7 Nisan 2011 Perşembe

FELSEFEM GELDİ, AÇILIN...

Charles Darwin



Efendim, Düşünbil Dergisi'nin çabaları, Konak ( İzmir ) Belediyesi'nin katkıları ile İzmir Felesefe Günleri başladı bugün ve bendeniz de, meraklı bir kart ( taze olacak halim yok ya ) olarak duhûl ettim panele.
   İlk sunumu onların erken bitirmesi, benim lap popoluğum sayesinde kaçırdım.  Hatta ikinci sunum başlarken ben, insanları dışarıda görünce ilk sunumun çay ve çiş molası verilmiş sanıyordum ki değilmiş.Ya kalksam mı ki diye düşürken baktım tonton sevimli ve de epey tombili hocamız Prof.Dr. Kerem Doksat ( İnternet sitesi bile var bakın tam buradaTIKLAYIN ) fırlama bir girizgâh yapınca kaldım, iyi ki de kalmışım. Sunumunun konusu "Psikiyatrinin evrimi" idi ama " Evrimci Psikiyatri" olarak ta sunulabilirmiş anlattıklarına bakılırsa.
Prof.Dr.M.Kerem Doksat

  Epey hızlı bir şekilde, psikiyatrinin babalarını ve kurucularını slayt eşliğinde tanıttıktan sonra öne başta tek satırla söyleyip final kısmında da mümkün mertebe açmaya çalıştı asıl derdini. Temel iddiası, Evrim Teorisinin din teorisi ya da düşüncesi ile aslında çelişmediği ve Darwin'in hiçbir bilimsel yayınında TANRI YOKTUR cümlesini kurmadığı idi. O'na göre Darwin "Tanrı yoktur" dememiş , " Evrimi açıklamak için Tanrı'ya gereksinimimiz yoktur " demiştir ve bu ikisi arasındaki farkı anlamayanlar gelip bende tedavi olabilir anlamına gelecek bir cümle kurmaktan da çekinmedi. Ben Darwin'in herhangi bir  bilimsel yayınında bu lafı edip etmediğini bilebilecek kadar literatüre hakim değilim.Yani sadece elçiyim, çemkirecek olanlar lütfen bana değil, doğrudan Kerem Hocaya çemkirebilirler.
  Akıllı tasarım ve benzeri görüşleri gereksiz ve saçma bulmaktadır kendileri. Gereksizliğini, Evrimi açıklamanın ya da savunmanın Tanrıyı inkar ya da ispata zorlamak olduğundan; saçmalığını da, bildiğimiz dinsel metinlerin içeriklerinde doğrudan ya da dolaylı evrim düşüncesinin zaten yer aldığından bahisle söylemektedir. Dediğim gibi bu bir görüş, bana değil sahibine çemkirin.
 Özetle kainatın oluşumu ve evrim için söylediği OPRO TODONTİK PSİŞE ( Büyük bütüncül-Tanrı-Lord-God ect. aslında ilk hücre ya da atom ) de meydana gelen, sıkışma-birikme-öfkelenmenin sonucu büyük patlamanın meydana gelmesi ile evren meydana gelmiş ve o günden bugüne kadar da genişleyip büyümekte ve sofistike (karmaşık ) bir yapıya doğru yol almaktadır. Bu yapının meydana gelişinde, bir tasarım olduğu açıktır ancak bunun akıllı olup olmadığı bilimin sorunu değildir. Daha doğrusu "akıllı" olup olmadığının araştırılması ana hedef değildir.
 Bu konudaki tüm görüşlerini rahatlıkla sitesinde bulabilirsiniz. Felsefe ile bağıtına gelince tam da bu nokta da felsefenin insanı ve ide kavramına cevap arayışı sırasında bir araç olarak kullanılabileceğini savunmakta. Biraz hedotorodoksik biraz sufist bolca psişik bakış açısına sahip ama kesin olan, araştırmadan ve boş olarak yapmadığı konuşmalarını. Bunun önemini birazdan anlayacaksınız , diğer konuşma ve panelden bahsederken. Notlarından incilere gelince :

- Her teorisyen, kendi nakısları üzerinden teorilerini üretmiştir. 

- Freud çok laf etmiştir psikiyatri üzerine ama bir tek hastasını bile tedavi etmeyi başaramamıştır.
 

- Bir gün kafayı yersem, lütfen önce bana üç kez  elektro şok verin, düzelmezsem ondan sonra hangi ilacı kullanacağımı birlikte konsülte ederiz dedim öğrencilerime.
 

-İlk Nobel ödüllü psikiyatrist olan Jauregg, Yahudi olan eşi ayrıldıktan sonra gidip Nazilere katılmıştır.Artık, adama ne yaptıysa kadın...
 

-Freud'un söyledikleri ile temelde Hipokratın söyledikleri arasında pek fark yoktur. Milletin başına bela etti binlerce sene sonra, bilimsel olmayan bir sürü saçmalığı.

- Kant ile Hegel birbirinden nefret ederdi; Kant Hegel'i "Deli" sayardı.Hegel ise Kant için, "Onu yakalarsam,fena öpücem " derdi.Tabii aslında daha da beter bir laf ederdi ama ben şimdi burada söyleyemem.


