9 Nisan 2011 Cumartesi

ACIRSAM SİZE NÂMERDİM-İKİNCİ GÜN BİRİNCİ BÖLÜM...

Efendim, dün yaşanan Tıpçıların Felsefe ahkâmı sonrası bugün de açılışımızı, Matematikçilerin algoritmik hareketleri ile yapıyoruz.Yok Allaha şükür matematik ve Freud ilişkisi kurmaya kalkmadı,matematiğin felsefesi ile yetindi sevgili hocamız Prof.Dr. Ünal Ufuktepe.
Prof.Dr.Ünal Ufuktepe

Benim gibi rakam özürlü olup, bir deste parayı bile sayarken her seferinde farklı sonuç bulmayı becerenlerdenseniz matematik başlıbaşına kâbusunuzdur.Bunun Felsefe ile harmanlanması ise sizi " Bırakın ulan beni ben cehennemin en kara deliğine girip te çıkmayayım daha iyi " çığlıkları atmanıza yol açabilir. Ama konu başlığı kendime ve sinirlerime hakim olmamı sağlayacak kadar cezbedici idi: Matematik Felsefesi ve Post Modern Yaklaşımlar...Breh breh breh.
Ağzım bir yandan kururken (Matematik yüzünden ) bir yandan su kaçırıyordu ( Post Modernizm yüzünden ) Böylece ortaya çıkan tablo ağzımın yarısı Gobi Çölü görünümlü diğer yarısı ise Amazon Nehri kıvamında bir şeydi. Mona Liza'nın gizemi halt etsin.
Konu ilginçti ilginç olmasına ama yine aynı sorunu yaşadık: Zaman. İlginç ve derin konuların zaten girizgâhı yaklaşık yarım saat sürünce, ana temaya kalan yarım saat yeterli olmuyor. Yetersiz zamanda yine sıkıştırılmış anlatım başımıza bela oldu. Anlayabildiğim ve sonradan toparlayabildiğim kadarı ile aşağıda bir özet geçeceğim çünkü bugün marifetmiş gibi üç sunuma birden katıldım ve bir dünya not çıkardım. Hepsini girmeye kalksam ya kafanız karışır ya da bir daha benim yazılara uğramazsınız bile.
Hocaya göre, tüm disiplinler gibi olmasa da matematiğin elbette bir felsefesi vardır ve bu felsefe iki ana unsur üzerine şekillenmektedir :
     1- Epistemolojik
     2- Ontolojik
Epistemolojik ve Ontonojik  Unsurlar, Matematiğin diğer bilimlerden farkını, Matematiğin konusunu, bilgiye ulaşma yollarını, sosyal yaşam ve olaylar ile ilişkisini, karşılıklı etkileşimini ve herşeyden önemlisi " Sonsuz Kavramı"nı araştırmaktadır. Sonsuzun araştırılması ( Decartes'in etkisi ile ) tam da felsefenin direngi noktasını oluşturmaktadır deyip önemli bir söz de söylemiştir buna ilişkin: "Matematikteki mutlak gerçeğin, aradığımız asıl gerçeğe (Baki-Mutlak gerçek ) tüm disiplinlerden daha yakın olduğuna inanıyorum" önemli bir söz aslında...Epey de iddialı tabii.
 Matematikteki sarsılmaz ve kesin nitelikteki kuralların, aslında aynı zamanda Matematiğin tarihine de tekabûl ettiğini söyleyerek ksıa bir de tarih bilgisi geçmiştir.
Pisagoras'ın teoremleri, hayatı algılama biçimi ile başlamıştır söze.
Rafael'in çizimi ile Pisagoras

Pisagoras yaşamı ve Dünyayı sayılar üzerinden algılamaktadır. Buna göre :
1 (Bir ) rakamı : Tüm sayıların üreticisidir ( Tanrıyı simgeler )
2 (iki ) rakamı  : Kadını ve düşünmeyi simgelediği için, tüm çift sayılar dişildir.
3 ( Üç ) rakamı : Erkeği  ve düzeni simegeler.Tüm tek sayılar da erkektir.
4 ( Dört ) rakamı : Adalet.
5 ( Beş ) rakamı  : Evlilik.(Çünkü 3+2 yani erkek ve kadın )
Pisagora göre bu anlamlandırma mütlaktır ve değişmez. Yine Pisagoras'a göre Ruh : Akıl+ Mantık + tutku dan oluşan bir üçlemedir.
Diğer önemli Tarihsel kişilik te ÖKLİT' tir.
Öklit; 13 ciltlik matematik kibaı yazacak ve tüm temel kuralları ( değişmez addedilen ) daha M.Ö. 300 lü yıllarda koyan bir düşün insanıdır. Bunun bedeli hepimize ortaokul ve lise ders kitaplarındaki Matematik bilgisi olarak döndüğünden ben bu şahsı esefle kınıyorum, insanlığa olan tüm katkılarına rağmen, baştan söyleyeyim. Bir çok düşün ve bilim adamı yüzlerce yıl boyunca Öklitin teori ve kuramlarının değişmez vce sarsılmaz gerçeklik olduğunu söylemişlerse de Post Modernizm ile olan ilişkinin açıklanması sırasında da göreceğiniz gibi bize attığı bu kazığın bedelini yüzlerce yıl sonra bile olsa Öklit'e ödetenlerin elleri dert görmesin.
Öklid 

