21 Aralık 2010 Salı

NASIL BAŞLADI…



Neden yazıyorum?
Kısa cevabı belli ; keyif alıyorum ve daha önce mesleki nedenler dışında yapmadığım bir şeyi yapıyorum.İnsan bazen kendi sınırlarını zorlamalı ve yazmak ta kendi sınırlarımı görmeme yardımcı oluyor.
Elbette , tek neden bunlar değil.Yazma çabasının altında merak ve keyif almanın ötesinde başka nedenler olduğunu bilmek için kendini biraz tanıması yeterlidir insanın.Ve o derin nedenleri sorgulamaya başladığım dakikada işler karışıyor , cevaplar birbirine giriyor.Çünkü  "Neden" sorusu , kendi içinde bir "ilk" i , bir  "başlangıç"ı  taşır.
Her "neden sorusu" o nedeni doğuran ilk patlamadan doğmuştur. Kendimize sorduğumuz  "neden" sorusu , kişisel tarihlerimizde o başlangıcı yani ilk patlamayı simgeleyen "nasıl " sorusuna da yol verir.Neden sorusu ne kadar genelse , nasıl sorusu o kadar özeldir.Bu yüzden neden yazıyorsun sorusuna cevap vermeden önce nasıl başladı sorusuna cevap verilmelidir ki, nedenlerin arasında boğulup gitmeyelim.
Nasıl başladı yazma merakı?
"-Koltuğa uzandım ; gözlerim kapanmadan önce son gördüğüm şey , köstekli saatin sarkaçlığı ve giderek sessizleşen tik tak ları idi..."
Hayır değil elbette.Bu soruyu sorduğum sırada  boş ama sıcak belediye otobüsünde , yorgunluğun , uykusuzluğun , ıslaklığın ve iki gündür üstümden atamadığım alkol etkisi altında idim.Ve sızmamak için , kirpiklerim ile kaybedeceğimi bildiğim gereksiz bir kavgaya tutuşmuştum.
Sahi ya , ne zaman başladı?...Nimet Hoca... Bir kelime yada cümle düşünürsünüz bazen ve beyninizde bir resim beliriverir.Benimki Nimet Hocanın balkondan yarı beline kadar sarkıp , beş on saniye sonra beni yakalayacağı gözleri ile mahalle bakkalından aldırtacağı şeyleri zihninden sıralayan hali idi.
İlkokul hocamdır  kendisi ; aynı mahallede otururduk ve bakkaldan yapılacak alışverişlerin zorunlu çırağı idim. Nimet Hocanın yani iki yıldır tepemden hem mahallede hem de okulda inmeyen sevgili hocamın , Üçüncü sınıfta iken  sorduğu , 4 soruluk sınav sorusundan sadece bir buçuk soruya cevap yetiştirebilmiştim o gün .Yani normal şartlarda dört sorudan sadece bir tam soruyu cevaplayabilmiş , diğer soruya cevap verirken yarısında sınav bitmişti.Bilmediğimden değil , soruları fazla biliyor olmamdan kaynaklanan bir durumdu.Kadının iki satır ile geçiştirmemizi istediği iki soruya öyle bir cevap verdim ki sınav bitti.Ve tüm yazdıklarım kelimesi kelimesine doğru idi.Kağıtları toplarken kızdığı ve neredeyse tüm sınıfa rezil ettiği beni , bir kaç gün sonra tahtanın önüne çıkarıp özür dilemiş ve tüm hayatım boyunca bir daha başıma gelmeyecek iş gelmişti: Bir buçuk soruya cevap verip tam puan almak...Kadıncağız , İki Osmanlı Padişahını sormuş kimdir bunlar demişti.İstediği sadece şu padişahın oğullarıdır dememiz iken , ben her ikisinin de tüm hayatını seferlerini reformlarını yaşadıklarını hatasız anlatmaya kalkmıştım.Sonuç mükemmeldi elbette...Ama bir daha hayatım boyunca tekrarlama şansım da cesaretim de olmadı böylesi bir deliliği.O yaşta basitçe hocaya sorularak halledilebilecek bir mesele hayatımın anısına dönüşüvermişti.
"İlk " bu olabilir mi? İhtimal...Belki...
Diğeri...Eski eşime yazdığım mektuplar-dı...O Öğretmen di ve henüz biz sadece flört ediyorduk.Aramızda epey bir kilometre vardı ve daha ne cep telefonu , ne internet uykularımıza bile girmemişti.Basit film karelerinde bilim kurgu ürünlerinden öteye geçmiyorlardı.Bizim tüm bağlantımız , akşam saatlerinde köy sakinlerinden birisinde bulunan sabit telefon ile yapılan beş on dakikalık konuşmalar ve yazdığımız mektuplardı.Yıllar sonra bir gün çekmecede tesadüfen bulduğum ve Onun sakladığı mektuplar...Tekrar okuduğumda aklımdan geçen "Güzel yazmışım"  olmuştu.Evet , derdimi güzel anlatıyordum...Hatt boşanma turları atılırken evin içinde , ağzından kaçırdığı şey o mektuplardaki duyguları arıyor oluşuydu.Boşanma arifesinde bu itirafın gereksiz bir niyet beyanı olduğunu bilen birisine söylenen anlamsızlaşmış bir cümle.Bu olabilir mi? Bir belki de buna o zaman...
Sonra...Cep telefonlarının , internetin icat  ve benim de çoktan boşanmış olduğum bir dönemde , hayatımda ilk kez aşık olduğumu anladığım ve herşeyi kelimelere yüklediğim dönem...Kelimelerde , ekranda yanıp sönen imleçin hareket edişinde aranan , yüklenen duygular...Teknolojik aşkların gizil yetenekleri ortaya çıkardığı bir çağ...Peki bu olabilir mi?...
Dokuzunda , Yirmidokuzunda , Otuzdokuzunda...Nasıl başladığı , üç virajla birbirine bağlanan bir neden-yol...
Benim yazma hevesim KADINLAR yüzünden başladı...Ve ben bunun doğru olup olmadığını  düşünürken  , ineceğim durağı kaçırdım...Başlangıçta üç kadın var...Neden yazdığıma belki bir fener olur cep telefonunun tepesinden , incecik.
  Edebi bir başlangıç değil , biliyorum...O zaman ben bi soru sorabilir miyim? Olmak zorunda mı ?
ARALIK 2010