-Heiddegger varken Sartre'ın Varoluşçuluğun babası sayılmasını anlayamıyorum bir türlü. Bana göre üçüncü sınıf bir Filozoftur. Tüm marifeti, Marksizm ile Varoluşçuluğu aynı potada eritme çabasıdır. Ama adamda yine de onur varmış ki Legion D'honnoueru nişanını reddedebildi.
 

-Freud, ilk kitabı olan, Musa ve Tek Tanrıcılık'ta bol bol yahudi dinine geçirmiştir ama eşi ölürken ki cumartesi günü ölmüştür, odasında şabat mumlarını yakıp bu sefer Ona fena geçirmiştir.

-Doğada tüm canlılar öpüşmektedir.Hatta itiraf etmek gerekise insanlardan çok daha güzel öpüşmektedir.
 

- Ve tüm bu anlattıklarım da aslında birer faraziyedir...

Gelelim, ikinci sunuma...İkinci sunumun konusu "Freud, Ruhsal Çözümlemeler,Felsefe ve Felsefeciler" idi. Ne başlık değil mi? Sizi bile heyecan basıyor değil mi? Bassın bassın...Konuşmacınız eğer Dr. Yaman Örs ise sizi konuşmaya başladığı andan itibaren basan heyecan değil hafakanlar olur ancak.
Bir sunum yapacaksanız ilk önce ne yaparsınız? Oturur zamanı ve süreyi hesaplayıcı bir ön çalışma yaparsınız değil mi? Metinlerinizi ve kaynaklarınızı gözden geçirirsiniz.Hazırlığınız olur; bir saat boyunca insanların dikkatini çekecek, ilgi azalmasını engelleyecek bir şeyler serpiştirirsiniz aralara...Ama Yaman Hoca konuştuktan sonra kendi kendinize söylediğiniz şey "Demek ki neymiş, iyi bir hoca olmak iyi bir konuşmacı olmayı gerektirmezmiş" oluyor...Tam bir saat boyunca (uyuyakaldığım kısımda da muhtemelen devam etmiştir ) adam üç cümlede bir " siz söyleyin " dedi...Hani vardır ya insanların, " efendime söyleyeyim " diye cümle aralarına serpişitirdikleri sinir bozucu eklemeleri. Ondan işte;        -eee siz söyleyin, - siz söyleyin...Sayamadım...Hadi bu kötü konuşmacı olduğunun delaleti...Be adam bari, çevirisini yapıp gelseydin, Wallace'ın makalesini.Wallace isimli keferenin bilimsel makalesini, orada çevirerek okursan millet ya kaçar ya da uyur.(Benim gibi )
Konu geniş ve karmaşık ama bizim hocanın kafası daha da karışık. Adam felsefeye hakim değil felsefe üzerinden ahkâm kesmeye çalışıyor. Ne yapayım, ortasında uyumuş kalmışım. O yüzden başlarda ne dedi bilmiyorum ama sonlara doğru uyandığımda ettiği iki üç kelam yüzünden, az daha üstüne uçacaktım.

Dr.Yaman Örs

- Felsefedeki gelişmeler, çok yavaş ve ağır olarak gerçekleşmektedir özellikle son 300-400 yıldır. Ne diyor lan bu dedim önce ama sonra baktım millet tebessüm ediyor demek ki dediğini yanlış anlamamışım diye düşündüm ama işi sağlama almak için yanımdaki dinleyiciye sordum evet böyle dedi deyince...Daha bunu sindirmemiş habire la havle çekerken ikinci inciyi yumurtladı:
- Felsefe alanı o kadar denetimsiz ve bilimsel verilerden uzak davranıyor ki gereğinden fazla ve amiyane tabiri ile atmasyon görüşlere dayalı fikirler bolluğundan geçilmiyor.Bunu önlemenin yolu bana göre ( ki olmadığını biliyorum ) Felsefi etik kurallar konması.
 O anda bakışlarımdan " Ulan hoca moca prof demem dalarım sana, manyak mısın sen?" dediğimi anlayabilirdi ama görmedi.Arada üç sıra vardı çünkü...Bir anda hareketlenen salonda kalkan eller ve kıpırtılarla birlikte itirazlar ve sorular gelmeye başladı.
 O bir küsur saat boyunca ettiği tek doğru laf " Kusura bakmayın, iyi bir sunum olmadı ben de zamanı ayarlayamadım; yeterli hazırlık olmadı öncesinde" cümlesi idi...
Efendim, program üç gün boyunca devam edecek ve asıl kızılca kıyamet, cumartesi günü kopacak çünkü ana tema : Felsefe ve Din...Bendeniz olay yerinden bildirmeye devam edeceğim. Ama cuma ve c.tesi günü sayın hocamız Yaman Örs'e denk gelirsem, ben soluğu karakolda Yaman Hoca hastanede alabilir haberiniz olsun.

Nisan 2011

4 yorum:

  1. Paylaşım için teşekkürler, devamını sabırsızlıkla bekliyorum...

    YanıtlaSil
  2. Kantar Karakolundan, "insan ve şiddetin doğasına felsefi bir bakış" başlığı altında yazarım artık.:)))

    YanıtlaSil
  3. @N.Narda, çarpılırsın...:))

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)