2 Haziran 2011 Perşembe

ÜSTÜME GELME DOKTOR.. SEN BUL İŞTE...


Yani doktor diyorsun ki illa derine inmem lazım. Ama anlatamıyorum sana vallahi de billahi de bir şey yok öyle merak edecek. Bildiğin sıradan bir adamım ben. Ne olacak ki, derinlerde sakladığım? Nasıl bir çocuk olduğumun ne önemi var? Sen bulur musun? Yani, mecbur musun? Düşmeyecek misin yakamdan, illâ anlatayım  mı? Peki, baştan başlıyorum o zaman. İlk gününden.

     Sıradan bir yılın, sıradan bir ayında doğmuşum. 1969’da elâlem Ay’ın yüzeyinde gezmiş; 1971’de darbe olmuş güzel memleketimde,  ama benimkinde bir şey yok. Sıradan, bildik bir yıl işte.  Doğma işi de sıradan. Peder beye bakarsan, elektrikler kesikmiş epey de uzun sürmüş kesinti; valide hanıma  sorarsan yine içip içip gelmiş kör saatte, kör olmayasıca.  Sonrası, Valide hanımın “ Ben kırkından sonra karnım burnumda sokağa çıkamam” çığlıklarına, pederin “ Boşarım valla, doğacak işte o kadar!” kestirip atmaları karışmış; bana anlatılan bu.        Şehirler beton değildi henüz. Toprağı hatırlıyorum, çimenleri de. Evin dibindeki tarlaları da.  “Uzay Yolu”-sunu da. Ay Üssü Alfayı da. Mahalledeki tek televizyon bizimkiydi çünkü. Sıradan işti benim için, evdekileri uyutup balkondan kaçmak.   Sen bunların arasından ne bulup çıkaracaksan artık, bravo sana!

