14 Haziran 2011 Salı

TUHAF BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ - 1



"Devlet denen mendeburun nasıl bir kör bağırsağa dönüşebileceğini düşünüp duruyorum yıllardır." Melih Ergen- Bir Anarşistin ağzından dökülen.



 SAAT: 07:00 (gündüz)

    Gecenin kör bir saatinde yatan birisi için olabilecek en erken saatte, bir torba eriğin içinden en tatlısını bulup ağzına atan çocuk gibi gülümseyerek uyandı.  Yanında uyuduğunu düşündüğü eşine baktı, o da benzer lezzette eriği çiğniyordu.
-Haydi kahvaltıya gidelim, uyandır çocukları. Ben de hemen arabayı hazırlayayım hava çok güzel bugün. Daha cevap almasına fırsat kalmadan iki adet tatlı erik gülüşlü daha daldı odaya.

SAAT: 08:00  
    Bay Z; ülkenin en ünlü en karizmatik haber programcısı Bay Z için gün, gecenin son sevişmeleri için sırnaşan sevgilisinin kollarından kendisini zor bela kurtardığı, insanların uykuda olması gereken bir saatte başlamıştı. Acele acele haber merkezine gelmiş, son hazırlıkları kolaçan etmiş, ilk iş yayın ekibi ile b.sayar programının denemelerini tamamlamış, çeşitli merkezlerdeki habercileri ile canlı bağlantı kurmuş, şimdi de günün ilk haberini sunup, gece geç saate kadar devam edecek olan seçim özel programını başlatacaktı. Bugün, her dört yılda bir tekrarlanan seçimlerin bir yenisi vardı, şaşmaz ve hatasız yöneticilerini seçeceklerdi bir dört yıllığına. Bay Z kendini bildi bileli yöneticiler değişmemiş sırayla biri gidip diğeri gelmiş  ölenin yerine oğlu-kardeşi-yeğeni yerleşmiş ise de.. Bugün seçim günüydü ve ülkenin mümtaz vatandaşları için önemli bir gündü.  Sırf, mümtaz vatandaşlar rahatsız olmasın diye yöneticileri seçim gününü yaz aylarının hemen başına almışlardı.  Kış aylarında, evden çıkmak, karla kaplı, çamura batık yollarda yürümek, gece havanın erken kararması, soğuk, mümtaz vatandaşlar için sorun yaratıyordu.  Bay Z  de, bu önemli günde seçim sonuçlarını stüdyodan takip edecek, konukları ile alınacak sonuçları irdeleyecek, yeni yöneticileri ile canlı bağlantılar yapacak, mümtaz vatandaşların bu önemli görevlerini ifa etmeleri sonrası fikirlerini alacak, küçük- eğlenceli olayların haberlerini verecekti. Yöneticilerin değişmiyor oluşu, oylamanın önceden hemen hemen belli olması, vatandaşların neyi önceden yapacağının bilinmesi, yorumların kestirilebilir oluşunun hiçbir önemi yoktu. Seçiyor olmaları başlı başına önemli ve yeterli bir olaydı. Eline verilen metin, bildik metin-di. Kısaca göz gezdirdi. Yönetmenin kulaklıktan gelen sesi ile gülümsemesini giyiverdi dudaklarına. Ekrana baktı. 

SAAT: 9:00
       Sandık Başkanı, saatine baktı: Tuhaf diye geçirdi içinden. Tuhaf.. Daha önce hiç böyle olmamıştı. Sandıklar  sabah sekizde kurulur, listeler asılır  mühür hazırlanır ve beklenir; insanlar 8:30 da gelmeye başlar, kalabalık dokuzda artar, saat on olduğunda izdiham yaşanır ve en geç onbirde seçim biter. Sonuçlar da zaten üç aşağı beş yukarı belli olduğundan, daha öğlen bir olmadan herkes evin yolunu tutar, yeni yöneticilerimiz vatandaşlarımıza teşekkür konuşmaları yapar. Kaybeden kazananı tebrik eder, kazanan kaybedene bir dahaki sefere de inşallah sen kazanırsın der.. Bu kadar. Ama bugün,  saat dokuz olmuş,  okulun bahçesindeki marsık kedi ile suratsız kafeteryacı dışında kimse yok. Ne bir gelen ne de giden. Tuhaf.. Kravatını çekiştirdi. Güneş bastırmaya başlamıştı. Oysa bahçeden insanların evlerden çıktığını, araçlarına bindiğini  görüyordu. Üstelik o kadar keyifliydiler ki kahkahaları bahçeye ulaşıyordu. İnsanlar evlerinden dışarı çıkıyordu ama geldikleri yer seçim sandıkları değildi.. Çekiştirdiği kravatı iyice açılmış, güneşten teri burnuna doğru akmaya başlamıştı. Kedi gölgede yatıyor, kafeteryacı ters ters bakıyordu. Birden gerisin geri döndü, odasına yöneldi: Seçim Kurulunu arayacaktı.