 Bunlar tabii başlangıç, sizin işkenceniz henüz bitmedi acele etmeyin. Ben o kadar saat ne demeye dinledim sanıyorsunuz bunları? Sizin için tabii.
İmdi, eksik kalmasın MAtematiğin bir de tanımı var ki zaten Felsefe ile bağülantısı da tam burada kurulmakta çünkü epey sorunlu bir durum, kesin bir tanımı olmadığı için.
Galileo'ya göre Matematik : Kâniatın dilidir.
Lakatos'a göre; bazen kesin bazen ise bulanık bir şeydir.( Dikkat işte burada yaklaşıyor Post Modernizmin ilgi alanına)
Derrida'ya göre; Bilimselliğin en güzel örneği.
Russel ise " Ne neden söz ettiğimizi ne de söylediğimiz şeyin doğru olup olmadığını bilmediğimiz bir konu "
Bu tanımlara baktığımızda bana laf söz eden tüm Matematik hocalarıma, hakkımdaki ithamlarını aynen iade ediyorum.
Matematiğin Felsefesinden ilk söz eden Frege'dir XIX. yy. da.Frege, Matematiği, Mantık Biliminin temelleri üzerine oturtma çabasına girişmiştir. Bu da zaten Mantık Biliminin günümüzde gırtlağına kadar Matematiğe bulanmasının ve tüm bu Filozofların Matematik üzerine konuşmasına sebep olmuştur. Ama tabii bunu anlayabilmek için de Sayın hocaya göre önce Kant'ı, Kant'ı anlayabilmek için Platon'u Onu da anlayabilmek için Pİsagoras'ı anlamak lazım der.
Pisagoras'a göre Evrenin özü sayılardır. Adam sayılarla bozduğu için de o yukarıda verdiğim bilgi dışında verilebilecek bir diğer bilgi, müritlerini oluşturduğu, bu müritleri ile bir tür cemaat şeklinde yaşamaya başladığı, yaşam biçimlerinin sert ve ortodoks bir yapıya sahip olduğu, tüm topluma kapalı bu yapının sonunda yine toplum tarafından son neferine kadar yok edildiğidir. (  O zaman daha anlamışlar bu Pisagoras'ın başımıza saracağı püsküllü belayı ama heyhat! iş işten geçmiş. )
Kant malum, Tanrı ile değilse de Kilisenin Tanrı inancı ve düşünceye yönelik baskıcı tavrı ilekafayı bozanlardan olup, Alman Felsefesinin ( Ki Alman Felsefesi hakkındaki olumsuz fikirlerimi bir zamanlar bir MİM içinde belirtmiştim ) babasıdır. Gerek İlkçağlarda gerekse Orta çağda MAtematik dahil herşeyin Tanrının varlığı üzerinden açıklanma çabasına olan karşıtlığı sebebi ile, her ne kadar Pisgoras ve Öklit'in görüşlerine ( Matematiğe ilişkin ) karşı çıkmamakla birlikte Tanrıyı karıştırmayın bu işe postasını da koyabilmiştir.
Pisagoras ve Öklite açık açık kimse karşı çıkamadığı gibi acaba sorusunu soranlara, Russel dahil yakın döneme kadar tüm filozof ve matematikçiler deli gözü ile bakmıştır. Ne zamana kadar ? Öklit dışı geometri keşfedilene kadar. "( İki boyutlu ) Bir doğruya dışındaki bir noktadan yalnızca bir tek paralel çizilebilir." ilkesini, "Ya doğru iki boyutlu değil üç boyutlu ise ne olacak ? " sorusu ile karşılamak fitne fücur insan aklının üretimi sonucu işte bu Öklit dışı geometri ortaya çıkmıştır. Böylece üç boyutlu düzlem elde edilirken iki nokta arasında da birden fazla paralel ulaşılabilirlik sonucuna varılmıştır.
Bu da Matematiğin eldeki ( Bu iki sivri akıllı yüzünden ) tüm bilgisinin yeniden sorgulanmasına sebep olmuştur. Bunun Felsefe ile ne ilgisi var sorusuna ise verilecek cevap, kesin bir kuralın bile tartışıldığı ortamda hele bir de elimizde üç boyutlu bir paralel varsa demek ki neymiş herşey göreleli bir hâl almaktadır. Peki bu size bir şey anımsatıyor mu? İşte ilişki de burada başlıyor zaten. Temel ve değişmez matematik kurallarının bile sarsılmaya başlamasının diğer disiplinleri de etkilemesi kaçınılmazdır çünkü. ( Hocamıza göre )
Cantor
 Çok daha fazla uzatmamak için kısaltıyorum; Matematiğin sonsuz ile uğraşmaya başlaması, Matematikçi Cantor iledir. O güne kadar uzak durduğu Sonsuz kavramını matematiksel çözümleye tabi tutma çabası Cantor'un başını yemiş çünkü hem hocaları ve hem de bir çok akademisyen cephe almış ama Cantor Tsunamisi diye adlandırdığı bu çalışmanın sonucunda Cantor şunu ifade ediyor " Eleman sayısı doğal sayılardan fazla reel sayılardan küçük bir küme varolamaz. Herşeyin kümeler ile ifade edilmesi, kaosa yol açmaktadır "  Bu en basit anlatımı. Ben ciddi bir tanımlamasını buldum, sakın sakın bakmayın...Tavsiye etmem.
Tuhaf tuhaf suratıma baktığınızdan eminim ama bakın tüm bunların aslında şu açıdan önemi var: Mantık Bilimi, Felsefenin yan alanlarından birisidir.Mantık, önermelere dayanır ve önermelerin temeli de matematik bilimidir. Bu nedenle, Matematik yaklaşımlar ve önermeler olmadan ( İŞin aslı, aslında MAtematik te bir önermeler toplamıdır.) Mantık bilimindeki paradokslara cevap bulamadığınız gibi önerme de üretemezsiniz.
Kesin kural ve değişmez gerçekliklere vurulan tüm bu darbeler ve kuşkuculuğn sonucu olarak, Post Modernizmin en basit ve en temel söylemi olan " Büyük Anlatıların bittiği" görüşü, en kesin kural ve gerçeklik(?) alanı olan matematikteki bu sarsıcı gelişmelerle bile ortaya konmuştur. Eğer MAtematikte bile Pisagor ve Öklit'in ( Büyük Anlatı ) temel ilkeleri (önermeleri ) sarısılıyor ve aksi ispatlanabiliyorsa artık tüm kurallara (önermelere ) bile kuşku ile yaklaşılabilir ( görelilik-Rölativite )
Emin olun, arada daha bir dünya isim ve teoremi yazmadan geçtim. Kıyamadım size.Benim işim bitti siz kaçın kurtulun...(Daha iki oturum var arkada ama onları yarın aktararım artık.Size bu kadar ceza yeter.Ve daha bir üçüncü gün olduğunu dün söylemiştim değil mi? )

