28 Aralık 2010 Salı

YILBAŞI BİR MATEMATİK SORUNUDUR

Yılbaşları, yılsonları... Gecenin bir yarısının bir saniye sonrasının, geride kalan 364 gece yarısından farkı ne olabilir ki? Olduğu düşünülen bu fark, doğanın ruhundan mı kaynaklanıyor yoksa insanların kafasından mı? İşi doğaya bırakırsak, daha farklı bir tarihin gece yarısını bir saniye geçesinin anlam taşıdığını, insanlık tarihinin sayfalarında bulabiliriz. Hatta her toplum, yarattığı kültüre bağlı olarak kendi gece yarılarını ve geçen saniyelerini anlamlandırmıştır diyebiliriz.

Globalleşen(!) dünyada farklı günlerin anlam taşıması, azınlıkta kalan kültürlerin ilgiyle izlenen etkinliklerinden öteye geçmez olup, turistik turların konu başlığına sıkıştırılırken, sıradanlaşmanın eksik lezzeti benliğimize yapışıp kalıyor gün be gün.

Sıradanlık ve aynılaşmanın sonuçları, uyuşuk bedenleri salon takımlarının koltuklarına hapsetmeye başladığında; düzenin açmazı, kendisine her zaman yaptığı gibi bir çıkış yolu arar.
Tanrısallığın ve sadece dualarda yaşamanın, düzenin ekonomik çarklarına katkısının yetersiz kaldığı ve duanın paraya dönüştürülebilecek başka araçlarla ikame edilebileceğinin anlaşılmasıyla; insan evladının, "homo economicus"a dönüşüm sürecinin hızı ve dozajı artarken, yılbaşları ve yılsonlarının önemi de artar oldu.

Kaynak toplumlarda, ilahiyat katkılı tüketimin sınırsızlığı dayatılırken, bizim gibi mevcut yılbaşları ve yılsonlarının ilahiyatına uzak ama cüzdanlarına yakın toplumlarda; içi boşaltılıp kimliksizleştirilmiş, isimsiz, sevimli ve tonton "Heroe"lar cirit atıp, bacalarından girdikleri evlere hediyelerini bırakıp, heybelerini para ile dolduruyorlar. Bizse merkantalistlerin sihirli sözcükleri ile uyu(ş)maya devam ediyoruz.

Modern çağın SANTA CLAUS'ları, Cortez'in değil ve fakat Kristof Colombus'un tüccar misyonerlerinden farksız görünüyor. İki incik, bir boncuk ve bir el aynasına bir kilo altın heba ediyoruz.

Bu tek yanlı trampaya, global dünyanın melezleşmiş yerel uzantılarının da dahil olduğunu gördüğünüz anda akla gelen tek şey; tüm olan bitenin aslında, sistemin doğal sonucu olarak, TANRILARDAN arta kalan ve paçalara yapışan kağıt ya da plastikten mütevvellit değişim aracından az ya da çok paylarına düşenleri toplama çabasının, piramidin en ucundan tabanına kadar genel geçer davranış biçimi olduğu.

Müzikholler , müzikli restaurantlar, müziksiz olup sadece yılbaşı ve yılsonuna özgü müzikli olan restaurantlar, paketi fiyonklu-fiyonksuz program satan oteller, hoteller, barlar ve hatta pavyonlar, paçaya yapışanları yakalama çabası içinde olanların içinde belki de en masum kitle. Piramidin üst kısımları, kar marjlarını arttırma derdine iken bu saydığımız müesseselerin tüm çabası yaşamak ve ayakta kalmak üzere kurulu.

Daha fazla, daha fazla, çok daha fazla eğlence... Daha fazla farklılık(?)... Daha çok kendinden geçercesine alış veriş... Daha çok tüketim... Kendinizi tüketin hatta gelin biz tüketelim, satalım... Oysa yenilen yemek, içilen içki, otelde yatılan yatak, üstünde uyunulan çarşaf ta hep aynı...

İnsan zihni, basitliğin güzelliğini;
Yürekler, ufak bir dokunuşun ya da gülümsenin dünyanın en kaliteli ipeğinden daha iç gıcıklayıcı olduğunu;
Tenler ise küçük bir öpücüğün, pırlanta yüzükten daha ışıldayıcı iz bıraktığını unutuyorlar. 


Editoryal :Kırmızı Çizmeli Kedi 


İzmir-İzmir Kent Kültür Sanat Dergisi Yılbaşı Özel Sayısı...

6 yorum:

  1. Güzel yazı olduğunu zaten söylemiştim ve tekrar ediyorum böyle geniş bir konu bu kadar kısa ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi. Bu arada ben yılbaşını önce ailemle yemek yiyerek sonra da bizim kızlarla çay içip sohbet ederek kutluyorum. Herkese de tavsiye ediyorum anacım...

    YanıtlaSil
  2. gerçekten de işte bu kadar dedirten az ve öz bir yazı! her gün bir parçamızı kaybediyoruz ya hani acaba kendimizi ne zaman kaybedeceğiz bir daha bulamamacasına merak ediyorum.

    kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
  3. "...Dün bana dini tören yaptılar ve ben bugün bunu yazıyorum.Zaman kısa , kaygılar artıyor , umut azalıyor ve tüm bunlara rağmen , hayatı , yaşama isteğm sayesinde sürdürüyorum.
    Hoşçaklaın iyilikler,hoşçakalın şakalar , hoşçakalın neşeli dostlar artık ölüyorum ve sizi öbür yaşamda , mutlu görmek istiyorum..."
    Cervantes...
    Yaşama isteğinize sarılın...Hepiniz...

    YanıtlaSil
  4. Çoook güzel yazmışsınız.Elinize sağlık.Cervantes'in sözleri de çook güzelmiş.paylaştığınız için sağolun.

    YanıtlaSil
  5. Bu muhteşem tesbitler içeren yazıya söylenecek söz mü var?
    Ancak bir ekleme yapabilirim "iki kapılı bir handa gidiyoruz gündüz gece" diye.Basitliğin güzelliğini sevgiyle uzanan bir elin dünyanın en pahalı ipeğinden daha güzel bir hediye olduğunu, pılanta yüzükten daha değerli gözlerdeki parıltıyı farkedeceğimiz günlere kavuşmamız dileğiyle. sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  6. Sufi benim için özel anlamı olan bir kelimedir sevgili sufi...Hem "Fountainhead" kadar ışıl ışıl hem de Enkidunun yaşadığı kayıbın azabında her gün...Diline sağlık sağolasın.

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)