9 Ocak 2011 Pazar

BÖYLE “MİM” LEYİN , CANIMI YİYİN…





"Phileas Fogg, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği zengin ve kibar bir İngiliz beyefendisidir. Son derece düzenli bir hayat sürmesi, titiz ve dakik yaşayan biri olmasıyla ünlüdür. Bir gün, üyesi olduğu “Londra Kulübü”nde, gerçekleştirilmesi imkânsız gibi görünen bir konuda, servetinin yarısını ortaya koyarak iddia­ya girer: Dünyanın çevresini 80 günde dolaşacaktır, hem de bunu, önceden bir plan program yapmadan gerçekleştirecektir. “Beyler, 21 Aralık günü beni burada bekleyin” demeyi de ihmal etmez.
Fogg, tek bir gecikme ya da tek bir aksilik sonucu her şeyini kaybetmesine neden olacak bu imkânsız yolculuğa yardımcısı Passeportaut eşliğinde koyulur.
Bu arada, bir dedektif Fix, bir banka soyguncusunun peşin­dedir. Banka soyguncusu, Bay Foog’a çok benzemektedir. Bu yüzden, dedektif Fogg ve yardımcısını adım adım izlemektedir. Hatta, “soyguncuyu buldum” diye merkezine haber verip, tutukla­mak için izin ister. Çünkü yaptığı istihbarata göre, Fogg İngilte­re’den çok acele çıkmıştır ve de yanında büyük miktarda da para taşımaktadır
."
 
Seksen Günde Devr-i Alem...Seksen günde dünya turu yapılabilir mi Ondokuzuncu Yüzyılda?Teknoloji ve ulaşım araçlarının günümüze göre iptidailiği düşünelecek olursa elbette mümkün görünmüyor.Üstelik zorluğuna bir de engelleme çabalarını ekleyecek olursanız , imkansız gibi.
İmkansızlığı ortadan kaldıran tek şey , kalem ve kağıt.Eğer ulaşım aracınız kalem ve kağıt olursa seksen  günde de dolaşırsınız Dünyayı , sekiz günde de sekiz saatte de.Beenmaya bu "mim" i seveceksin notunu düştüğünde biraz huylanmadım desem yalan olur.Huysuz bir adamım ben.Huzursuzluğumun temelinde huysuzluğum yatıyor itiraf ediyorum.Huy-suz yapım huy-lanma isteğimi tetikliyor , dürtüyor hatta.İnsan eksikliğini duyduğu şeylere imrenirmiş benimki de o hesap.Huy-suz olunca "huy" istiyor canınız.Tabii , yazdıklarını okuyunca , rahatladım önce ne güzel işte bak kızcağız ilk defa hoşlanabileceğin bir şey hazırlamış sen utanmadan "huy"lanıyorsun diyerek kendi kendime kızdım.Sonrası iki günlük düşünme ile geçti yahu , ben hangi kitapları hatırlıyorum ki o zamanlardan diye.Bu işin içinden ancak Freudien yöntemlerle sıyrılabileceğimi anlayınca , koltuğa bıraktım kendimi ; gözümün önünde sallanan sarkaç görevi gören köstekli saate gereksinim duymadan uykuya dalıverdim.Uyumak için köstekli saate ihtiyacım yok.Uyumak varken hipnoz ile de uğraşamam.İstiareye yatarım aynı işi görür.
Buydu efendim , aradığım cevap Jules Verne serileri idi...Onlu yaşlarımın başından itibaren okumaya başlayıp , kısa sürede bitirdiğim ve düş tarlama her türden ilk tohumları bir daha sökülmemecesine atan kitaplar.Detaylandırmayacağım , gerek te yok zaten.Bir çocuğun kitapların gezginci , hercai ve de deli dolu maceracı dünyasını sevmesini istiyorsanız ilk yapacağınız şey , Jule Verne okumasını sağlamaktır.Tabii bunu yaparken , mutlaka  çocuğun zihnine yazıldığı dönemin özelliklerini de anlamasını sağlayacak bilgileri de verin.Yani  değil Seksen , Yüzseksen günde bile çok zor bir iş olacağını anlatarak o günler için.Azim , inanç, dostluk ,bildiği doğruları savunma, vazgeçmeme kararlılığı...Ne ararsanız var bu kitaplarda.Masalımsı anlatım ve  masalımsı dünyanın gerçek Dünyada da inşa edilebileceğinin kanıtı...Geçenlerde  Don Kişot'u buldum , ne alırsan Beş lira sepetinde , büyük bir alışveriş merkezinin market bölümünde.Bilirsiniz , ucuza kitap kapatırlar ve bunların içinde bazen ilginç kitaplara denk gelirsiniz.Pek klasiklere yaklaşmam o sepette , çevirilerinin ne menem olduğunu bilmediğimden.Ama bu sefer dayanamadım aldım.Eski günlere bir selam duruş , edebiyatın en baba eserlerinden birisinin sayfalarında yeniden gezinme fırsatı.Epey zaman oldu okuyalı , unuttum bile diyebilirim.Jule Verne'i anımsamamı sağlayan , Don Kişot oldu , kitaplarımın raflarına bakarken...
Sevgili Arı , böyle şeyler iste canımı ye...







