10 Mayıs 2011 Salı

TÜM İBİŞLERE/SON SÖZ



"Benim derdim bir tek İbiş ile değil. İbişlerle... İbiş/lik ile. Kaldı ki, "İbiş/lik" Onların sarf ettikleri kelimelerin yanında epey hafif ve naif bir tanımlama olarak kalıyor.
Kant: Akıl, insani değerler toplamıdır, başka da bir şey değildir demiş.
İnsani değerlerden bu derece uzaklaşıldı mı ucu Sobibor'dur, Auchwitz'dir; Saray Bosna'dır,Srebrenica'dır, Ruanda'dır; Sudan'dır, Halepçe'dir; Kamboçya'nın Ölüm Tarlalarıdır.
Gulag Adalarıdır.
Kelinski Ormanlarıdır.
Sivas-Maraş-Çorum'dur.
Sivas'ın-Maraş'ın-Çorum'un Türk/İslam Örf ve Adetlerinin neresinde yeri var? İnsanlık ile ne ilgisi va
r?"

  Vladimir'in yorumuna yazdığım açıklamaydı bu.. Farklılıklarından dolayı yok edilen insanlar bunlar. Tam da kaos olmasın, her şey tek düze ve süt liman olsun; musibetin başı bunlar denilerek, musibet de yok edilir diyen rasyonel aklın birer eseri.


   Bununla başlamak iyi olur en azından derdimin ne olduğunu belki daha iyi anlatabilirim diye düşündüm.     Senelerce, yurt koridorlarında, okul kantininde, evlerde tartıştık durduk. Bazen, bugün kızdığım görüşleri savundu sanki kendim bulmuşçasına yani bir nevi İBİŞLİK yaptım; bazen o insani yanım sarstı beni, "neden" ve "niçin" soru kelimelerinde yaşam buldu ve şüpheciliğe sarıldım. O şüphecilik ki, Kant'ı doğuran şey. Her nefes alan canlının dilediği ve düşündüğü gibi yaşama hakkı olduğunu da gösteren bana. Ama bunu yaparken, "empati" ve "karşılıklı saygı duyma" denilen naiflik abidesi iki mantık kuralını da keşfettim. 
  Bir kaç gün önce izlediğim bir filmin esin kaynağı olan bir adam var, Kaan Çaydamlı. Yaptığı programda hem yaşama hem de bu ülkede yaşananlara kendince kafa tutarken karşılaştığı bir derviş ile kurduğu muhabbette gizli herşey. Kendisine "Kuşbeyin" diyebilecek kadar "olmuş" birisi. Ve o taban tabana zıt yaşam felsefesi aslında şu cümlelerde kendilerini buluyordu: Tekamül bir süreçse, birbirine zıt olanlar aslında aynıdır... TEKAMÜL:
      "Bütün  yaratılanlar tekamül eder. Bütün insanlar, bütün cisimler, bütün olaylar, kısaca  bütün yaratılanlar değişir, başkalaşır, çeşitli hallere girerek gelişir. İnsanlıkta temelde daima bir ilerleyiş ve gelişme vardır; bu, tekamülün gereğidir. Yaşama karışıklık değil, bir düzen ve ahenk hakimdir.
       Tekamülün sonu yoktur.  Çünki hayat sonsuzdur. O halde varlık ne kadar gelişirse gelişsin, tekamülünün sonuna varamayacaktır.
       Yani tekamül, canlının yaşamı boyunca evrilmesi ama bu evrilmenin "olgunlaşma"ya doğru olmasıdır. Düzene, ahenge ve uyuma. Zıddını aramaya-bulmaya-onunla bir olmaya giden bir süreç. Bilen bilir, Madde ve Anti madde... Evrenin ilk oluşumu anında madde varolurken bizim gözle görmemizin mümkün olmadığı anti-madde de varolmuştur. Madde varlık iken Anti Madde hiçliktir. Madde aydınlık iken, anti madde karanlıktır. Madde, Ying iken Anti Madde Yang'dır Bugün CERN'deki deneylerde  ( parçacıkların çarpıştırılması ) yapılmaya çalışılan tam da bu Anti Maddenin açığa çıkarılması çabasıdır. Madde, tekamülünü anti maddesini bularak tamamlar. 
      Bunların, din ya da spritüalizm ile ilgisi yok. Binyıllarca önce, Antik dönemde adamlar oturup düşüne düşüne varmışlar bunlara. Belki o sonuçlardan gerçekleştirdikleri çıkarsamalarda hata yaptılar; olsun yapsınlar. Bugün Fizik Bilimi işte o binyıllarca önceki düşün yolu ile bulunan sanal-gerçekliğin sanal takısını ortadan kaldırmaya çalışıyor. İşte en kritik soru da tam bu anda sorulabilir: Madem doğada herşey zıddına evriliyor tekamül yolu ile, peki bizler neden İBİŞLEŞMEKTEYİZ? Neden, bu basit doğa kuralını yok sayabiliyoruz. Yok saymak ile kalmıyor yok saymanın sonucunda hiçbir canlının birbirine yapmayacağı bin türlü kötülüğü yapabilyoruz? Cinsel tercihlere, genetik farklılıklara takılı kalıyoruz. Homo economicus olup çıkmakla kalmıyor, birbirimizi boğazlayabiliyoruz. Neden İBİŞLEŞİYORUZ?
 FArklılıkların, gelecekteki birliğin esas unsuru olduğunu unutarak neler yaptı insanoğlu? Yahudiler Almanları ve Almanya'yı kirleten lanetlilerdi. Bosnalılar, Sırpları bozan hain Müslümanlar. Ya Sivastakiler? Çorum- Maraş? Sırf Alevi oldukları için.. Srıf saz çaldıkları için mi? İbişler korosu hemen başlıyor bugünlerde: Efendim Ergenekonun işi.. İyi de, o zaman tüm o insanların Ergenekon üyesi olması gerekmez mi? "Hassasiyetler" denilen şey nedir? Ne kadar dokunulursa, katliama hakl kazanır İBİŞLER. Yok etme hakkını hangi sınırdan itibaren kazanırlar? Üç beş militanın ya da gizli örgütlerin işi denildiği anda yabancılaşırız olaylara. Ben değildim demekle hallolur sanırız meseleleri. Oysa, tam karşımızda sessizce oturmaktadır.
     "Tarihi, kazananlar yazar" denir bilirsiniz. Hayır! Şunca zamanda öğrendiğim Tarihi, EFENDİLER yazar, kazananlar değil. Çünkü kazanan sadece o "an" kazandığını sanmaktadır. Ve henüz, tarih yazılmamıştır. Efendiler, tarihin yazılma günü geldiğinde kağıdı kalemi eline almak üzere hazır bekler. Ben bu efendilere karşıyım. Kim efendi olmaya çalışırsa kim efendi olursa. KEŞKE İBİŞLİK SADECE BU OLSAYDI. Oysa, İbişlik efendilerin hizmetinde çalışmaktır. Efendinin uşağı olmaktır. 
İBİŞSİZ GÜNLER DİLEĞİ İLE... / SON...
DİPNOT : Mösyö; kasma kendini.. Ben o zokayı yutmam. Hadi sen küçük dünyana, ben kendi küçük dünyama.

2 yorum:

  1. Çok sevdim ben bu İBİŞ serisini,ne güzel yazmışsın,değişen bir şey olmasa da içini dökmen güzel olmuş,keyifle okunan bir seriydi,kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
  2. Sakın sevme, İbişin olur.:)))

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)