26 Nisan 2011 Salı

SEVİŞGEN RÜYA

   Hahhhh...Diye derin nefes alarak uyandı...Ciğerleri körük gibiydi..Gözleri büyümese de şaşkınlıktan açılmıştı.. Uykudan hem de derin uykudan  uyanmıştı, aniden.

-Neydi bu şimdi? Rüya mı... Son anımsadığım: ” Dudaklarını versene”

   Başının üstündeki pencereden  dışarıya baktı; zifiri zindan her yer, çocuk parkının lambalarının ışığı vuruyor odaya. Parkın  arkasında kalan  binada, tek tük odalar aydınlık sadece.. Susadığını fark etti derin nefes almaktan.

"Ha tamam, bir bu eksikti o da oldu, Ne zamandır rüya görmezken.. Belki de görüyordum, anımsamam ki kolay kolay."

"Dudaklarını ver..."


    "Ne uğraşırsın kadınla hâlâ kafanın içinde. Yetmezmiş gibi bir de e-mail attın. Hele şu iki gündür... Paranoyak mısın, hasta mısın nesin? Nedir bu? Bir de bu rüya… -Unut…Unut…Unut…- Tekrarlamakla oluyor muymuş efendi? İlla bulaşman, sonra da ağzının payını alman lazım değil mi?"

   Sigarasına baktı hiç düşünmeden. Gereksinim duyduğunda -ki biliyordu birazdan elini atacağını pakete, yataktan kalkmasına gerek kalmasın isterdi hep.

"Dudaklarını ver".”
E: Bana mı dedin? K: Kim? E:Sen. K: Ne dedim? E:Dudaklarını ver. K:Piss; edepsiz…     

"Haklı ama ne zaman dedi ki dudaklarını ver."

   Anımsamaya başladı rüyanın devamını. Sesli bir gülüş çıktı boğazından. Girişli gelişmeli sonuçlu, uzun metraj Fransız filmi sanki. Evleri, şehri  mahallesi, tanımadığı görmediği, bilmediği, rüyada uydurduğu ailesi akrabaları ile... Elinden tutan, -gel döndüm diyen ve yatağa çeken bir sevgili. Sevişgen bir final.

K: Edepsizsin sen!
E: Evet, edepsizim ne yapayım...

“Edepsiz demek, bu yaşta adam olamamak demek. Oysa, adam olmuştum ben. Sen adam etmiştin.”

Sigara paketine  uzandı sonunda. Yakmadan önce  pencereyi açtı, içeriye dolan serin ve temiz havayı son kez dipledi ciğerlerine. Birazdan duman alt üst edecek her şeyi, son bir temiz hava… Elini yüzünü tenini düşündüğünü fark etti, ilk nefesi çektiğinde. Gözleri kapalı o anı yeniden hissetmeye çalışıyordu. Dudaklarını ver demeden önceki halini. O çekmişti yatağa, ilk o uzanmıştı boynuna. İlk, O’nun elleri  dolaşmaya başlamıştı vücudunda. Sonra, uzun bir sevişme hatırlıyordu. Sanki giden , "O" değil de... Özlemiş ve aç kalmış vücudu, açlığını gideriyordu üzerinde... Teni yanıyordu... Konuşuyordu yumuşak ve sakin..."Dudaklarını ver"... Teni? Dokundukça yandığını hissedip... Nasıl da heyecanlanmıştı öyle... Uyandığında hala alev alevdi. Sigaradan derin çekti nefesi ciğerlerine ve  kullanıp boşalttığı yüksüz dumanını, açık pencereden başını geriye atarak yolladı... Boşalan her alana temiz hava doluyordu karşılık olarak. Küllüğe bakmadan eli uzandı.

“Bu "O" değil hayır; O’nun nasıl seviştiğini biliyorum; Sessiz, edilgen, gözler kapalı; dudaklar aralanmaz kolay kolay. İnlerken bile  çok  az açılır. Derin soluklardan anlarsın... Bittiğinde her şey, utanıp sıkılır. Anında sıyrılır ve çıplaklığını gizlemek ister yüzünü kaçırarak. Uzatamazsın, sevişmeyi uzatma şansın yoktur...”

  Hırslandı, izmariti atarken açık pencereden, diğer eli pakete uzandı yeniden; kesmemişti tek sigara.


  “Hiçbir şeyden anlayamadım mı, tahmin edemedim mi  üzerime gelen çığı? Köprüden son çıkış işareti neredeydi ki? Görsem durabilecek miydim peki? Saatte iki yüz  kilometre süratle giden motosiklete kasksız binmek gibi bir şey değil miydi yaptığım? Bir ilişkide sorgulamayı bırakan, Rus Ruletine başlamıştır, eninde sonunda tetik düştüğünde mermiye çarpar iğne diyen ben değil miydim?  Sonunda hazneye mermi denk gelmişti. Hayır, O değildi seviştiğim; vücut onundu evet, ama O değildi. Olmasını istediğim-di. Olsun diye hayal ettiğim kadındı yataktaki. Hiç böyle sevişememiş olmanın beklentisi belki de. Böyle sevişebilseydik belki..."Dudaklarını ver" diyebilseydi. ..”

