12 Kasım 2010 Cuma

BEHZAT Ç : BİR CİNAYETÇİNİN VE ANKARA’NIN ANATOMİSİ

Gecenin bir saati , Ankara dönüşü...Yol ve rüya-kabus karışık geçen 48 saatlik yolculuğun - kafada bin tane görüntü , kitap sayfalarına karıştı ; uyudum mu , kitap mı okudum yoksa öndeki koltuğun arkasındaki küçük ekranda beliren filmin görüntüleri seslerine karışıp kulaklıktan öztaki boruma aktı da ben gözlerim kapalı rüya niyetine halüsinasyon mu gördüm bilmiyorum-  yorgunluğu ile oturdum ekran başına , pazartesi gecesi.
Televizyon ile ilgisi ve alakası aşağı yukarı bir yıldır tamamen değilse de epey kesilmiş birisi olarak , sektirmiyorum bu diziyi.Başladığından beri diyelim bu sektirmeme işine olsun bitsin.(Bir kılı diğer kılına , tacizde bile bulunmayan bir adam oldum çıktım son bir yıldır televizyon konusunda...Evde fuzuli yer işgalcisi muamelesi görüyor alet.)
BEHZAT Ç. : Şimdi siz , bu karikatür tip te nereden çıktı diyebilirsiniz; ben çok gördüm  bu tiplerden...Hatta daha karikatür ve daha şiddet dolu olanlarını.GECE ALEMİNİN dibine batmış , bar pavyonu evden çıkarken giydikleri ceket gibi giyen , "ESKİ USUL" polistir hepsi : Gelemezler o  yeni model sorgu tekniklerine.Bildikleri yöntem bellidir:Şıpınişi tek bakış fırlatırlar suç mahalline ve mağdura , çözerler herşeyi.Geriye , zanlının da bunu kabul etmesi kalır.
Sorgu odasına bile girmeden , daha zanlı Emniyetin koridorlarına ilk adımını atar atmaz , hisseder soluklarını;odaya girdiği anda  Azraili kanlı-canlı karşısında görür , Behzat'ların gözüne baktığında.Ete gelmiş Azrail bakışı yerleşmiştir gözlerine.Buradan ya itiraf eder , çıkarsın ya da...Cehennemi Azrail ile yaşarsın.İnanışları : "Azrailini  karşısında gören zanlının , dili , dizi , eklem bağları ne varsa artık , kıkırdak dokusundan çözülüverir"dir.





   Sınırda yaşarlar  ceset kan , irin dolu dünyalarında ve sınırda yaşatırlar , kim girerse açık kapıdan.
Behzat Ç ; farkındalığında olmadığı daha doğrusu farkındalığını umursamadığı "Nihilizm"i ile farklılaşıyor.Emniyetin mavi-beyaz renk ve telsiz sesine batmış koridorlarında dolanıyor nihilizmi.Özelindeki çalkantıları (kızının ölümü , eşinden boşanması ; gençliğinde sevdiği kadının geçmişten taşması ve bir şekilde bulaşması hayatına v.b.) , Cinayetin karanlığı derken...Araba kullanmayı toroslarda öğrenmişken , yeni model araçların lüksü rahatsız eder onları.Cinayette açtıkları gözleri başka bir şey görmez.Huzur ve sakinlik rahatsız eder , ceset , kan , irine batmış bünyelerini.
Cinayet Masası ayrık durur diğer masalardan;Altındağlı'dır cinayet Ankara'da ; İzmir'de Tepecikli , İstanbul'da Aksaraylı yada Tarlabaşılı.Narkotik bohemdir ; G.O.P lu , Etilerli , Alsancaklıdır.(Bakmayın Dolapdere'de ,Çinçin'de , Tenekeli Mahalle'de stılıyor olmasına, bohemdir uyuşturucu.)Organize , devlettir ya o yüzden lacivert takım elbise ile dolaşır sokaklarda.Bürokrattır yani.
Ve avam isen , sokağa inmeden bilgi alamaz , bilgi toplayamazsın.Bilgi sokağı , bilgi geceyi sever. Geceler ise , kan -alkol-kusmuk karışımı ;araba farlarının iki dirhem , müziğin üç kaşık , şehvetin avuç avuç atıldığı.Bunlar sana bulaştı mı yada sen onlara bulaştın mı :Alışırsın , adına ALEM  denilene.
Neden sokak ve neden gece ? Çünkü bizim cinayetlerimiz Amerikanvari değildir de ondan.Genellikle sıradan ,  bazen saçma sapan ama çokça akılsızca sebepleri vardır."Seri katillerimiz , ikinci cinayetten sonra ya memleketlerine kaçar yada askerlik arkadaşına"
( Sevil Atasoy – Adli Tıp Kurumu eski Başkanı ) . Katilliği tescillenmiş ama seriliği tartışılan insanların eseridir hepsi.Ve bu serileri konuşturmak için telsizin arkasının suratlarına inmesi yeterlidir.Buna alışmış bir BEHZAT Ç. taifesine siz istediğiniz kadar başka yöntemleri öğretmeye çalışın , kaşlarının altından dik dik bakarlar size...İçlerinden de değil alenen , açık açık SİKTİR i yersiniz.
Diziyi izlerken gezdikleri mekanlara bakıyorum , daha merdivenlerinden inmeye başladıkları anda tanıyorum.Hatta , son izlediğim bölümde , mekanın sahibi DOKTOR ( Lakabı tabii ) , figüran olmuş , bölüm oyuncularından birisi ile kons (konsomasyonun kısaltılmışı) yapan müşteriyi canlandırıyordu.Enteresan adamdır DOKTOR...Enteresanlığı da rol kesmesinden belli zaten.Bir de , güya mekan sahibini oynayan oyuncuyu görün.İkisini yanyana getirin kimse DOKTOR'un mekanın patronu olduğuna inanmaz.KAlmadı zaten o tipte patron:Takım elbiseleri İtalyan değilse de piyasanın en sağlamındandır ; traşlı yüzlere losyon dökülmeden geceye çıkmazlar;eskisi gibi göbekler 5 metre önden gitmez,İstanbul şivesi ile konuşurlar(genellikle).Kızlar da artık , Anadolu'nun bilmem neresindeki kasabadan çıkmamıştır , esmer değil beyaz tenli ve caniiim derler.Sanatçıların yerini revüler ve direk dansları aldı.
Gezdikleri sokaklar , bastıkları mekanlar , tiplemeler , polisler ...