20 yorum:

  1. Neden yazmaya başlandığı önemli elbette ama daha da önemli olan ne yazdığın. KADINLAR ha hoşuma gitti... Hatta o kadar hoşuma gitti ki hiç alakası olmamasına rağmen ben de yazmak istedim neden yazdığımı... Hatta az sonra başlarım muhtemelen. Ki ben de kadınlar yüzünden başlamış olsam çok mantıksız olurdu değil mi:)

    YanıtlaSil
  2. Nedeni kadınlar değil...Nasıl başladığının anlatımı o...Neden elbette başka ama Neden e geçmeden önce nasılı bilmek gerekmez mi?KAdınların müsebbebi olduğu olaylar zinciri o nedeni tetikledi...
    Dün akşam Melih Hoca nın ilk çalışması sonrası hadi isterseniz bunu yazın dediği bir soru idi Neden yazdığımız yada yazmak istediğimiz...

    YanıtlaSil
  3. Güzelmiş...
    Nasıl'ının KADINLAR olması da ayrı bir güzelmiş de ben de şimdi merak ettim ben neden ve nasıl yazıyorum diye...

    Of usta of ne yaptın ya :))

    Nedenini de yazacaksın değil mi?

    YanıtlaSil
  4. 5N 1K diye özetledim ben olayı ustam. Sen Melih Hoca'nın sorusunu yanıtlamışsın, ben de sen sormuşsun farzedip yayınladım. Çok eli uzunum ben ustam....

    YanıtlaSil
  5. Nedeni ile uğraşmak zor geldiği için nasılını yazıp bıraktım ya işte.:)))

    YanıtlaSil
  6. Usta notlarını bana mail atcan mı :))
    Bir de hani okuyup çekiştircektin?

    Tembel usta...Yok yok işine göre yazan usta :))

    YanıtlaSil
  7. Vardır elbet bir sebebi Sevgili Ustam..

    Sabeplerini düşünmek yerine, yazdıklarından keyif almaya çalışıyorum sadece..

    Sen iyi ki yazıyorsun..
    Hani söylemesi ayıp ; iyi de yazıyorsun..

    YanıtlaSil
  8. @ebruli ; okuma işi yerlerde sürünüyor kaç haftadır.Vallahi hiçbir şey okuyamıyorum."Kal" geldi bu ara.
    Not çıkarsa , haber veririm.Küçük bir kitap listesi var , ilginç gelenleri not aldım onları bildiririm sana.
    @üryan ; bir de ben cididye alabilsem şu iyi yazma işini...

    YanıtlaSil
  9. ebruşum, üryanım usta usta diyoruz ama iyice sallamaya başladı okuma işini(yazma işine tek kelam edemem hakaten güzel yazıyor yav). bence güzel bi tartağa ihtiyacı var ama benim çözümlerim hep şiddete yönelik olduğu için çok eleştri alıyorum:)

    YanıtlaSil
  10. Tersine ciddiye aldığını düşünüyorum ben..
    Bazı insanların garip bir şekilde ciddiye aldığın şeylerden uzak durmak gibi bir takıntısı var..
    Dilerim sen onlardan değilsindir..

    yazık edersin kelimelerine..

