24 Ocak 2011 Pazartesi

GERÇEK BİR SON MEKTUP





Asıl adı  Gerhard Hirsch olan Andre GORZ, Katolik bir anne ve Yahudi bir babanın çocuğu olarak, 1923 yılında Viyana'da doğdu. 1930 yılında  babası da Hıristiyan dinini seçti ve Katolik Mezhebine girdi. Annesi tarafından, Alman Militarizminin etkisinde kalmaması için Katolik Enstitüsü'ne gönderildi.
   Nasyonel Sosyalizmin ve Anti Semitizmin Gorz üzerindeki yıkıcı etkisi o boyuttadır ki, savaş sonrası  Gorz, Almanca konuşmayı bile reddetmiştir yaşamının geri kalan dönemlerinde. 1946'da Paris'e, Londra'da tanıştığı sevgilisi ve daha sonra herşeyi olacak olan Dorrine ile birlikte yerleşmiş ve Sartre'ın ekibi, çevresi içinde yer almıştır.
  1950'li yıllar ile birlikte Gorz, Marksizme yaklaşmış; Sartre'ın Varoluşçu görüşlerini benimsemesinin de etkisi ile, Varoluşçu Marksist bir yaklaşım sergilemiş, Fransız Komünist Partisi çevresinde yer almıştır. Bu dönemde, siyasi ve felsefi yazılar kaleme alan ve aynı zamanda gazeteci de olan  Gorz, Le Nouvel Observateur'ın kurucuları arasında da yer almıştır.
68 olayları ile birlikte Politik Ekoloji hareketi ile ilgilenmeye başlayan GORZ, Yeni Sol Hareketin içinde yer almaya başlamış ve bu konuda yazdığı kitaplar ile etkili olmuştur.
Özellikle, 1980'de yayınlanan Elveda Proleterya ve 1988 'de yayınlanan İktisadi Aklın Eleştirisi ile  Marksist anlayışa ve Marksist Sol yaklaşımlara büyük eleştirilerde bulunmuş, Marksist olmayan Sosyalizm'in önemli düşünürleri arasında yer almıştır. Andre GORZ, bu görüşleri ile Avrupa'da, Yeşil Hareketin ve Otonomcu Sosyalistlerin düşünsel öncülü sayılabilir.
Gorz'un siyasi ve felsefi yapısı dışında bir de önemli bir eseri vardır ki, belki de aşk üzerine yazılmış en sağlam manifestolardan biri olması ile öne çıkar.
40'lı yılların sonunda tanıştığı ve tanıştığı günden itibaren  ölene kadar (hatta ölürken bile ) bir daha ayrılmadığı Dorrine ile olan ilişkisini, birlikteliklerini kısaca gözden geçirdiği, kısa özeleştilerini araya sıkıştırdığı, çelişkilerini, yaklaşımlarını  ve herşeyden önce sevgisini, aşkını anlattığı "Son Mektup".
Elveda Proleterya'yı ve kısım kısım  da olsa Saf Aklın Eleştirisi'ni  okumuştum Gorz'un...  Koca koca lafların edildiği, yeni dünyaların kurulduğu kitaplar. Ama şu küçük, kırmızı  broşür büyüklüğündeki kitap kadar etkili değil.

