1 Haziran 2011 Çarşamba

SAVUN-MA

    Dün akşam geç saatte yeniden izledim Serdar Akar'ın "Barda" filmini. Klişe cümledir; bu filmin teması Ankara'da yaşanan gerçek bir olaydan alınmıştır. Doğru, "olay"ın olduğu gecenin ertesi gecesi, yeni başlayan uygulama olan devletin savunman atamasının ter-ü taze olduğu ve bizim henüz programlara bulanıp otomatik olarak cep telefonlarına mesajların gelmediği ve hatta daha internetin memlekete yeni yeni selamınaleyküm dediği, bilgisayarların bile henüz daktilonun yerini tam olarak almadığı günlerdi. Bendeniz, genç bir kara cübbeli olarak, büroda sabaha kadar tevzii nöbeti tutuyordum. Yani, karakollardan gelen telefonlara bağlı olarak listede ismi olan avukatları arıyor ve talepte bulunan karakola yönlendiriyordum. İdealisttik, uygulama yeniydi ve can siperane savunduğumuz bir şeydi. O gece de bir derbi maç vardı televizyonda. Önemli de olmalı çünkü elimdeki listeden kimi aradıysam telefon çaldı ama cevap vermedi. 

 
   Çağrı cihazlarına atılan mesajlara da dönen olmadı. Gelen telefon telaşlıydı çünkü Emniyet Müdürlüğüne acilen savunman isteniyordu. Ne oldu ki soruma ağzından şu dünkü olayın sanıkları cümlesi kaçıvermişti memurun. Yakaladığını geri yuttu. Kimseye ulaşamamıştım, Emniyet Müdürlüğünden ifadeler uzun sürecek sanık fazla acele edin diyen beşinci telefon gelmişti. Stres bastı, yönetimden bir abimizi aradım. Anlattım. Sen git dedi. Bu olay önemli çünkü ihale bize kalmasın; gerekirse gelir ben dururum büroda telefon başında sen fırla git dedi. Gittim. O sanıklardan birisini aldım odaya. Anlatmaya başladı. Midem bulandı. İmdadıma, kendi avukatları yetişti. Biri avukatını istemiş, ulaşmışlar bizim H.T. abi olduğunu görünce kapıdan bakarken dar attım kendimi dışarı. Ben tevzii başındayım sen madem geldin hepsinin aldır ifadesini dedim ve kaçtım oradan. Bütün bunları, o sahnede anımsadım yeniden.  Savunman kadın ayağa kalktığında; önce Mahkeme Heyeti Başkanına sonra Savcıya en sonra da sanıklara baktığında. Aynı anda,i tüm salon ve sanıklar ve heyet ve savcı da Ona bakıyordu. Savunacak ama neyi savunacak? Nasıl savunacak? Hani demiş ya, Temel "Haçan, ben de ne diyecek oni merak ediyrum daa." Herkes merakla bekliyor.   Nedir peki savunmak? 
   Türk Dil Kurumu'na bakacak olursanız, Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendi haklı gösterecek sebepler ileri sürmek. 4. Bir kişiyi desteklemek, ona arka çıkmak. Bu mudur peki bizim için savunmak?
   Ya da şöyle sorayım: O Kadın Savunmanın yerine koyun kendizi, haklı taraf bulmak mümkün değil yapılanlara. İler tutar bir tek yanı bile yok. Arka çıkmak da olanaksız. Neyi savunacaksınız o anda? Herkes size bakarken.. Ağzınızdan çıkacak her kelime tartılmayı beklerken.. Terazi sizin değil, başkalarının elinde iken.. Ne diyeceksiniz? Savunmanlık, Antik Yunana kadar gider; Solon yasalarını hazırlarken, tüm hür vatandaşların hakim önüne çıkarılmasını şart koşmuştur. İlk Baroyu da Atina'da kurmuştur. Roma'da ise, para almak onursuzluk sayılmıştır. (Sırıtmayın hemen, para almamışlar ama oylarını almışlar. Cicero, Konsül olduğunda avukattı.) Güzel konuşan, hitabet yeteneği yüksek olan vatandaşlar arasından seçilirdi ilk avukatlar. O günden bugüne kadar da uzandı vekillik oldu ilk adı sonra da avukat. O sessiz durduğu an, en zor anıdır savunmanın. Kelimelerin ne kadar ağır olduğunu o anda anlar. Benim midemi bulandıran olay, H.T. nin sabah adliyedeki tost, çay eşliğindeki kahvaltısına engel olmamıştı. Hayatımın en zor anını, kardeşini öldüren adamın 24 seneden yargılanırken neden 9 sene ile cezalandırıldığını anlatmak oldu müştekilere. Ve ben, sanık avukatı idim. Yine CMUK görevlendirmesi sebebi ile. Ankara Adli Tıp, ölüm sebebini bulamamıştı ve ben İstanbul Adli Tıp Kurumuna dosyanın gönderilmesini istedim. Ben istemesem de Savcı talep edecekti. O da atlasa bile mahkeme başkanı mecburdu. Kısa çöpü ben çekmiştim yani, ilk konuşan olduğum için. Gelen rapor, ölüm sebebinin darbe değil darbeye bağlı kalp krizi olduğunu ( kafaya sopa ile vurmuştu) darbenin öldürücü şiddette olmadığını ekimozlardan ve ödemden belirlemişti. Bunun anlamı, kastın aşılması idi  ve sanık sadece 9 sene ceza aldı. 6 yıl yatarı vardı. Hadi gel, kapıda sizin önünüzü kesen insanlara anlatın bunu. Teknik bir şey değil mi? Benim için, savcı için, hakim için evet. Ya onlar için? Siz hiç ağzınızda, kelimelerin büyüdüğünü hissettiniz mi? Hele, sanık götürülürken size göz kırpmışsa. Boğasım gelmişti herifi.
  Sonra bu gece.. Aşırı gaz kullanımından ölen, emekli öğretmen. Belki eylemde bile değildi, yoldan geçip evine ulaşmaya uğraşıyordu. Hopa nedir ki zaten, iki cadde beş sokak. Gaz sıkan polisleri nasıl savunacaklar? Ya o otobüsten düşen polis? Yakalananlar yargılanacak mutlaka. Onları nasıl savunacaklar? Atılan taşın, kimin elinden çıktığının belli olmayışının teknikl detayına neyi sığrıdıracaklar? Ya bugün, polis dayağı ile Ankara'da beli kırılan kadın? Ne diyecek polis savunmanları?  Hopa'daki gerekçe ile aynı mı olacak? Teknik olarak evet. Beli kırılan gencecik kadın ile otobüsten düşen polis ve ölen emekli öğretmen. Aynı teknik detay mı yazacak raporlarında? Onlara kim anlatacak?