Evett...Sıra geldi Kırmızılı Cambaz Kediye...(Çizmesi rugan-mış) Yahu , kardeşim...Sen erkek çocuğu gibi görünüyorsun diye bizim ne günahımız var.Neden tüm mahremimizi ortalığa dökelim ki...Aslında demek istiyor ki " Ben şu kadın halimle , canım istediğinde öyle bir erkek görünümüne girerim ki , kadınlar bile hasta olur ilan-ı aşk ederler  mektuplarla ; siz de irkek misiniz be,hadi bakalım varsa aldığınız aşk mektubu , söyleyin"...Ne diyeyim...Tamam , yok.Ama , ben bi ilan-ı aşk ederim vallahi var ya , hayır diyecek kadın daha dünyaya gelmedi...Neden mi ? Ben işimi sağlama alırım da ondan.Yüzde yüz emin olmadan hayatta gidip te rengimi belli etmem.Hala merak etmeye devam ediyor musunuz?Alın buyurun o zaman :
Aşk mektubunu yazdığımda , 15 yaşında idim.Nee o yaşta mı daha öncesi yok mu , beceriksiz herifmişsin yahu demeyi bırakın, durduk yerde o tarihtekini yazmıyoruz herhalde...Benim aşk mektubum , günlük şeklinde kaleme alınmıştı.Her güne bir sayfa denk gelecek şekilde , her bir günde , hem Onunla sınıfta yaptıklarımız hem de benim duygularım , hissettiklerim vardı.Aslında öyle bir günlük te yoktu.Yani günlük falan tutmamış , ben bu derdimi nasıl anlatırım diye düşünürken , dersin ortasında bir anda aklıma gelip karalamaya başlamıştım.Yan sıradaydı , dikkatini çekmiş teneffüste  ne yazdığımı sorduğunda , gizemli bir havaya bürünüp merak etmesini sağlamıştım.Böylece , mektup-günlüğü verdiğimde hem vermek için bir bahane  hem de okuması için bir sebep yaratmayı da başarmıştım.    
   
   Bir haftalık bir günlük-mektuptu.Yazılıp hazırlandı ve ertesi gün  ders arasında , yanına gidip merak ettiğin yazılar bunlar al bak istersen deyip verildi sonra da son sürat yanından uzaklaşıldı...
"Nasıl yazmaya başladım" yazısında , neden mi anlatmadım ?  -Mahremim kardeşim , size ne...
Şimdi neden mi anlatıyorum?
-Kırmızı rugan çizmeli kedinin elinden anlatmadan kurtulabileceğimi mi sanıyorsunuz?
Sonuç ne mi oldu?
-Ne kadar gereksiz bir soru...
Taam mı hanımefendi , mutlu oldunuz mu anlattık işte...

11 yorum:

  1. Sondan başa doğru:)
    1-Aman be!!! Ne mutlu olucam be!!! Gıcıklık olsun diye gönderdim di ben onu. Hıhh... (şirret ve çirkef ses tonumla)
    2-Ulen Usta bak hiç basmamış kafan. Al oku istersen diye vermiycektin. Yanlışlıkla sıranın üstünde unutacaktın o mektubu. Pek safsın ayol sen (dalgacı ve hınzır ses tonumla)
    3-La sen benim delikanlılığıma laf mı söylüyon la. Rugan mugan... Hakiki kösele benim çizmele. Bakma 35,5 olduğuna indiği yeri devirir allahıma (delikanlı ve sert ses tonumla böyle höy höy diye)+ Erkek kadın fark etmez her halimle hastayım bizzat şahsen kendim kendime. İnsanlar da bana hasta ooohhh sefam olsun (Şımarık ses tonumla)
    4-Jül Vern'i hep çok sevmişimdir Ustam (BAAAK NASIL OKUNDUĞUNU BİLE BİLİYORUM HAHAH). Tuhaf bir dahidir bence(SAPTARIM HER TÜRLÜ ACIMAM). Günümüz imkanlarıyla ancak gerçekleşebilecek olayları anlatan tek kitabı da bu değildir(ÇOK Bİ OKURUM, EN Bİ BİLİRİM). Astral seyahate mi çıktı, öngörüsü çok mu kuvvetliydi bilemiyorum ama onun kitapları bana hep şunu söyler, HAYAL ETMEK HERŞEYDİR(OF SÜPER CÜMLE KURDUM LEN). Ki doğru, insanoğluna bahşeliden en büyük yetenektir bence hayal gücü(KENDİM YETERİM KENDİMİ ONAYLAMAK İÇİN). Düşünsene o olmasaydı mağara resimleri bile olmazdı(TARİH BİLGİM DE VAR).(TOK VE İNANDIRICI, BİLGİÇ SES TONUMLA)

