24 Nisan 2011 Pazar

PRESTİGE



Dikkatli bakıyor musunuz?...

Eğer bu soruya cevabınız sessiz bir “evet” olursa, Nolan sizi filmin sonuna kadar serseme çeviriyor. Bu soru cümlesi aslında filmin tek satırlık özeti sayılır. Baştan sona anlatılan herşeyi rahatlıkla yükleyebilirsiniz.
İllüzyon ve sihirbazlar temasının altında anlatılmadık öykü bırakmıyor Nolan, sinema üzerine.
Nolan için nasıl ki insan zihni büyüleyici geliyorsa, algılarla da sinema aracılığı ile oynamayı seviyor. Tıpkı bir sihirbaz gibi. Ve İllüzyon sanatının üzerinden sinemayı anlatıyor.
Dikkat her iki sanatın da özü çünkü. Dikkatiniz dağıldığı anda sizi kandırmak, göz boyamak şaşırtmak mümkün olmuyor çünkü o büyüleyici “an”ı kaçırabilirsiniz. Yine, dikkatinizi veremezseniz tüm o kandırmayı, göz yanıltmasını ya da hileyi görebilirsiniz. O anda yaşanan tüm ufak tefek hataları.
Sihirbazlığın üç temel kuralını açıklatır Michael Caine’e Nolan, filmin başında ve tüm film, bu üç basit bölümden üzerine inşa edilmiştir.

 
 1. Bölüm : Vaat : Sihirbaz size sıradan bir şeyi gösterir. (Kuş, iskambil destesi ya da insan )
  2. Bölüm: Dönüştürme: Sihirbaz olağan bir nesneyi alır ve onu olağanüstü bir şeye dönüştürür.
Seyirci bu anda, hilenin sırrını aramaktadır ama bulamaz çünkü dikkatli bakmamaktadır. Seyirci aslında sırrı bilmek değil kandırılmak istemektedir.
3. Bölüm: Prestij: Henüz alkış başlamamıştır çünkü bir şeyi yok etmek değil, geri getirmek gerekmektedir. İşte bu yüzden, her sihirbazlık numarasının sonunda en zor bölüm yer alır; prestij bölümü.

   Şimdi, “İllüzyon” kelimesini çıkarıp yerine sinema, “ Sihirbaz” kelimesinin yerine de yönetmen kelimelerini yerleştirip yazıyı baştan yeniden okuyun.

   Nolan, için sinema tam da budur. Bir tür illüzyon. Yönetmen de sihirbaz. Senaryo ve çekim ise illüzyon gösterisi. Anlattığı sadece basit bir illüzyon gösteri sanatı değil aynı zamanda sinema sanatıdır. Sinema seyircisi de kandırılmaya hazır, anlatılan hikayenin gerçekliğine o birkaç saat boyunca inanmaya hazırdır. O yüzden, aslında her şeyin zaten bir kandırmaca olduğunu fark etmezler ya da ederler ama düşünmezler bu kısmını. Tüm mesele, gerçekçiliği inandırıcılığıdır görüntülerin. Ne kadar çok kandırabiliyorsa zihnimizi ve algılarımızı o kadar iyi kotarılmış bir film demektir seyirci için.
 
   İki illüzyonistin, gençlik yıllarından başlayan rekabeti- illüzyon sanatına yaklaşımları ve sonunda kişiselleşen çekişmelerinin yok ettiği hayatlar. Bir tarafta, göz boyamacılığı umursamayan sadece sanatını geliştirmeye ve o tek numaraya kendini adayan Alfred Bordan (Cristian Bale ) diğer tarafta, sıradan yeteneklerini süsleyip boyayarak, riske girmeden satmayı becerebilmekten öte başarısı olmayan-başkalarının numaralarını çalabilecek kadar haris Robert Angier ( Hugh Jackman ). Ve Angier’ın karısının ölümü ile başlayan, bunda Bordan’ın suçu olup olmamasının bir türlü anlaşılamadığı ve bir süre sonra zaten anlamı da kalmayan bir kan davası. İşinizde ya da sanatınızda başarılı olmak için ne kadar ileri gidebilirsiniz? Borden kadar mı yoksa Angier kadar mı? Bu “kadar”ın ne olduğunu anlatırsam filmi anlatmış olurum. Sadece kendilerinin değil eşlerinin, arkadaşlarının hayatlarını mahvedecek kadar ileri giden iki düşman-arkadaş diyeyim yeterli. Sinema-İllüzyon benzeşmesini anlatırken bu hikâyeleri de sıkıştırıyor araya sıkmadan, bütünlüğü bozmadan. Hatta bununla yetinmiyor bir de bilim alanına el atıyor.



