29 Nisan 2011 Cuma

İKİ FİLM BİRDEN

  Dün akşam, iki film birden gecesi düzenledim. Birisini erken izleyip te içtiğim kahvelerin faturası önüme konulunca ikincisini de izlemek farz oldu.

  İlk film, 2009 İspanya-Arjantin ortak yapımı olan, El Secreto De Sus Ojos ( Gözlerindeki Sır ) isimli , 2009 Yabancı Film Oskarı'nı kazanmış bir film. Yönetmeni Juan Jose Campanella.
  Bir cinayet soruşturması etrafında gelişen ve içiçe geçmiş öykülerden oluşan yapısı var. Uzun bir film ve senaryo yapısından kaynaklı, iki bölümlük izlenimi veren anlatıma sahip. İlk bölümde, film başrolde yer alan ve bugün emekli olmuş olan bir soruşturma savcısının geri dönüşlerle romanlaştırmaya çalıştığı soruşturmayı, adım adım izliyoruz. Cinayet soruşturması ilerlerken, genç savcının platonik aşkı ve amiri genç kadın savcıyı, büronun eski-yıllanmış-dibe vurmuş, işyapmaktan çok içki şişeleri ile eğlenen  kadim elemanını tanıyor ve cinayetin onların hayatına olan etkisini de görüyoruz.
Soruşturma sonuçlandığında yani geri dönüşler sona erdiğinde, cinayet sadece maktulün ailesini (yani kocasını ) değil aynı zamanda büronun tüm çalışanlarının da hayatını etkilemiştir.  Genç idealist-plantik aşık-melankolik savcımız ülkenin ücra bir yerine kaçmak zorunda kalır, dibe vurmuş kadim eleman gizli polis tarafından öldürülür; genç kadın amir ise evlenir.
  Bundan sonra, bugüne gelerek kaldığı yerden devam etmek ister ama ana temanın hemen hemen tamamlanmış (en azından soruşturmanın sonuçlanmış olması ) nedeni ile film geçiş sırasında bocalamış ve sarkmış. Sonu ise soruşturma değilse de kafadaki soru işaretlerini de bitiren bir son ile biter.


  Bu sarkma ve bocalama bölümleri dışında, naif hoş bir film olmuş. Oskarlık mı?... Oskar emiceyi ciddiye almadığım için bunun bir önemi yok.
  Gelelim gecenin ikincisineee... 2010 yapımı "AYİN" ( The Rite ) isimli güya gerilim filmi. Bildiğiniz üfürükçü hikayesi. Tek farkı, ABD damgalı. Antony Hopkins olmasa hiç çekilmez. İtalyan gazeteciyi oynayan kız güzel. Yani aslında güzel de değil ama... Gecenin o saatinde olan bu.

Başroldeki mercimek suratlının ise final sahnesindeki o kararlı(!) görüntüsü bir şeytanı ürkütmek yerine olsa olsa güldürürdü. Kafayı şeytan çıkartma ile bozmuş Vatikanın hali ise içler acısı. Resmen resmi sertifika programı uygulamaya başlamış adamlar. Üfürükçü mü olacan gel, sertifikanı al, git çıkart. "He canım, eleman da zaten sizden sertifika soruyor. Sertifikan yoksa hayatta çıkmıyor."
Çıkmayan şeytanlar, kovulamayan nesfaratu, önce çeşmeyi sonra otel odalarını basan kurbağalar; o değil de güzelim katırın gözlerinden ne istediniz şerefsizler!! Şeytan olsam bunları gererim. Bir katır kılığına girmediği kalmıştı o da oldu. Gariban çocuğu da ısıttırmış namussuzlar. 
Antony Hopkins'i filmin sonunda yine Hannibal Lecter havasına sokup bağladılar ya acıdım adama. Kaçıncı filmdir yarabbim, bağlan bağlan dur. Arızaya tak sonra Lecterimsi tirad ve rol kes. Zor iş...
Bu filmi izlemek için para veren ne kadar embesil Amerikalı varsa var ya ben Onların...

  Filmlerle ilgisi yok ama ben çok severim, bu Cumhuriyetçi şarkısını... Bir Mayıs ta yaklaşıyorken.