    YanıtlaSil
  2. Hey maşallah...Üşenmemiş te.
    Sıranın üstüne bıraksam , tüm sınıf okurdu ; deli miyim ben.
    Ben bilmem , rugan dedin...
    Okumasan şaşardım zaten.:))

    YanıtlaSil
  3. Hadi sıranın üstünde değil de altında unut... Yanlışlıkla kızın ayaklarının dibine düşür. Laf mı yani bu söylediğin Usta... Biraz daha gayret, biraz daha yaratıcılık lütfen cık cık cık...
    (Len ben sana kırmızı çizmelerim mi rugan dedim Adam... Nasıl bir laf çarpıtmadır bu yav.)
    Behzat arasında yazıldı idare et Usta heheh:)))

    YanıtlaSil
  4. İlla bir şey bulacaksın değil mi? Yahu , 15 yaşında bir ter-ü tazeyim , bu kadarını yaptığıma bir şey demiyor da , yok sıra üstü yok sıra altı...Ancak bu kadarı geldi aklımıza işte.Sen daha iyisini yaparsın Allahın kedisi...

    YanıtlaSil
  5. ortadan kaybolma süren düşünülünce gerçekten de düşünme ve karar süresi bir hayli uzun olmuş. hayır yazdığını görmemiş olsam hala mı düşünüyorsun diyeceğim ama neyse :)))

    çok teşekkür eder sevgili arı, bu da böyle biline...

    p.s: daha pek çok süprizim olabilir. bilirsiniz denizde kum ben de mim :))

    YanıtlaSil
  6. Yazmasın dırdır edilir yazarsın , niy egeç yazdın olur.Gidelimmm buralardannn dayanamıyorummm...Gidelimmm buralardannn avunamıyorummm...Ayyyaayyyy ayayayayyy ayayayyy ayayayyyyy..

    YanıtlaSil
  7. La ne daha iyisini yapıcam. Kimseye de yazmam aşk mektubu hıhh onlar bana yazsınlar, işim mi yok. Cık cık cık...

    YanıtlaSil
  8. Sen yazana bi araba sopa at , sonra da reklam et; yazan çıkar eminim..Çıkar çıkar...

    YanıtlaSil
  9. La Usta inanmazsın bu gelenek o kızdan sonra da değişmedi. Sonradan yazanlar hep erkek oldular ama yine de yediler dayağı. İşin tuhafı hala vazgeçmiş değiller yav... Onlar yazıyor, ben dövüyorum, onlar yazıyor ben dövüyorum (hoh özgüvene bak bea... yirim kendimi yirim yirim...:)

    YanıtlaSil
  10. walla 15 yaşında böyle bir aşk mektubu....
    daha ne olsun anacım yaa!!
    içindekileri okusak hala aynı heyecanı duyarmıyız bilemem ama fikir şahane, gerisi de boş zaten :)

    YanıtlaSil
  11. "ben bi ilan-ı aşk ederim vallahi var ya , hayır diyecek kadın daha dünyaya gelmedi...Neden mi ? Ben işimi sağlama alırım da ondan.Yüzde yüz emin olmadan hayatta gidip te rengimi belli etmem."

    Soluğum kesildi Ustam..Üzüntü ve muz kabuğu..
    Bu nasıl bir bilinç altına itttirilmiş, reddelime kaygısıdır ya hu..Sen'den beklemezdim..
    Ne olacak alt tarafı reddedilirsin..
    Dünya başına filan yıkılmıyor.. Biraz salya sümük oluyorsun hepsi bu.. Sonra, "şşşş geçti " diyor iç ses.. Geçiyor ..
    life goes on..

    Hem inan ne tepki vercek bilmemek heyecanı daha da arttırıyor..
    Bence bir de böyle dene.. Gerçi, şimdi de yaşlı başı bahane edersin sen ama.. Bence dene bak..
    Sonra gelip , teşekkür bile edersin kim bilir..

    sevgi, saygı, hürmet ve diğerleriyle..

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)