K: Döneyim istiyorsun, seveyim istiyorsun ve sevdiğimi sevişirken göstereyim istiyorsun yoksa inanmayacaksın  dönüşüme; güvenemeyeceksin bir türlü, bir daha çekip gitmeyeceğime inanamayacaksın. Sevişmek, kutsal çünkü değil mi aramızda? Şimdi olduğu gibi seviştiğimiz anda, sevdiğimi boş ver, âşık olduğumu anlayacaksın öyle değil mi? O zaman sorun kalmayacak. Hani sen teslim olmuştun? Sorgulamıyordun artık hiçbir şeyi ne oldu da birden fikir değiştirdin? Hani, sorgulamaya başlarsan asıl o zaman ilişkimiz sarsılırdı çünkü çekilmez bir adam oluyordun? Ne değişti birden?
E: Yalan söyledin… Tamam birlikte değildik o sırada ama yine de panik halinde, zor durumda da kalmamak için belki de beni kırmamak bilmiyorum, yalan söyledin. İlk kez …
K : İyi ama yalan değil sadece bir an… Bak, tamam haklıydın seni rahat bırakmalı idim yapamadım. Bencillik ya da vicdan bilmiyorum ama yapamadım.
E-Dudaklarını ver...
K-Bunu yaparsam sorun kalmayacak öyle mi?
E-Rolleri mi değiştik?

   Hâlâ istiyordu Onu. Sadece teninde değil hayatının da tam ortasında. Ve benim artık tam bu anda olaya müdahale etmem gerekiyordu yoksa… "Kes saçmalamayı, bırak artık! Uzatma: Gitsin.” diye girdim sahnenin ortasına. Girmek zorunda kaldım, anlatıcılıktan çıkıp. Dayanamadım... Bir tarafta yatakta uyumakta olan ter içinde bir adam; diğer tarafta kapının dibinde duran bir kadın. İkircikli, çıkmak ile çıkmamak arasında gidip geliyor.


  -Zaten bırakmadım mı? Giderken önüne geçemedim ki, sadece ağladım, şimdi niye tutmaya çalışayım? Giden gitti zaten. Geriye kalan bölük pörçük anılar... Yangın yerine dönmüş, bozkır beteri bir yürek. Bozkırda  görülen bir hayal bu sadece.
   -Zayıftın işte; aşıktın. Bu durumda, geri dönse bile güveni  nasıl sağlanabilirdin ki?  Dönüşü, ne af olmalı ne de geçmişin ve gidişinin izini taşımalı. Tek yolu bu İnanırlığı ve büyüsü kalmaz rüyanın yoksa. Seni senden alıp götüremez. Basit bir rüya olarak kalır. O zaman da o kadın olsa  ne olur, olmasa ne olur. Beyninde de,  yüreğinde de bırak. Bırak gitsin, esir etme.
  -Dağılmış adama bu söylenir mi? Ben kendimi tutamıyorum O'nu nasıl hapsedebilirim Aklımda? En fazla yapabildiğim bu işte, bu kadar zaman sonra; o da, sevişgen bir rüya.

   Yatakta, büzülen dizlerini karnına toplayan adama baktım… Daha fazla bu işkenceyi uzatmanın anlamı yoktu. Uyandırıp, o sigarayı içmesini sağlamak gerekiyordu. Ama yine de son bir deneme…

   “Bende değildi ki, bırakabileyim. Bende olmayanı nasıl tutabilirim?”

   
    5. sigaranın izmaritini bastırırken kül tablasına eli yandı. Sigara eline takılmış ve kor parmak ucuna denk gelmişti. Can acısı uyandırdı yarı uyku halinden. Camdan baktı, hava aydınlanıyordu yavaşça. Gri bulutların ucundan, Doğudan ışık geliyordu ve gri bulutlar mora dönüşmekteydi. Rüzgâr sertleşmiş, o küçük aralıktan bile üşütmeye başlamıştı. Kalktı, duş alıp tıraş olmak için banyoya yönelmeden önce pencereyi ardına kadar açtı, ciğerlerine  temiz havayı doldurdu...

  "Alt tarafı, sevişgen bir rüya işte. Geçmişten çıkıp gelen bir kadının, tüm şehveti ile dudaklarımı istediği, sevişgen bir rüya..."
  
Uyandı…

Ekim 2011- (İlk yayınından sonraki bu SON HALİ...BİR DAHA ELLEMEM.)

10 yorum:

  1. güzel de ruh dalgalanmalarını tam hissedemedim...

    YanıtlaSil
  2. Sizin ev deniz görüyor mu?:))))

    YanıtlaSil
  3. ha bu arada bunu dediğime kendim bile hayret ediyorum ama sakal yakışmış efendim (sakal ve bıyık sevmem de ben ondan bu hayretim yanlış anlaşılmasın sakın)
    bunu yayınlamasan da olur :))

    YanıtlaSil
  4. Sakal yok, dün kesildi..Hah şimdi pencereden aç perdeyi bak.Dalga orada.:)))

    YanıtlaSil
  5. Bakıyorum da sadece deniz de yok dalga,sende de var usta :))

    YanıtlaSil
  6. O mis gibi egenin havası kokusu değil mi?
    Burası bulutlu,deniz gri,nerde bodrumun canım lacivert denizi nerde karadenizi gri denizi ooff of :((

    YanıtlaSil
  7. gerçek rüya birbirine karışmış, çok güzel geçmişler birbirlerine... eline sağlık

    YanıtlaSil
  8. Berebildiysem ne mutlu.İlk yazdığım hikaye idi.Aylar sonra okuyunca berbat gelmişti. Ancak bu kadar düzeltebildim.:)

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)