16 Haziran 2011 Perşembe

TUHAF BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ-3

  SAAT : 15:00
    Bay Z, ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Seçim programı için hazırlanan tüm akış alt üst olmuş, çeşitli şehirlere dağılmış olan  muhabirlerin canlı yayın bağlantılarında, seçimin ne kadar huzurlu ve sakin geçtiğini, mümtaz vatandaşlarımızın ne kadar uyumlu  ve mutlu bir şekilde oy kullandıklarını anlatmaları gerekirken…


Havadan, sıcaktan, parklardan, bahçelerden bahsetmek zorunda kalmışlardı. Sandık çıkışı anketleri yapılmadığı için yorumculara başvurulamamış, kimseden görüş alınamamıştı. Sert ifadeli, kararlı bakışları ile kameramanları bile ürküten güvenlik güçlerimizin amirlerinden, huzur ve sükun dolu bir seçim günü yaşadığımızı, alınan önlemlerin yeterliliği duyurulamamıştı.  Bay Z' nin midesine ağrılar girmekteydi. Yönetmen saçını başını yolmaktaydı. Kanal Yöneticileri bile doluşmuştu stüdyoya. Gözünün içine bakıyorlardı. Haberci refleksi ile, vatandaşların peşine taktığı kameraman ve muhabirlerden de haber gelmez olmasının ötesinde,  artık ulaşılamıyordu. Telefonlar çekmiyor, görüntü akmıyordu. Saygıdeğer Yöneticilerimiz çılgınca   bir bildiri yayınlamışlardı. Akıl alacak gibi değildi. Neler olduğunu anlayamıyordu. Tam o sırada, eline bir başka bildiri daha tutuşturdular alel acele. Daha ilk cümleleri okur okumaz Yok artık! dedi. İki saat önce yollanan bildiri ne demekti, bu ne demek oluyordu?   Sevgili, sağduyulu Vatandaşlarımız! diye başlıyordu. Seçimin öneminden dem vuruyor, tamamlanamaması halinde düşülecek yönetim boşluğunun sonuçlarının ağır olacağından, ekonominin çökeceğinden, kargaşa çıkacağından, sokaklarda anarşinin kol gezeceğinden, hastanelerde doktor bulunamayacağı, otobüslerin metronun çalışmayacağı, uçakların uçamayacağından… bunları organize edenlerin Sevgili Yöneticileri olduğunu, o yüzden seçimin hayat memat meselesi sayılması gerektiği, havadaki bunaltıcı sıcağın etkisini anlayışla karşıladıklarını  ama  dönüp önce oy kullanmalarını sonra diledikleri yere gitmelerini, hatta istiyorlarsa ( bir telefon açılması yeterliydi) durdukları yere bile sandık gönderilebileceğini, Sevgili Yöneticilerinin, Onların her şeylerini düşündüklerini… Devamını okuyamadı, sendelemeye başlamıştı baş dönmesinden. Gözleri faltaşı gibi açılmış, kanal yöneticilerine baktı.      

     SAAT: 13:00 (BAY Z, ŞOKA GİRMEDEN İKİ SAAT ÖNCE)
     Karakol Amiri aldığı son emir ile elindeki tüm birimleri, resmi-sivil araç ayrımı yapmadan şehrin çıkış noktalarına yöneltmişti. Emirde öncelikle bu kadar insanın   nereye gittiğini, herhangi bir yönlendiren olup olmadığını, liderleri bulunup bulunmadığını araştırmaları  istenmiş bundan sonuç alınamazsa  ekiplerin insanları durdurup kimlik kontrolü yapıyormuş gibi neden oy kullanmadıklarının,  nereye gittiklerinin sorulması emredilmişti. İnsalara, oy kullanmanın öneminin yanında   kullanılmaz ve seçim yapılmazsa yaşanacak karmaşanın anlatılması ve geri dönmelerinin rica edilmesi yazılıydı.
      Rica etmek? İyi ama neden bir kaçını tutuklamıyoruz diye sormuştu emrin ulaşması sonrası Müdürüne açtığı telefonda, tüm memleketi mi tutuklayacaksın cevabını alınca sarsılmıştı. Ekiplerini göndereli epey olmuştu. İlk telsiz bağlantılarında, kalabalıktan insanların neşesinden bahsediyordu birimler. Sorulara insanların sadece gülümsediğini, zorluk çıkartmadığını ama cevap alınamayan sorular biter bitmez yollarına devam ettiklerini de eklemişlerdi. Hiç mi cevap vermiyorlar diye sorduğunda, -Hiç demişti telsizin diğer ucundaki
  memur. Hiçbir şey söylemiyorlar. Gülüyorlar sadece. Sonra, telsiz bağlantıları da yavaş yavaş kesilmeye başlamıştı. Tüm anonslar cevapsız kalıyordu. Sadece cızırtı sesi geliyordu. Hayatında belki de ilk kez korkmaya başlamıştı.
     Jandarma Komutanı, yakın arkadaşı Sandık Kurulu Başkanından bir Allahın kulunun bile gelip de oy kullanmadığını duyduğunda önce darbe olduğundan korktu. Ordu mensubu olduğunu anımsayınca rahatladı. Sonra, vatandaşların darbe yapabileceği aklına geldi daha da korktu;  hemen arkasından, vatandaşlarda çakı bile olmadığı aklına geldi.  Saçmalamasının nedenini sıcağa bağladı. Yolladığı ekiplerden gelen tuhaf bilgileri anlamaya uğraştı.  İnsanlar  sahil kıyılarına inmiş, havlularını çıkartmış denize giriyordu. Denize uzak kesimlerdeki kasabalarda ise, ormanlık alanlarda piknik yapıyorlardı. Mangallar çıkarılmış, sofralar kurulmuştu. O da bir süre sonra bilgi alamaz olmuştu ekiplerinden. Duyduğu tek ses, telsiz cızırtısına dönüşmüştü. 
  SAAT: 15:30
  Bay Z, makyajını tazeletmekten vazgeçmişti artık. Yüzünde akan fondötenlerin bıraktığı izlerle bakıyordu kameraya. Son bir saattir,  yollanan herhangi bir bildiri de yoktu yöneticilerimizden. Son gelen bilgiler ( O da artık hiç ulaşamaz olmuştu habercilerine) insanların, deniz kıyılarına akın ettiği, havluların açıldığı- sofraların kurulduğu, iç bölgelerde göl ya da dağlarda piknik sofralarının kurulduğu, hamaklara yayıldıklarını rakıların bile çıkarıldığı idi. Bu kadar..  Haberciler de kayıptı.
 (devam)