Gorz, bu kendi küçücük ama içi devasa kitapçıkta Dorrine ile olan 58 yıllık birlikteliğini, tutkulu aşkını, varlık sebebi oluşunu, kısaca hem hal oluşunu anlatıyor. Bunu yaparken de 58 yılın muhasebesini, yeniden yapılandırmasını, gerekçeleri ile ortaya koyduğu bir kişisel manifestoya dönüştürüyor.
" Yakında sekseniki yaşında olacaksın. Boyun  altı santim kısaldı. Olsa olsa kırkbeş kilosun ve hala güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Ellisekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden daha çok seviyorum. Sadece benimkine değen bedeninin sıcaklığı ile dolu, kahredici boşluk taşıyorum göğsümün tam ortasında yeniden..."(syf 1 ve 61 )
Gorz, ikisi için dışarıdan bakan bir insana dramatik gelebilecek bir sona hazırlıyor manifestosu ile hem kendisini hem de Dorrine'i. Peki ama  bu satırları yazan ve o satırları her gün yeniden ve yeniden yaşayan Dorrine için ne kadar dramatik olabilir ki öylesi bir  son?
Ellisekiz yıllık birlikteliklerinde sona yaklaşılmıştır, satırların kaleme alındığı 2006 yılı Haziran'ında. Dorrine, uzun zamandır sonuç alınamayan rahatsızlığının tedavisine artık cevap veremez durumdadır. Yaşadığı acılar kat be kat artmış ve katlanılmaz boyuttadır. Yaklaşan son, GORZ' a  şu satırları yazdırır sonunda "Geceleri bazen, boş bir yolda ve ıssız bir manzarada, bir cenaze arabasının ardından yürüyen bir adamın karaltısını görüyorum. O adam benim. Cenaze arabasının taşıdığı ise sen. Senin yakılma törenine katılmak istemiyorum; elime küllerinin içinde  bulunduğu kavanoz vermelerini istemiyorum... İkimizin dileği, diğerinin ölümünden sonra yaşamak zorunda kalmamaktı..."(syf.61)
Gorz için hangisi daha dramatik olabilir ki? Kendi hayatına, bu sevdiği kadın ile son vermek mi yoksa yukarıdaki satırlarda dile getirdiği sahneler mi?
Gorz, teklifi açtığı anda muhtemelen Dorrine'den bir direniş ile karşılaştı ya da karşılacağını biliyordu. O'na, ancak bu şekilde hissettiklerini ve O'nsuz yaşamın ne anlama geldiğini anlatması gerektiğini, tüm birlikteliklerinin "yeniden anlamlandırılması ve yapılandırılması" demek olacak olan bu kitapçığı yazmadan, metne dökmeden o direnişi kıramayacağını da.
Andre Gorz, kitabını ve kendi deyişi ile gerçek anlamda başlayan kişisel tarihini, Dorrine ile karşılaştıkları tarihten ve o karşılaşma anından başlatıyor. Sahne sahne anımsadığı o karşılaşma anından. Görür görmez aşık olmuştur çünkü Dorrine'e.
Bu kitap O'na göre; Dorrine'e olan bağlılığının, yaşam arzusu ile dolmasına fırsat veren bir dönüm noktasıdır. 
İlk sayfada, dakika dakika anımsadığı o tanışma "an"ı ile Dorrine, Gorz'un yaşamında yer almaya başlamıştır. Tüm yaşamı haline gelmesi  zaman alsa da, bu süreçte yaşadığı çelişkileri, gel-git leri, isyanları açık yüreklilikle dile getirmekle kalmamış, gerekli özeleştiriyi de rahatlıkla yapabilmiştir. Gorz için, sadece sevgisini ve aşkını değil, yaşadıklarını anlatmak da aynı rahatlıkla yaptığı bir işe dönüşüyor satırlar şekil alırken. Neyi ne için yazdığını iyi bilen bir kalem Gorz. Okuyucusunu da tam ellisekiz yıldır tanımakta.
Dorrine, Gorz için kısa sayılmayacak bir zaman sonra, işini yaparken  eli-kulağı-aklı ; büyürken eğiticisi ; sevgisi büyürken yüreği olmuştur. Ama bu ne Dorrine'i ne de Gorz'u durdurabilmiştir. Çünkü Gorz'a göre aşk “İki kişinin en az toplumsal olan alanda bir araya gelmesidir." Bu görüşünü de Dorrine tamamlar; "Eğer biriyle tüm bir hayat için birleşiyorsan , hayatlarınızı paylaşır ve evliliğinizi parçalayan yada bozan şeyi yapmayı aklınızdan silersiniz.Kendinizden bir çift yaratmak ortak tasarınızdır , değişen koşullara göre onu tekrar yönlendirmekten , uyarlamaktan , desteklemekten  asla vazgeçmezsiniz.Birlikte yapacağınız ne ise o olacaksınız"dır.(syf 21)
Geriye kalan yaklaşık 40 sayfalık metinde ise, Dorrine'in  Gorz ile birlikte yukarıda satırlarda tanımladığı teoriyi pratiğe geçirip o "en az toplumsal olan” alanda , iki kişilik aşklarının pratiğe dökülüp geliştirilmesini satır satır okuyorsunuz.
Yaşam, tüm sıkıntı ve zorluklarını ikisinin önüne tek tek ya da toptan  dökmesine, Gorz'un tipik büyüme sendromları ile yaşadığı gel git lere rağmen, pratiği geliştiriyorlar.
Aşklarını sadece yaşamak ile kalmıyorlar. Her gün yeniden üreten bir ilişki tarihi ikisinin yaşamı. Yeniden üretmenin mükemmele yaklaştığı an ise Gorz'un o müthiş itirafı geliyor; büyüyüp olgunlaştığına dair.
Ve Gorz, kitapçığı (belki de tek okuyucusu olacağını düşündüğü ) bitirdiğinde, sadece Dorrine'i değil herkesi ikna ediyor."Die Welt ist leer , Ich will nicht leben mehr" Kathleen Ferrier'in sesinden tek başına dinlenmemeli.
Son Mektup (Bir Aşk Hikayesi ) -Andre Gorz
Ayrıntı Yayınları -2007 

Editoryal :Her zamanki gibi Kırmızı çizmeli Kedi. 
Görseller : Gerçek...

6 yorum:

  1. Öykü çok güzel, fotoğraflar da gerçekten şirinmiş. Hımmm bir de bişey dikkatimi çekti Usta, imladaki o düzgünlük... Sanki bir peri dokunmuş gibi yazına. Çok hoşuma gitti çok. Bak hep böyle ol:)Eferim...

    YanıtlaSil
  2. ıhhh olmadı. merak ettim perinin ismini. söyle ben de yazılarımı ona göndereyim:))))))))(BUGÜN ÇOK PİS ŞIMARIĞIM LEN USTA. ÖYLE BÖYLE DEĞİL:)

    YanıtlaSil
  3. Heee dur len vermişsin zaten. İlk yorumu boşa yazmışım. Ama büyük harflerle olsun. 29 punto olsun bi de kalın ve italik olsun istiyorum:) Bi de yazının en üstüne yaz:))))
    Bu arada öykü cidden çok etkileyici. Geyik yaparak sulandırmayayım:)

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel sözler hazırlamıştım ama baktım "Yorumunuzu bırakın" diyordu, ben de bıraktım...

    YanıtlaSil
  5. "İkimizin dileği, diğerinin ölümünden sonra yaşamak zorunda kalmamaktı.." İnsana bu cümleleri kurduracak aşk hikayelerine şahit olmak umutlandırıyor yaşam konusunda insanı.AŞK var ve onunla birlikte başka hiçbir şey yok dedirtiyor.Yüreğine sağlık Avram usta.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)