11 yorum:

  1. Birinci film benim de beğenerek seyrettiğim bir filmdi.. yazının sonunda ikinic film için, "Bu filmi izlemek için para veren ne kadar embesil Amerikalı varsa..." denmiş ya, bence "izlemek için zamanı harcayan" a daha da yazık :))))

    1 Mayısta Taksime bekliyoruz.. :)

    YanıtlaSil
  2. Bak bak bak..:))) YAni var ya tahrikin bu kadarı olur. Uymayacağım.:))
    Efendim, zamandan bıl ne var bende.. Hem, dur bakalım ne çıkacak ( çıkacak olanın ne olduğunu bildiğin halde ) hali hem de beleşe nasıl olsa para mı verdim hali hem de yeni bir şey bulamama hali.. Ama yine de ben denk getirirsem çıkarırım bu taşın acısını.:)
    Zaten senin söylediğin bir filmdi ilki.:))

    YanıtlaSil
  3. Üstad; senin de bildiğin gibi bir sürü film yorumlayan öneren blog sahibi arkadaş var, takılın onlardan birine, sorun söylesinler, ne diye gulyabanileri seyir eder durursunuz ki, bilmem.. en iyisi ben bir film daha önereyim.. ahanda buyrun; TransAmerica (müthiş bir filmdir) !!
    Train de vie (hayat treni), Jude (5 yıldızlı bir filmdir.. bulursanız seyretmezlik etmeyin sakın)
    Not: biliyorum birden fazla oldu ama seçenek olsun dedimdi :)))

    YanıtlaSil
  4. Bir akşam da korkalım tırsalım dedik olmadı işte.:))
    Onları da alırız listeye, eyvallah.:)

    YanıtlaSil
  5. Geçenlerde Ayini seyretmek için epey uğraşmıştım da olmamıştı,bu yorumdan sonra izlemem artık :)

    YanıtlaSil
  6. Okadarına ben karışmam. İstersen izle, baktın dediğim gibi değiştir filmi.:)

    YanıtlaSil
  7. Şimdi şu şarkıyı bir tercüme eder misiniz bana? Eli silahlı ve de gülen sivil kadınlar var klipte. Nerenin cumhuriyeti bu, tarih konusunda yetkin ve etkin olmadığım da malumunuzdur tabii:)

    YanıtlaSil
  8. eli silahlı kadınlar ve insanlar ve tüm o görüntüler, İspanya İç Savaşı'ndan.(1936-1939 arası) Şarkı ve görüntüler CUmhuriyetçilerden alıntılanmış. Sosyalist Cephe, seçimleri kazandıktan sonra Fas'ta mukim İspanyol Ordusu KOmutanı olan General Franco seçim sonuçlarını kabul etmeyerek isyan başlattı.(=Falanjistler) Bunun üzerine de mevcut yönetim, Cumhuriyetçi Orduyu kurup tüm dünyadaki Sosyalistlerden yardım istedi. Uluslararası Tugaylar ile İşçi Tugayları ve Cumhuriyetçilerden oluşan bir güç oluşturmaya çalıştılar. Ancak, Franco Nazi Almanyası ve Faşist İtalyan yönetimi tarafından desteklenmekteydi. Ciddi anlamda danışman, silah ve lojistik destek sağladılar. Hatta, Alman HAva Kuvvetleri, Guernica kasabasının bombalanmasına doğrudan katıldı.(Picasso'nun ünlü Guernica tablosu bu bombalamayı anlatmaktadır) Ay Carmela! da o dönemde Cumhuriyetçi güçler tarafından söylenen ünlü bir şarkıdır.Tıpkı, Ciao Bella gibi.( O da, 2.Dünya Savaşı sırasında İtalyan Partizanların yaptığı bir bestedir)
    Franco rejimi özellikle 2. Dünya Savaşı ve sonrasında İspanya'nın büyük sıkıntılar çekmesine sebep olmuştur. Ancak, Dünya Savaşı sırasında tarafsız kalmasının ve Latin Amerika'da Amerikan çıkarlarının destekçisi olması sayesinde ( İspanyadaki Sosyalist eğilimler de dikkate alındığında) ölümüne kadar rejimini sürdürebilmiştir. Ölümü sonrası, Kral Juan CArlos'un dirayetli tutumu sayesinde Demokrasiye yumuşak geçiş yapılabilmiştir. Sİz şarkı dediniz ben, kısa bir İSpanya Tarihi anlattım.:)

    YanıtlaSil
  9. Sınav yapmak yok ama:)

    Çav bella'yı ben de severim ama şarkı olarak.

    Bu arada İspanya olduğunu tahmin etmiştim ama ne olur ne olmaz diye yorum yapmamıştım bi kere!

    YanıtlaSil
  10. gözlerindeki sır listeme alıp da hala seyredemediğim ve merak ettiğim filmlerden biri. özellikle de bir stadyum sahnesi varmış ki çok methini duydum...

    YanıtlaSil
  11. Sanırsın İnönü Stadında çekmişler.:))bana göre en iyi sahne, Esposito(Genç idealist melankolik Savcı) ile platonik aşk yaşadığı kadın savcının konuştukları bir sahne. Esposito'nun sonunda açılacağını düşünen kadının yüzündeki ifadenin değişimi, repliklerin akışı ile an be an değişiyor. Sevinç ve heyecan yerini bir anda şaşkınlığa ve hayal kırıklığına bırakıyor çünkü esposito, dava dosyasının akıbetinden bahsetmektedir o anda.

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)