Tanıdık , bildik...
Bir gün bir fotoğraf görürsünüz , içiniz cızzz eder.Fotoğrafı çeken elbette içinizin cızzz edeceğini düşünmemiştir çekerken , sizin gördüğünüz gibi görmez ki o "an"ı...Diziyi izlerken , cızz lanmıyor içim yada burulmuyor ama dile kolay , 20 senem geçti Ankara'da...Eğer hala orada yaşıyor olsa idim , diziyi izlerken aynı tadı alır mıydım diye sordum kendime:Hayır almazdım...İçselleştiremezdim çünkü.BEHZAT Ç. ile  geceleri içerken ekranda gördüğüm tipoloji üzerine kafa yorar mıydım ?...Ben muhtemelen diziyi de izlemezdim ki ; ekrana göz ucu ile bakar , geçer giderdim.Zaten yaşıyor olurdum , dizisine kim aldırır?.
Dizi , EMRAH SERBES'in , "Her temas iz bırakır" ve "Son Harfiyat" kitaplarından senaryolaştırılmış.Kitap ile çok ta alakası kaldığını sanmıyorum ama yine de iki kitabı da bulup okumakta fayda var.Bu kadar yaşama ayrık duran tipleri yaratmak kolay iş değilgezmişliği vardır mutlaka gecelerde ; Behzat'larla geceye karışmadan önce yolluk almışlığı da.

* ( Sevil Atasoy – Adli Tıp Kurumu eski Başkanı )

14 yorum:

  1. yazıyı ciddi ciddi sizin yazdığınızı düşündüm okurken,en sonuna gelip de Sevil Atasoy'un adını görünce de güldüm kendime :)))
    Güzel bir yazıydı teşekkürler...

    YanıtlaSil
  2. Yazıyı yazan benim.Sevil Atasoy'dan sadece alıntı yaptım...Bence şimdi daha çok güleceksiniz.:)))
    Sevil Atasoy , seri katillerin , memleketleine yada askerlik arkadaşlarına sığındıklaını söylemişti.

    YanıtlaSil
  3. Düzelttim.Yukarıya alıverdim.Yıldız koymuştum ama demek ki fark edilmiyor.:))

    YanıtlaSil
  4. yok gülmedim,yuh dedim kendime :))
    kenardaki yıldızı şimdi farkettim...
    rezil oldum rezil :)
    ben bu gece buraya hiç gelmedim,bu yorumlar hiç yazılmadı :D

    YanıtlaSil
  5. BU gece 70 lik rakı kıvamında yeterince ağır ve kasvetliydi benim için.Kapanırayak , güldüm.Teşekkürler.:))

    YanıtlaSil
  6. ne mutlu bana güldürdüysem...hep gülmeniz dilekleriyle,iyi geceler,şimdiden iyi bayramlar...