     Sonra bir gece, şeyi de.. Peder bey siyah fon kağıdı kesip, camlara örtmüştü. Sirenler çalmıştı. Meğer Kıbrısa çıkmışız, yıl 1974. Ben ne bileyim. Annem kuran okur, babam söylenir. Camlar siyah, ışık yakmak yasak. Sirenler çalar. Savaş Kıbrıs’ta, Darbe karşıtlarının ayaklanması Yunanistan’da, karartma bizim evde. Bunu hatırlıyorum mesela.  
       Başka bir şey daha vardı, vapurda olduydu. Kemeraltı’ na gidiyorduk biz.  Ablamla annem, supangle ve keşkülle kandırmışlardı beni. Bir anda vapurdaki abiler ablalar ayağa kalkıp bağırmaya başladılar: 141-142’ye hayır!  Ablam korktu, tanımış bir ikisini. Ablam, 141-142 ciymiş galiba. Onlar değilmiş. Beni kolumdan çekiştire çekiştire, aşağıya inmiştik. Vapur iskeleye yanaşınca, abiler  ablalar koşturup kaçmıştı. İskelede bekleyen polis de onların peşinden. (O zamanlar gaz yoktu henüz. Ölenler, karakolda-emniyette ölüyordu, kendi ecelleri ile.) Sıradan günlerdi. Annem için, ablamı balkonda beklemek sıradandı cuma akşamları. Yurtta kalıyordu ablam, hafta sonu eve geliyordu. Annem balkonda bekliyordu. Gelince rahatlıyordu. Ben, balkonda karşı komşunun kızı F.’ye bakıyordum. O da bana bakıyordu. Sarışındı F. Aynı sınıftaydık.  
    Sonra, bir gün   karakolun oradan silah sesleri geliyordu, çata pat gibi. Bak bunu da hatırlıyorum. Biz sokakta, Desoto’ nun arkasında saklanıyoruz anneler balkonda eve girin diye yırtınıyorlar. Karakol nerde be, uzak buraya diye laf yetiştiriyorum onlara.  Sıradan şeydi o çata pat sesleri, televizyonda görüyorduk her gün, bizim mahallede de olunca merak ettik işte. (O uzak dediğim yere şimdi yürüyerek, iki dakikada varıyorum. Küçükken yollar önce büyüyor sonra uzuyor mu ne? )
     Bak şimdi hatırladım, ablam evlenirken  K. Şehrine gitmiştik, orada yaşayacaktı evlenince. Sabaha karşı indirdilerdi otobüsten herkesi, asker yolu tutmuş. İnsanlar ayakta uyuyordu; otobüse dayansın erkekler dedi bir subay abi, ben de dayanmaya kalkınca güldü bana. Sen daha sünnet olmadın  geç annenin yanına dedi. Ters ters baktım. Sünnet dedi ya. Erkekler rahat, kadınlar tedirgindi. Hep kadınlar tedirgin olur zaten, bunu da öğrendim sonra.( Erkekler göstermezler korkularını. Gösteremezler.Gösterirse, korkutan sırıtır çünkü ) Daha E. Paşa yoktu ama. O sonra.
  K. şehrinde koşturmacalar, T. Meydanında savaş hali. Bunları görmüştüm televizyonda. Kanal değiştirilemezdi o zamanlar. Bir tane vardı çünkü. Kumanda da yoktu. Oturup seyretmiştik. Babam, kızmıştı. Küfür de etmişti galiba. Ben alışıktım. Sıradan ya, hep oluyordu.
  Bir gün kalktım, babam evde. Pijamalı. Okul açılmamış henüz zaten ortaokula gideceğim önlük falan yok. Takım mı alacaklar ki bana diye içimden seviniyorum; çarşı demek keşkül demek, supangle demek. Bana ne kravattan takımdan. Eylül ayı hava sıcak. Babam gülüyor annem söyleniyor. Darbe olmuş dedi annem. O ne bilmiyorum ki. Babam  televizyonu açmış önüne masa kuruyor  rakısını içecek; annem  tandırda et yapıyor. Kavurma yiyeceğim ya, seviniyorum. Peder bey,  K. Paşa’yı izlemişti hem rakı içip hem de et yiyerek. Babam gülüyordu ama ablamla eniştem, sabaha kadar  radyo dinlemişler, hangi taraf yaptı diye. Bu sıradan değildi aslında ama yıllar sonra öğrendim meğer o gün, bir çok ev için sıradan bir durummuş ablamların  yaptığı. Ve o gün meğer bir sürü evde eylül sıcağında sobalar yakılmış, bacalar tütmüş.
  Sonra, büyümeye başladım anlıyorum artık bir şeylerden ya. Babam izletmişti, o kalmış aklımda çocukluğumdan: Televizyonda, N.C. masaya vuruyor, sattırmam kardeşim köprüyü diye. T.Ö. gülümseyerek satarız efendim satarız, size bile satarız diyor. Babam da “  Sülün Osman’ı kesin bakan yapar bu” diyor. Meğer seçim olacakmış. Aynı günlerde E.E.’yi asmışlar, benden sadece 3 yaş büyükken. O zamanlar duymamıştım sonra duydum. Duysam da anlar mıydım bilmiyorum. Ya da sıradan mıydı diye düşünür müydüm?
   Sonra ben bi hastalandım. Onbeş gün yatak döşek. Acile falan kaldırdılar. Babam kıyamadı, “Kalkın gidiyoruz” dedi. Doluştuk 124’e, K. Şehrine gittik. Ablamlara. Annem mutlu ben memnun: Ablam var, eniştem var, piknik var. Ama babam bir telaş birkaç gün sonra, “kalkın dönüyoruz” dedi. Anlamadık. Sonra öğrendik, banker diye bir şey varmış bizimki evi satıp Ona vermiş parayı herif kaçmış mı ne? Telaşı oymuş. Anlamamıştım, sonra öğrendim. Çok insan için sıradanmış o zamanlar bu.
   Ben, semtimin takımının maçlarına gidiyorum o sıralar. Bi türlü şampiyon olamıyoruz hep son hafta gidiyor şampiyonluk. Üzülüyorum. Meğer bu da sıradanmış. 40’ı geçtim hâlâ aynı durum. O zamanlar ne bileyim. Bi’ de, İ.’nin peşindeyim. İ., kumral.  
   Lise yıllarını anlatmayayım artık çocuk falan değil eşek kadar heriftik o zamanlar.
  Yani, sıradan-bildiğin çocukluk işte. Bunlar kalmış aklımda. Az araba, geniş yollar, maçlar, elektrik kesintileri, kuyruklar, nümayişler. Darbe falan filan. Siyah beyaz televizyon, uyduruk reklamlar. Artistik Buz Patinaj Şampiyonaları, Jane Torwill-Christopher Dean çifti. Katerina Witt’in bacakları. Cincibir gazozu,Gırgır (Dergi olanı değil, el gırgırı), Anadol- Murat 124, troleybüsler… 302 Otobüsler bi de. Eti Puf .   Bunların arasında büyüdüm. Bul çıkart beni, uğraştırma daha fazla.
    

