30 Mart 2011 Çarşamba

MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE...

Bir gün önce verilen randevunun yerine getirilme telaşında  koşturmaca ile inilen vapur, martı çığlıkları, suyun serinliği, yandan geçen kadının etek boyundaki hafif dekolte ve insanı bakmaya zorlayan parfüm kokusu, sabahın erken saatinde uyanmaya zorlanan edepsiz duygular; masa başı yapılmış, görülmek ve aranılmamak için özel çaba. Kalkan ve sallanan bir el, işi sağlama alma uğraşısı.
Cebinde kırmızı başlığı dışa kıvrılı olan, geçmişten kalma hayaleti andıran o logoyu ve gazeteyi görünce önce şaşkın,
-Üniversiteyi bitireli çok oldu, eskilere mi özeniverdin birden? sonra müstehzi kıvrımlı dudak ile kurulu bir cümle.
-Bir şeye özendiğim yok; o kadar zorladılar ki sonunda çektim postalı işte, gördüğün gibi...
-Ee ne yapacaksın, şimdi gidip fakülteye kantinde nutuk mu atacaksın? Atacağın nutuk ilgi çekmez...
-Nedenmiş o?
-İki nedeni var: Ya söylemlerin demode gelir ki bir kısmı zaten hiçbir şey anlamaz ya da modaya uymaya kalksan eskiyi anımsarsın hayaletler doluşur cümlelerine, moda-geçmiş bir oradan bir buradan derken birbirine girer herşey; ağzından çıkanlar çorba olur. Kimse bir şey anlamaz...Sonra kaşların altından muzip bir bakış...
-Hayır yaşın da geçkin millet abi değil amca diyecek, bozulacaksın.
Çakmak sesi, ateş alan tütünün çatırtısı ve ilk nefes, her zaman ilk nefes sonrası silkenen kül ve bir yudum çay. Akıldan geçen kelimeleri toparlamak için kazanılan zaman, ikinci nefesle.Salınan duman ile gelen konuşma balonu.
- Epey zamandır kendime döndüğümü biliyorsun, haniyse gazete bile okumaz haldeydim. Okuyordum da başlık adamı olup çıkmıştım; üçüncü sayfa haberleri ile yetinip magazin turu atıyordum sadece. Ben kaçtıkça, zorla eline silah tutuşturulan Quake gibiydim. Kavgayı başlatanlardan da kavgaya karışanlardan da hazzetmediğimi biliyorsun. Kavganın içine çekilmeye çalışıldıkça sıkıntı basıyordu ve daha çok kapanıyordum. Ne olan bitenler umurumdaydı ne de olacak olanlar. Geleceğe dair kahince cümleler geçmiyor değildi aklımdan evet; biliyordum olacakları daha önce olduğu gibi ama bu bilme halinin bana faydası yoktu.
  Gölgeler arasında gidip gelen genç yüzler, siyahlaşan saçlar saniyede kaybolup yeniden dönülen eski haller, mevcut mekan sahilin dalga sesi ve ferah serinliğinden devinilen kapalı, dumanaltı hatta izbe sayılacak okul kantini. Matlaşan  sarı renkte  ışık, pastel tonlar eskiye dair; aydınlık ve beyaza çalan HD kalitesi bugüne dair. Bir zayıflayan bir dolgunlaşan vücutlar.
- Her tutuklama, her operasyon her içeri alınan insan ile anılarımızı da kilit altına alıyor-dı farkınday-dım ama bu bile kıpırdatamıyordu beni çünkü biliyordum ki her kavgacı gibi onların derdi de eylem içinde adam yetiştirmek-ti. Safları kalabalıklaştırmak ve adam devşirmek-ti esas amaçları. Böylece kavga etmeyen kalmayacaktı memlekette. Ama...
Dur durak bilmeyen kelimeler, Yavaşlayan zihin. Ağırlaşarak geçen araçlar zorlanan motor homurtuları, arsız davetlerinde çığırtkanlar, çay kaşığının cam bardak ile cilve içermeyen sert çarpışması, sessiz çığlık attırdığı çayda eriyen şeker.
- Ama?...
- İç savaşa gittiğimizin farkında mısın?
Damdan düşen adamın çıkarttığı, tok ve tuhaf ses.
-Şartların oluşmakta olduğunun? Üstelik tek cephesi, iki tarafı olmayan, şehir savaşına benzer türden ?
Adam kıvranıyor acı acı...
- Yani ?
Kırılan kemiği, çatlayan kaburgayı gören MR cihazı soğukluğu..
- Yanisi, son olanlara bakarsan, istesek te istemesek te o duvara asılı olan tüfeği elimize almak zorundayız. İkimiz de biliyoruz ki, o tüfek patlamalı...
Tüm kırıkları bilen, teşhisini kendisi koyan hasta rahatlamasında düşen adamın sayıklaması. ( Sol ikinci kaburga kemiği...)
- İşte, benim bayrak göstermemden başka bir şey değil gazete  yoksa bir on yıldır satın alıp okumadım bile. Hoş, bugün de pek okuyorum sayılmaz, okuyorum ama yarıdan fazlasını atlayarak. Kendine özgü üçüncü sayfa haberlerine göz gezdirerek. Bir tür eğitim yani unuttuğum kavgaya hazırlanıyorken. Gazi'ye girişlerimizi unuttun mu? Kızardın bana, illa göstermek zorunda mısın cebinde katlayıp ta diye.
Damdan düşenin aslında damdan düşmediğini düşmüş taklidi yaptığını gören komşu esnafın, gülümseme hali ve toplananların dağılmasının izlencesi.
- Yine siperdeyim tamam benim saikim de farklı siperim de ama bu siperde olduğumu değiştirmez. Hedef seçerek ateş etmeye çalışıyorum ama baksana şu hallerine, ailesine yapılanların kin ve intikamı ile aslında kendisinin bir mermi olduğunu unutup silah sanarak ateş edenlere...Baksana şu zamanında "olamayıp" ola-ma-ma-nın acısını, pazarlanmışlığının var gücü ile kusarak çıkartmaya çalışanlara...Bak bak, iyi bak o dünün mağduru ve mazlumu gibi dururken bir anda muktedirliğin her türlü gangsterliğini İtalyan takım gibi üstüne giyenlere...Anlaşılan ya bir gün onlardan birisi olmaya evrileceğiz ya da vuruşacağız.Üstelik bu sefer sadece yaşamak için savaşacağız. Biliyorum, sen kahraman olup düeolloda yitip gitmek istersin balkondaki pusucuyu bilsen bile. Bense, giderken yanımda bir kaç tanesini götürme taraftarıyımdır her zaman.
Esnafın, tavla ve sehpa ve küçük masayı kurması, çaycının çifte kavrulmuş kahveyi getirişi aslında damdan düşmeyen ama düşmüş kadar iyi bilenin yerinden kalkıp masaya yönelişi ve oturuşu ve kahveyi yudumlayışı. Günün telaşındaki sokağın, umarsızlığı.
-Ölmez de sağ kalırsan, balkondaki pusucuyu sen indirirsin ama bak.
Dudağın sağa evrilmesi ile gelen gülüşün sessizliği.
-Eyvallah...Sigaran kaldı mı?
Martı çığlığı, kadın parfümü...Daha da fazla dekolte.

Hiç yorum yok:

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)