   Thomas Edison- Nicola Tesla mücadelesinin de ne olduğunu merak ettiriyor insana. Angier-Borden çekişmesine benzer sebepler ve gerekçelerle yaşanan gerçek bir mücadelenin de kıyısına köşesine bulaşıyorsunuz filmi izlerken.( Edison hiç görünmüyor ama Tesla rolünde Dawid Bowie'yi yıllar sonra izlemek keyifli oldu. ) Tesla, bugün birçok alanda kullanılan “Alternatif akım”ın mucididir.
Elektriğin Tanrısı sayılır aslında ama… Edison öyle bir hin ve kapitalisttir ki, Tesla’yı yok eder kendi “doğrudan akım” yöntemi için. Oysa Tesla’nın Alternatif Akım sistemleri sabote edilmese ve güvenliksiz denilmese, bugün varılan noktadan çok daha farklı yerlerde olabilirdi Tesla'nın adı. Yaptığı buluşlar kabul edildi ama ne zaman? Edison’un şirketi tarafından zorla tüm patent hakları gasp edildikten sonra. Buyurun size bir de sistem eleştirisi hem de hiç hissettirmeden, tüm araştırmayı size bırakarak.  (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla) İkisinin kavgası ve mücadelesi gerçekten ilginçtir okumanızı tavsiye ederim. 

Şimdi ben size sorayım: Bir filmi izlerken ne kadar dikkatli bakıyorsunuz?


Yönetmen Christopher Nolan
Yapımcı Christopher Nolan
Emma Thomas
Aaron Ryder
Senarist Christopher Priest (Roman)
Christopher Nolan
Jonathan Nolan
Oyuncular Hugh Jackman
Christian Bale
Michael Caine
Scarlett Johansson
David Bowie
Daniel Davis
Andy Serkis
Müzik David Julyan
Görüntü yönetmeni Wally Pfister
Sanat yönetmeni Kevin Kavanaugh
Kurgu Lee Smith

10 yorum:

  1. çünkü insanlar oraya 'kanmak' için giderler. oysa küçük bir çocuksa izleyen, sadece izler. ve sorar 'kuşun kardeşi nerde?'
    az detay verelim, izlemeyenler de izlesin babında bi yorum olduğundan, sadece izleyenler anlayacak ama olsun o kadar dimi...

    YanıtlaSil
  2. "Biliyom izledim, sihirbazlık üzerineydi değil mi?"..Bu cümle nereden aklımda kalmış ki?:))

    YanıtlaSil
  3. senin hafıza iyice peheeyyyy.... hokus pokusçuların filmi değil miydi o? olacak doğrusu.

    YanıtlaSil
  4. Yok Allah için o kadar da abartmamıştın. YAz gelsin yaz gelsin diyordun al yaz da geldi.Eee, hada ne istiyorsun?

    YanıtlaSil
  5. Bu filmi izledim hatta hakkında bir postta yazmıştım.
    Ortak paydada buluşmak güzel...

    YanıtlaSil
  6. Dur bakayım senin yazına...

    YanıtlaSil
  7. seninki gibi detaylı bir yazı değil :))

    YanıtlaSil
  8. hayır o kadar abartmıştım. hokus pokusçuların filmi işte. yalan mı? gelmedi daha buraya.

    YanıtlaSil
  9. Bir film yüzünden yarab! Ne kedi cırmıkları atılıyor...Tamam hokus pokusçular demiştin.Daha da gelmedi zaten sizin oralara.

    YanıtlaSil
  10. Dilimi tuttum yoksa daha da yazacaktım.:)

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)