SAAT: 09:10
     Bay Z, eline tutuşturulan metne bakıyordu. Seçim Konseyi bir bildiri yayınlamıştı vatandaşlar için. İlk kez olmuştu böyle bir şey. Gerçi tuhaflık olduğu belliydi çünkü çeşitli şehirlerdeki muhabirleri ile yaptıkları bağlantılarda, vatandaşların henüz sandık başlarına gitmediği haberini geçiliyordu. Tuhaftı tuhaf olmasına da havaya yormuştu Bay Z. Hava fazlası ile güneşli ve sıcaktı. İnsanlar, üşenmiş olmalı erken çıkmaya diye düşünmüştü. Ama anlaşılan, tüm ülkede bir rehavet hali vardı ki, Seçim Konseyi bildiri yayınlama gereği duymuştu. Yönetmenin uyarısı ile başını kaldırdı, kameranın camı üstündeki pronter cihazına dikti gözlerini ve zaten ezberlediği bildirinin ilk satırlarını okumaya başladı.

SAAT: 09:30
     Güneş  ışınları bir başka kucaklıyordu insanları. Gökyüzü açık mavi ile pembe arası bir tondaydı. Vanilya rengi dediklerinden. Hava sıcaktı ama kimsenin kavrulduğu yoktu. Şehir merkezi boştu. Yollar da öyle. Yolun ortasına taşlardan kale yapıp akşama kadar maç yapılsa, tek araç geçmeyecekmiş gibiydi. Gerçi maç yapacak kimse de yoktu ortalıkta. Polisler, seçimin güvenliğini sağlamak için sandıkların kurulduğu yerlere konuşlanmış, tekmil karakollar görev yerinde, hazır bekliyordu. Önemli olan, vatandaşın huzuru diye düşünüyordu yöneticilerimiz. Gerçi, yıllardır bir tek olay olduğu bile duyulmamıştı ama olsun. Herkes hazır olmalıydı ki yöneticilerimizin işini ne kadar iyi yaptıkları anlaşılabilsin.   Polisler de şaşkın şaşkın bakıyorlardı sokaklara. İnsanlar evlerinden çıkıyordu, güle oynaya arabalarına biniyordu tamam ama sorun şu ki kimsenin sandıklara gittiği falan yoktu. Aracına atlayan, belirsiz bir istikamete doğru sürüyordu. Komiser İ, kabzası fildişi kakmalı beylik tabancasının üzerine koydu elini, dışa doğru kaykılttı kabzadan. Şapkasının siperliğini geriye itti. Alnını kaşıdı. Karakolun köpeği de huzursuzdu. Evlerin önünden hareket eden araçlara havlıyordu. Baktı olacak gibi değil, odasına yöneldi; Emniyet Müdürlüğü'nü arayıp durumu bildirecekti.

(Arkası yarın)

15 yorum:

  1. Bir şey olacak değil mi bu sessizlik normal gelmiyor:)
    Arkasını yarınöğrenelim bakalım. Kesintisiz okuyabildiğim saat dilimi olması vesilesiyle iyi gitti efendim. Seviyorum konulu girişi gelişmesi sonucu (olmayan da olabilir) olan yazıları. Parça bütün olayını yitiriyorum ben yazarken. Girdiğim yerle vardığım yer farklı oluyor kopuyorum alemden:)
    Aklı başında adamın hali başka :) (yazan için dedim de tartışılır tabbi)

    YanıtlaSil
  2. nedense thomas moore un ütopyasını yeniden okuyasım geldi, nedense