    YanıtlaSil
  7. sizin kadar olmadığına eminim ama ben de çok farklı bir tat alıyorum bu diziyi izlerken. oysa Ankara'yı hiç bilmem, karakter tahlillerinde sizin elinize su bile dökemem, gözlerim sizin kadar iyi görmediğinden belki kalemim ve dilim de sizin kadar iyi anlatamaz bu diziyi, bu dizideki hayatı, bu dizinin hayatlaşmış halini...

    dedim ya sizin kadar olmasa bile ben de farklı bir tat alıyorum bu diziden. ve o yüzden her pazartesi saatim ve olacağım yer belli...

    YanıtlaSil
  8. Hem meslek gereği hem de özel sebeplerden , benzer adamlarla o kadar çok birlikte oldum ki...Yine aynı sebeplerle o mekanlarda o kadar çok bulundum ki...Bir sebebi de budur rahat kalem oynatmamın.Sevmeyeni de çok aslında.Sınırda bir yapım , ya seversin yada ağzına geleni söylersin.Asıl şu kitapları bulup okumak lazım.Emrah Serbes'in Notos Öykü'ye verdiği beyan bile yeter bana : "Üç kitap ve hikaye var yazmayı düşündüğüm şu sıralar ; biri olmazsa diğeri...Üçü de olmazsa gidip kuruyemişçi dükkanı açarım."

    YanıtlaSil
  9. Şimdi komik gelecek ama "dı orcinıl" Behzat Ç'yi yakından tanıyan biri olarak söylüyorum ki;
    Yazdıklarınızın çocuğuna katılıyorum. Ama "Huzur ve sakinlik rahatsız eder onları" demişsiniz ya hani. Rahatsız olduklarından değil aslında. Çok özler Behzat Ç.'ler huzuru. Hayatlarından çıkaralı çok olmuştur. Hatırlamazlar bile çok fazla nasıl birşey olduğunu. Ama hani üç yaşındayken anneni kaybedersin, hiç hatırlamaz ama yine de özlersin ya... İşte tam da öyledir onların özlemleri. Gecekondu çocuğunun malikanede yaşadığı rahatsızlıktır onlar için huzur... Özel yaşamlarında dengeyi tutturamazlar Behzat Ç.'ler... Meslekleriyle ölüme kadar sürece bir evlilik yapmışlardır çünkü. Yöntemleri tartışılır Behzat Ç.'lerin ama ulaştıkları sonuçlar tartışılmaz. Çok nadirdir yanlış çözüme ulaşmaları. En önemlisi de "mesleğin namusu" kavramı ölmemiştir Behzat Ç.'lerde. Evet pavyon alemini bilirler...Yastık izi değil, gecenin izleri olur yüzlerinde. Şiddeti neredeyse kutsarlar. Ama rüşvet almazlar mesela, namahreme yan gözle bakmaz Behzat Ç.'ler... Dedim ya, yakından tanıyorum Behzat Ç.'nin gerçek hayattaki karşılığını... Sürçülisan ettiysem affola...

    YanıtlaSil
  10. Estağfirullah.Ne demek sürç-i lisan...Behzat lar bir tane değil ki.Bir an , ulan bizimki mi konuştu bunlarla dedim ilk izlemeye başladığımda.Huzur konusunda haklısın.O rahatsız duruşlarının kaynağı konusunda.Bak , o kısmını atlamışım.Metodlarına her daim karşıydım elli kez tartıştım.Yanılgı kısmından çok metodu kabul etmem mümkün değil-di.Hele Dedeman-lar olayındaki tavrını görünce ehh ulen demiştim.Bu bir daha BAtıyı zor görür diye.Dİyadine sürdüler;tek parça döndü allahın delisi.İsimler farklı olsa da hepsi Behzat işte.Laf fazla uzadı..:)

    YanıtlaSil
  11. Selam Avram. Ben dizi filmlerini seyretmeden, hoppadanak sinema filmine daldım. Filmde gönlümün razı gelmeyeceği pek çok şey vardı. Ve nasıl olduysa ben Behzat Ç. yi onayladım. Feci bir histi benim için. Öbür yandan sevmiştim bal gibi ne yalan söyleyeyim. Bu ne yaman çelişki tadında kendimi sorgulamaya başladım. Önce filmden öğrendiğim bir kaç küfür savurdum. Sonra sorgulama yöntemlerini ruhumda denemeye kalktım. Başedemedim kendimle... Olduğu gibi bıraktım:))

    Sizin anlattıklarınızdan anlıyorum ki demek durum böyleyken böyle:)

    YanıtlaSil
  12. Yazık yahu ruhuna..Böyleyken böyle işte, haklısın.:)

    YanıtlaSil
  13. Hımm.. Bu yorumu yazdım ya alay konusu olacağımı biliyordum. Şimdi filmden ezberlediğim okkkalı bir laf savuracaktım ama.. Neyse.

    Yoo, gerçek değil...Gülün diye yazdım. Hadi, gülümseyin:)

    Böyle işte!

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)