaz olmuştu. Bir başka yerde, mangal kömürleri ellerinden alınmış insanlar da, çevredeki ağaç dallarını çalı çırpıyı kullanmaya başlamıştı. En son, siz denizden çıkmayın, pikniğinizi kesmeyin biz sandıkları getirelim demişler ama kimse aldırmamıştı. İş bir süre sonra iyice kontrolden çıkmaya başlamış, güvenlik güçlerinden bazıları görevlerini terk etmiş, silahlarını ve telsizlerini bırakıp halkın arasına karışmıştı. Askerler ve subayların bazıları, tüm teçhizatlarını atıvermişlerdi askeri araçların içine. Kalabalığın arasında ya denize giriyorlardı ya da mangal yakmaya uğraşıyorlardı. Saat ilerliyordu ama daha bir tek oy kullanılmış değildi.
  Küçük Muhalif Yöneticisi yüzündeki terleri eşinin doğum gününde aldığı ipek mendil ile silerken sordu: Ne yapacağız peki?
  Büyük Muhalefet Yöneticisi tam ağzını açacaktı ki, sustu. Baş Yöneticiye topu atmayı daha akıllıca buldu ve soran gözlerle bakmaya başladı. Zor kullanamayız, çok kalabalıklar. Kalabalığı geçtim nerdeyse memleketin tamamı. Seçimleri erteledik desek… o da olmaz, ikinci kere aynı şey olursa açıklayamayız. Öyle bir şey bulmalıyız ki, hem seçimi bu hali ile bile olsa sonuçlandırmalı hem de yarın, ilk seçimde bir daha böylesi bir tuhaflıkla karşılaşmaktan kurtulmalıyız. Önündeki soğuk su dolu bardağı bir dikişte bitirdi. Sıcak canına okumuştu. Oysa, klimalar sonuna kadar açıktı. Efendim.. Bunu söyleyen, Baş Danışmanıydı. Müsade ederseniz, bir fikrim var sunayım size. Üçü de meraklı gözlerle baktılar danışmana. Belki de bir miktar heyecan. Bu akılalmaz işten kurtulmak için simitçi gelse dinleyecek durumdaydılar. Yoksa, başka zaman böyle akıl vermeye kalkışsa, koltukta gözü var denir harisliğinin bedelini kovulmakla öderdi. Söyle bakalım dedi Baş Yönetici.
   Madem, insanların oy vermesini sağlayamıyoruz onları devre dışı bırakalım. Oy kullanmalrına gerek kalmasın. Tam ağzına geleni söyleyecekken Baş Yönetici, bir diğeri yekten atıldı nasıl olacakmış o çok bilmiş..
    Efendim, şöyle olacak: Madem, üç aşağı beş yukarı tüm seçim sonuçları belli,  madem bu iş  sırayla oluyor, o zaman vatandaşların gelip de oy kullanmasına gerek yok. Onlar adına, bir seferliğine bizim seçtiğimiz temsilciler yöneticileri seçer. Daha sonra da, yeni dönemde o temsilciler yeni temsilcileri seçer. Yeni seçilen temsilciler de yöneticileri seçer. Bir daha da kimsenin oy kullanmasına gerek kalmaz. Vatandaşlarımız da bu sıkıcı işten kurtulmuş olurlar. Hem, temsilciler de her seferinde yenilendiğinden kimse ömrü boyunca temsilci kalmaz. Temsilcileri seçen temsilciler de zaten, vatandaşlarımız adına atanmış olduklarından, yeni temsilcileri seçme hakkı da olacak demektir. Bu durumda demokratik olmayan bir durum da söz konusu olmaz. Bir kaç dakikalık suskunluk sırasında üçü de kafalarından karışık görünse de aslında basit olan bu sıralamayı hesaplamışlardı. Üçü de gülmeye başladılar. Neden olmasın dedi Baş Yönetici. Bizi seçenler, vatandaşlar değil mi? Onlar adına biz zaten karar almıyor muyuz? Bu kararı da onlar adına almış oluruz. Onlar adına alınan bir kararın demokrat olmadığını kim iddia edebilir? Onlar adına yapılan seçim ile belirlenen kişilerin de yeni yöneticileri seçmesinin ne mahzuru olabilir ki?  Böylece sandığa gitmekten de kurtulmuş olurlar. Hem, hava da ne güzel işte. Denize girsinler, piknik yapsınlar. Değil mi?
  Peki bu nasıl olacak diye sordu Baş Muhalif Yönetici.
   Hemen meclisi toplayalım, nasıl olsa hepsi şu anda buraya yığılmış durumda zaten. Bir karar alırız daha zamanımız var. Temsilcileri atarız. temsilciler de Yöneticileri atarlar. Sandıkları da toplarız  dedi, Küçük Muhalif Yönetici. Ehh, Sayın Danışmana da Baş Temsilcilik veririz olur biter diye de tamamladı Baş Yönetici. Bu sorunu da halletmiş olduğunu düşündü yoksa bu akıl ile koltuklarına göz dikme olasılığı vardı bu adamın. Danışmana dönerek, hemen toplayın meclisi; en büyük salona sığışsınlar vakit yok. Beş dakika içinde de listeyi yapsınlar, basın aracılığı ile duyuralım diye bitirdi sözünü. Bir de şu sıcağa çözüm bulabilseydi. 
(Bir tane kaldı az sabır)