    YanıtlaSil
  11. ah bu kadınlar yok mu kadınlar. ne çok güzel şeyin nedeni onlar :)))

    kalem tutturan 3 kadına selam olsun :))

    YanıtlaSil
  12. @Beenmaya ; Nedeni değil ama nasılı olsunlar diye uydurmuş olamaz mıyım?Bak , bana fazla güvenmeyin bu konularda.:))
    @Üryan ; valla ciddiye almıyorum.Alsam zaten yazamam...

    YanıtlaSil
  13. alacaksın uleeeeeeeyyyynnnn (şarap fıçısına düşmüş kırmızı çizmeli)
    Üryanım sen bakma ustama valla senden benden daha fazla ciddiye alıyor o yazmayı ben ciğerini okurum be onun heayt kırmızı çizmeli demişler bana:)

    YanıtlaSil
  14. Varlığımızı ispatlama çabası mıdır yazmak? Farkındalık peşinde koşmak mıdır yoksa? Ya da halimizi konuşarak ifade edememekten midir yazmak? Belki sığındığımız bir kapı, belki de bizi çok ama çok iyi anlayan bir yoldaş, dost, sırdaş...
    Ne kadar karışık değil mi üstat?
    Yazsak bir türlü, yazmayıp da tefekküre dalsak bir türlü...

    YanıtlaSil
  15. Hem hepsi hem de hiçbiri...Dün akşam , eğer çocuğunuz yazmaya meraklı ise önce doktors götürün demişti Melih Ergen ; normal insan işi değil çünkü diye de eklemişti gülerek.
    Farkındalık peşinde koşmak mutlaka olan bir sos.Kimse inkar etmesin okunmasını istemesek yazmayız.Kendimize değil başkalarına yazıyoruz.İçsel yolculuk bir tür sağıltmayı hedefliyor.Ama keyif almıyor olsak elimizi bile sürmeyeceğimiz bir yol/culuk.TAm da bu karmaşık hal yüzünden zaten neden kısmından uzak durup , nasıl başladı sorusuna cevap aramıştım.

    YanıtlaSil
  16. Neden veya nasil, isin icine kadinlar girince benim gibi tum bayan okuyucularin hosuna gitti sanirim bu :)
    Nedeni nasili bir yana cok guzel yaziyorsunuz orasi kesin.

    YanıtlaSil
  17. hayırlı uğurlu olsun diyerek başlıyoruz :))

    http://beenmaya.blogspot.com/2010/12/proust-anketi-mimi.html

    YanıtlaSil
  18. bu arada neden yazıyorum sorusuna benim verdiğim bir cevabı buldum da eski zamanlardan kalma;

    "Yaşadıklarımın, yaşananların, yaşamayı umduklarımın ağırlığını bu şekilde hafifletiyor olabilirim. Belki de bu şekilde sadece kendi içimde yaptığım muhasebeleri pek çok kişinin gözünün önüne sunarak, aldığım onay veya tepkilerle geçerliliğini ispatlamaya çalışıyor olabilirim. Böylelikle kendimi temize çıkarıp ya da hiç itiraf etmediğim, fark etmediğim hatalarımla yüzleşiyor olabilirim. Kendi bildiklerim dışında yanlışlarımın, doğrularımın, gözden kaçırdıklarımın başka gözlerce farkına vardırılıp, başka fikirler sunulmasına ihtiyaç duyuyor olabilirim.

    Yazarak içindekileri, kafandakileri boşaltıp rahatlama yani kısaca anlatma eylemi yazdıklarını başka gözlere, yüreklere, düşüncelere sunduğunda, onlardan gelen olumlu olumsuz eleştirilerle eksilip çoğaldığında tam olarak amacına ulaşmış oluyor diye düşünmekteyim ben aslında. Ve işte tam da bu noktada sevgili ve değerli Ömer Sebahattin Çetin abimin bu soruya verdiği “ego tatmini” cevabı geliyor aklıma. İşte benim içinde en basit ve en doğru cevap...

    “Kendimizden ne kadar habersiz olduğumuzu, yazdıklarımızı yeniden okurken anlarız” demiş ya Paul Valery. İşte ben de yazarak önce kendimi sonra da başkalarını kendimden haberdar etmeye çalışıyorum kısaca. Hepsi bu..."

    YanıtlaSil
  19. Hezeyanlarımız...Yazdıklarımızın bir kısmı hezeyanlarımızdır aslında.Bir tür sağıltma kısacası.Sonrasında ise ego tatmini okunma istediği...İnsani bencilliğimizin bir parçası.

    YanıtlaSil
  20. Üstad,iyi yazıyorsun,iyi ki yazıyorsun:)

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)