   Ankara çalkalanmıştı, Ankara donmuş kalmıştı. O olay, bir ilkti. Acaba H.T. hiç düşünüyor mu sabahları kaşarlı tostunu yerken o geceyi ?
  Mayıs 2011

10 yorum:

  1. herkesin savunulma hakkı vardır tamam mı bi kere hıh. (aman tanrım bu cümleyi ben mi kurdum)
    temem len temem taşlamayın ben biliyorum yolu :)

    YanıtlaSil
  2. şükür tanrıya dokuz can vermiş. tüket tüket bitmiyor usta :) yaşıyom tebi len ala ala!!!

    YanıtlaSil
  3. sean pean-susan sarandon filmi; dead man walking (ölüm yolunda) 4-5kez izlemişimdir bu filmi ve her seferinde çıkamamışımdır işin içinden. bir yanda iğrenç bir suçun kurbanı olan 2 gencecik insan diğer yanda bu iğrenç suçun ortağı olan idama mahkum edilen bir adam. evet öldürme eylemine şiddetle karşı çıkan biriydim ki hala da öyle ama diğer yanda bir hiç uğruna canları alınanları düşününce...

    yazını okuyunca aynı şeyleri hissettim ve bir kez daha emin oldum avukatlık hiçbir şekilde yapabileceğim bir meslek değil benim...

    YanıtlaSil
  4. @Beenmaya, aslında sıkışıyorsun. Dedim ya teknik konu ile insan olmak arasında sıkışıp kalıyorsun. Adli Tıp raporu ile miden arasında sıkışıyorsun. Miden bulanıyor çünkü. Sıkışık bir hal. Teknokrasi ile ilgisi olmamasına rağmen teknokrasiye bulaşan bir iş haline geliyor.

    YanıtlaSil
  5. @Ebruli aha bir yaşıyon mu sen denilecek birisi daha.:))

    YanıtlaSil
  6. Yorumlar ve cvp lar canlı yada cansızlık arasında gidip gelmiş:)

    Bahsini ettiğiniz filmi izlemedim;en ufak bir fikrim yok ama bu gece izlemek istiyorum.

    YanıtlaSil
  7. Bizim Sazanın yiğeni gelmiş.:)
    Sen o yorumlar kısmına aldırma eski müşterilerdir(!) onlar.:) Yorumların ve cevapların genellikle yazılanlarla alakası olmaz o yüzden.:)
    Sert bir filmdir haberin olsun.:)

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)