11 yorum:

  1. Ne güzel! Daha uzun olmalı.Zevkle okudum.

    YanıtlaSil
  2. enteresan...memleketime pek de benzeyen bir manzara :-)

    YanıtlaSil
  3. Bismillahirrahmanirrahim(doğru yazdım sanırım)
    Başlıyorum okumaya:)

    YanıtlaSil
  4. saramagocuğum aaa pardon yoldaş bugün ya evde okuyabileceğim ya da özet gönder:))
    Araya ayraçkoydum gidiyorum.

    YanıtlaSil
  5. Efendim herkes kenara çekilsin, Melda ablam gelmiş ve de yorum yapmış: Şimdi Melda Abla, dört bölüm halinde yayınlanmış olup son bir bölüm daha var ve bu okuduğun dördüncü bölüm-dü desem, sen bana " Ulen çömez Kurbaaa; ben de biliyorum gelmiim yanına, almiim elime" der misin? Muhtemelen dersin.:) gerçi sen bunu okumazsın ama geleyim de güzel bir orta kahve içelim mi? Epeydir de laflayamadık.
    Bilmeyen not: Melda Ok ablamız, bizim lisenin epey eski mezunlarından olup, Fransa'da kendi çabaları ile Sanat Tarhi, Dinler Tarihi ve MIsıroloji eğitimini Sorbonne'da yapmış, yıllarcda Fransa'da çalıştıktan sonra şu anda Phuket'te yaşayan ve yaz aylarında Karşıyaka'ya gelen bir ablamızdır. Hayat hikayesi kapalı devre kendi kaleminden silah zoru ile döktürülmekte olup bir izin verse müthiş yaşam öyküsü çıkacak zenginliktedir. O yazarsa sayfada herkes esas duruşa geçsin.

    YanıtlaSil
  6. Milletin Saramagooo diye bağırışmasına bakılacak olursa, tüm memleketlerde aynı gibi suvebeyaz.Hele Amerikan sistemini düşünecek olursak.(Malum orada seçmen, önce temsilcileri seçer onlar da başkanları. Tabii, her partinin temsilcisi belli olduğu için, daha temsilcilerin karşı partinin başkanına oy verdiği vaki değildir.:) )

    YanıtlaSil
  7. Euzubillahimineşeytaniracim..
    Doğru yazmışsın balık.:)

    YanıtlaSil
  8. Nehirida, bir yerlere toplu halde göndermek ve de önceden paslamak ikinci bir emre kadar yasaklanmıştır.:))

    YanıtlaSil
  9. Tamam bağırma akşam okurum:)

    YanıtlaSil
  10. allammm, allammm yine balık demiş:)

    serpil ben...:)

    YanıtlaSil
  11. Serpil (Balık).. İstişareye yatıp isimleri bulma gibi bi yeteneğim yok maalesef.:) Yani çok isterdim ama yok işte ne yapayım.:)

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)