    YanıtlaSil
  3. çok uzunnnn:)gece balkonumda okur, yorarım artık.
    tekrar görüşmek dileğiyle.
    izmir de yağmur var mı?:)

    YanıtlaSil
  4. Nehir İda, işin aslı önce şu seçmen sayılmamla ve gündüz yaşadığım şamatayı yazıyordum. Sonra ulen bundan öykü olur be dedim değiştirmeye başladım. Öğlene doğru toptan değişti hikaye ama baktım uzuyor, böldüm.:)
    N.Narda; ben kaptandan alıntı ile cevaplayayım thomas Moore iştahının kabarmasını (benim de katıldığım bir düşünce aslında): "Tüm ütopyalar devlet temelli ve toplum mühendisliğine dayalı birer insan yetiştirme tezgahı olduğu için aslında despotiktir. Farklı seslere hiçbir zaman rastlayamazsınız. Herkes mutlu ve herkes hemfikirdir."

    YanıtlaSil
  5. Adım Hıdır elimden gelen budur.Kısa yazmayı beceremiyorum.:)) Dün felaket bir yağmur vardı. Bugün akşamüstü kapadı hava ama şu anda yağmur yok.:))

    YanıtlaSil
  6. Cümlelerin üstünden atlaya zıplaya-tabii ki okuyarak:-koştum geldim sona doğru.. nefes nefese kalmıştım.. ama yarına dek nefesimi tutmam gerekiyor-muş.. çok güzel.. çok güzel!!

    YanıtlaSil
  7. Dur dur.. Hoplama zıplama düşersin aman.:)) Uzun olunca kesmek zorunda kaldım. Bana kalsa tek seferde yayınlayacaktım.:)

    YanıtlaSil
  8. Düşme riskine karşı ben yarına kadar bir çift kanat ayarlayayım. İlkinde düşmedim ama ikincisi bilinmiyor. Zihninize sağlık sevgili Avram.. Bu sözleri yerli yerinde kullanamam ama bu kez oldu sanırım.

    YanıtlaSil
  9. Yandım ben! Sonrası hayal kırıklığı olmasın da.:))

    YanıtlaSil
  10. büyük bir merakla devamını bekliyor olacağım, bu seçimden çok daha heyecanlı :-)

    YanıtlaSil
  11. Yok canım, bizim seçimler kadar renkli(!) ne olabilir ki?:)

    YanıtlaSil
  12. henüz senin öykünün sonunu bilmiyorum ama aklıma saramago'nun görmek'i geldi. sahi okumuş muydun sen onu?

    YanıtlaSil
  13. Ihh.. Okumadım. BEn de yazarken Italo Calvino'dan mı öykündüm farkında olmadan diye telaşlanmıştım.Akşam baktım, ilgisi yokmuş.:) Dur o saramago'nun yküsünü bulayım ben.

    YanıtlaSil
  14. öykü değil o roman :)))

    konusu da; Adı belirsiz bir ülkenin başkentinde seçim günü bardaktan boşanırcasına yağmur yağınca kimse oy vermeye gitmez. Öğleden sonra sandıkların kapanmasına yakın bir saatte yağmur durunca, seçmenler sanki emir almışçasına oy vermeye koşar. Ama sandıklar açılınca, kullanılan oyların büyük çoğunluğunun boş olduğu görülür. Sağ, merkez ve sol parti oyların çok küçük bir bölümünü alabilmiştir. Boş oyların fazlalığını yağmurun yağışına bağlayan ülke yönetimi bir hafta sonra seçimleri yeniler ama güneşli günde yapılan seçimlerin sonucu daha da vahim çıkar: Bu sefer, kullanılan oyların yüzde 83’ü boş çıkmıştır. Halkın arasına salınan muhbirlerden tüm güvenlik birimlerine kadar hiç kimse halkın neden boş oy kullandığı konusunda tatmin edici bir cevap bulamaz.

    şeklinde devam ediyor :))

    YanıtlaSil
  15. demek ki neymiş.. Bu Dünyada söylenmedik söz yazılmadık yazı yokmuş.:)) Okumamıştım. Takıldığım nokta da sonu nasıl bağlayacağımdı. Yani insanların neden bir anda hareketlendiği idi. Onu da galiba bugün çözdüm.Birilerine atıf yaparak.:)))

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)