Nisan'2011

6 yorum:

  1. Derrida'dan sonrasını yarın okurum herhalde ! Yani herhalde!Belki de okumam. Dün çarpılmadığıma göre:)

    YanıtlaSil
  2. Olur mu ama...Daha diğer sunum var...Üstelik Kant'a gelebildiğimde henüz, 2.5 sayfa oldu.:)) Son günün sunumları da var bir de.Yani bu hafta kimseye acımak yok.:))

    YanıtlaSil
  3. merhametli ustam benim :))
    o değilde okurken aklıma fx de her sabah seyrettiğim bir dizi geldi,NUMB3RS...
    Matematiğin hayata geçirilişi baya ilginç, belki izlemek istersin :)

    YanıtlaSil
  4. Ebru...Bana matematik deme bu aralar...

    YanıtlaSil
  5. Anlama çabanızı takdir ettim, matematiğe karşı ön yargılarınıza neden olanlara ise kızdım, böylesi sorgulayan bir insana vermiş oldukları zarardan dolayı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman Ünal Hocam, kusurum affola. Matematik özürlü olmamın tek sebebi benim. kusurum diyorum, insanlara yazıyı okutabilmek ve aslında felsefenin temelinin mantık, mantığın ise matematiksiz olamayacağını anlatabilmekti. Öklitten Pisagordan bugüne kadar aslında matematiğin tam da sizin söylediğiniz gibi insanın varlık sorusuna aradığı cevabın anahtarlarından (belki de temel anahtar) birisi olduğunu gösterebilmekti. Yazıdaki ironi ve çamur atmalarımın tek nedeni kuru bir yazı olmasını istemiyor olmamdan kaynaklıydı. Demek başaramamışım ki sizi üzdüm. Matematikteki beceriksizliğimin nedeni sadece ve sadece benim, kimsenin bir kabahati yok. O kısım dışında kalan ve sizin anlatımlarınızı aktardığım kısımlar haricinde tüm metin kurgusaldır. Yorumlara verdiğim cevaplar da dahil. Sürç-ü lisanımdan dolayı tekrar özür dilerim.

      Sil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)