18 yorum:

  1. Son rapsodide anladım ve aman ne güzel dedim.
    Bir gün belki gerçekleri görüp, gerçekten gitmezler.

    YanıtlaSil
  2. Gidiyorlar mı dersin? Ya gerçekleri görmüşlerse?..

    YanıtlaSil
  3. Görenleri göstersene bana avram?

    YanıtlaSil
  4. benim canım kavga etmek istiyor bugün, neden bilmiyorum;tersliğim üzerimde:)

    YanıtlaSil
  5. İki bölüm kaldı. Sabır iyidir.:)
    Kavga konusuna gelince, beceri sınırlarımın dışında bir şey.

    YanıtlaSil
  6. daha iki bölüm mü var?

    yağmur yağıyor, yürüyüşe çıkıyım bari:)

    YanıtlaSil
  7. Bakunin geçmiş olabilir mi yoldaş önceden oralardan?

    YanıtlaSil
  8. Bakunin uğrasa, millet kazmayı küreği kapar resmi binalara saldırırdı.Sanmam yani.:))
    Maya, tamam söz okuyacağım saramago'yu.:))

    YanıtlaSil
  9. Hikayenin tamamını okudum. Bakalım Saramago' dan farklı ne olacak. Bakunin bence de uğrasa böyle relax bir ortam düşünemiyorum:)

    Bu zevat nerde örgütlenmiş, şimdiye kadar bilinmeyen bir sosyal ağ mı yarattın naptın Avram?:)

    Hani benim Polonezköy' de yaptığım mangalın kokusuna gelip de seçimden vazgeçmiş olabilirler mi...Soru işareti hep...

    YanıtlaSil
  10. Tamamı bitmedi ki daha nasıl okudun tamamını? Virüs mü attın b.sayarıma yoksa????.:)))
    Bakununli bir hikaye, kan kırmızısı olurdu.:))
    İmgeleri de anlattırmayın bana beyefendi. Tikkatli okuyun görürsünüz.:)) Polonezköy ve mangal.. Kör Agop'u satarım ama ben direk.:))

    YanıtlaSil
  11. Yahu yazdığın 3 bölümü de okudum işte. Daha önce hiç birini okumamıştım. Zaten yorumuma bakarsan bakalım neler olacak dedim. Gerisini bekliyorum anlamında.

    Hayret yaw...

    YanıtlaSil
  12. Yaw yaptığım yorumdan şüphe edecem:)) Dikkat lütfen:))

    YanıtlaSil
  13. E sen benim gülme işaretimi niye atlıyorsun abicim. Şahsa özel: Dikkat ben dediğini anladım ama makara yapıyorum mu yazayım?.:)) Eyvah eyvah. Dilime düştün haberin olsun.:))) Bundan sonra Kandıralı sen de dur! derim.:))

    YanıtlaSil
  14. Geri kalan iki bölümde kör agopu bile seçimlere gittirme bence, herkes bi yerlere kaçarken biz kör agoba kaçarız:))

    YanıtlaSil
  15. Bu iyiydi işte.:)) Tek eksik Kör Agop.:) Niye akıl edemedim ki ben bunu. Bekri Mustafa hikayesine dönerdi ki dadundan yenmez olurdu.:))

    YanıtlaSil
  16. Daha iki bölüm var, kör agobun gözünü bile açabilecek zaman var:))
    Hatta haberlerde Bay Z duyuracak haber bulamayıp bunu haber bile yapabilir:))

    YanıtlaSil
  17. Yahu Bakunini çektim aradan tamam seçime gitmiyolardı kansız tertemiz anarşizm işte alla alla:))

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)