      

21 yorum:

  1. Şimdi sen böylesine güzel anlattıktan sonra ben nasıl cevaplayayım o mimi ?

    Ustasın harbiden :)

    Saygıyla eğiliyorum önünüzde efenim. Şimdi de gidip harakiri yapacağım. :)Saygıyla eğilmek deyince Japonlar geldi aklıma :)

    YanıtlaSil
  2. Yok yahu, saldım gitti işte. Yazarsın sen boncuk düşmanı, Metrobüs yazarı.:) Valla bak, sen sırf şu metrobüs hikayelerini toparlasan yeter.

    YanıtlaSil
  3. enem biri burnuma yazı öyle olmaz böyle olur diye dayadı bunu ...
    Ama iyi etti kalemine sağlık usta ))

    YanıtlaSil
  4. Yok yahu, sadece hazırcılığına sinir oldum.(Tamam kıskandım ne yapayım. Bizde yoktu anca yazdık işte)

    YanıtlaSil
  5. bayıldım usta cidden bayıldım ve tek hamlede okudum:))
    İsabet olmuş bu mim.
    Tebriklerimi yolluyorum yoldaş.

    YanıtlaSil
  6. Anaam ben seni unuttuydum.:)) Kısa yazacaktım dimi.:)) Sağolasın.:)

    YanıtlaSil
  7. yok sorun yok işi serdim:)) Yeter yani saat kaç olmuş keyifle okudum:)

    YanıtlaSil
  8. Düzeltilmesi gereken yerler var. Ama keyifle okuduysan eyvallah o zaman.:)

    YanıtlaSil
  9. Eti puf!:)
    Çocukluk anılarınızı okumak çok güzeldi; yalnız ben bu mim şeysini hala anlayamadım.
    HER NE ise güzel bişeymiş:)

    YanıtlaSil
  10. @Sıradan Balık puff-lama dur anlatayım.:) : Nasıl bir çocuktunuz diye sormuşlar, ben de valla nasılını bilmem sıradan-dı çocukluğum ama bunlar bunlar olduydu, bunlar bunlar da vardıydı. Siz bulun çıkarın satur aralarından, nasıl çocuk-muşum deyip yazdım.

    YanıtlaSil
  11. keyifle okudum.çocukluk anıları bir başka oluyor.genelde deriz keşke büyümeseydik çocuk kalsaydık diye.en masum dönemimiz.

    YanıtlaSil
  12. anlatılanlar masal değil elbette ama masal gibi geldi anlatma şeklin...

    YanıtlaSil
  13. Say ki masal, say ki mesel. Çocuklar da masal kahramanı değil midir zaten?

    YanıtlaSil
  14. Gece gece gülme krizine girdim; ne kedisiiii?
    Kedim yok ki, olsa kumrular olmazdı balkonumda:)
    Cidden göremiyorum izleyenleri ve izlemek istediğim blogları da izleyemiyorum.

    Gerçekten bende bir gariplik var:))))))

    YanıtlaSil
  15. :))) Bişey olmaz.:) Yol yönetimini yazdım yorum olarak.İyi geceler.:))

    YanıtlaSil
  16. Günaydın Avram;
    Schrodinger'in Kedisi olaya son noktayı koyduu!:)
    Şu saat (06:34)itibariyle izleyeni/izlemeyeni herkesi görebiliyorum.:)
    Teşekkürler edip koşuya çıkıyorum.Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
  17. Sen bana beğenmediklerini işaret et demiştin.Ama ben bunu çoook beğendim.N'olcek şimdi ?

    YanıtlaSil
  18. Ben de babalar günü hediyene bayıldım Melda Abla.:)) Valla olan şu , teşekkür edeceğim bir de şu kahve işini diyorum.Yapsak diyorum..

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)