24 Eylül 2010 Cuma

NEDİR Kİ GERÇEK DEDİĞİMİZ ALGI?

Nedir ki gerçek dediğimiz algı?...Bir kaç saat önce ,  “yok haklısın sakin ve kontrollü başlamak lazım bir ilişkiye “dedikten sonra ; Burnunun dibinde kontrol etmeye çalıştığı , ilişkisinin odağındaki , yeni tanıştığı adamın ( arkadaşımın ) göğsüne yatması mı yoksa  ilk sarf ettiği cümleleri mi?.
 
 Sana dürüstlük nutukları atan dostunun , arkadaşının , iş ortağının , birkaç gün sonraki ticari faaliyetindeki çıkar hesapları mı yoksa yine o ilk dürüstlük nutukları mı?. Daha birkaç gün önce seni seviyorum derken dudaklarına buse konduran sevgilinin , birkaç gün sonra , “ Sen beni demirin mıknatısı çektiği gibi çektin ama sürükleyemedin” diyerek ayrılması mı gerçek?   
 
Yaşamın düalist dalgaları mı bu hale getiriyor bizi insanın öz doğası mı?.Yada ikisi birden mi?.Gerçeği ararken hangisini esas alacağız , kendi hislerimizi ve yaşam deneyimlerimizi mi yoksa gördüklerimizi yada bize söylenenleri mi?.
 
Peki ya hepsi de doğru ve gerçek ise?...
 
Herkes kendi gerçekliğini yaratır aklında :  Açıklamalar , yaşananları eğip bükmeler ve kalıplara sığdırmalar…Elde edilen ne saf gerçeklik ne de saf doğru…Kişiye göre değişen kişiye göre belirlenen kişisel tarihler sadece…Çevremizdekiler ya içinde yer alıyor yada dışında kalıyor bu tarihin...Açıklamaların kabulü , çevreyi ya  bu çemberin içine alıyor yada dışına itiyor.Kabul eden beri gelsin misali…
 
Gerçeklik bu kadar değişken ise , insan yaşamının değişken olması da normal karşılanmalıdır . Dürüstlük , doğruluk , yalancılık , riya , aldatma , öfke , kıskançlık , sapmalar , geri dönüşler , teyitler , sözler, sevgi gösterileri , düşkünlükler…Her şey değişebilir…
 
“İnsan doğasında zamandır ana  belirleyici” denir ve bu kesin bir kabul görür. Peki ya zaman dediğimiz algı da değişenli ise ne olacak?
Bugün ne zaman bugündür ?
“Dün” için o bir gelecek ; yarın içinse “geçmiş”…O “an” içinse , bugün sadece yaşanan bir “an”lar topluluğu;Homojen bir zaman dilimi değil …O halde , “Bugün” diye bir şey yoksa ne olacak?.Bugünün temelsizliği , yarını da geçmişi de temelsiz kılmaz mı?.Zaman yoksa peki ne var?. Sadece belli periyotlarda yaşanan “an” lar var.Zaman dediğimiz şey de işte bu homojen olmayan bol değişkenli “an” lar birliği sadece.
Asıl problem bunların hiçbirisi değil aslında  ; kafa karıştıran şey , gerçek tek değilse  “zaman” neyi değiştirecek sorusunda yatmakta.
Duyguların  değişkenliği zaten bilinen bir durum.Ama o “an” da hissedilen daha doğrusu algılanan “şey”ler doğru yada gerçek değil miydi?.Gerçek yada doğru idi ise o zaman değişen ne?...
Herşey değişiyor-değişebiliyorsa , o “an” da öfkelenmenin , kızmanın , pişman olmanın , üzülmenin sevinmenin anlamı nedir?.
Peki , sorgulamanın  manası ne oluyor?.YA sorgusuz kabul yada sorguyu reddin manası?.
 
 Tüm olan biten şey , insanın gerçeğinin kendi içinde olması ve bizim o gerçeğe bağlı olarak , sadece kabullerimizi belirlememizdir.Aslında zorunlu olarak  yapmamız gerekendir bu çünkü tüm o duygular bu gerçekliğin içinde yer alır.Ya bu duygulara uyduracağız gerçeği yada duygulardan arınmış basit gerçeğe ulaşacağız.
 Basit – yalın gerçek , can yakıcıdır ve doğrudan insan vicdanına dokunur.Yani gerçek dediğimiz şeyi ruhumuz bedenimiz aklımız kaldıramayabilir doğrudan insani noktamıza dokunduğu için.
 İşte tam da bu noktada “Akıl” devreye girer ve dizginleri eline alır .Akıl , basit ve yalın gerçekliğin ağırlığına , şiddetine göre her zaman kendi gerçeğini yaratmaktadır ve “bugün”ü yani ”an” lar demetini , kişisel tarihi değiştirerek ulaşır , işte bu oynanmış gerçekliğe.
 Tıpkı bir saat önce ilişki için acele etmeme kararını açıklayan kadının bir saat sonra sahilde erkeğin göğsüne başını dayaması ve denize girerken sarılması gibi.Yalın-basit  gerçek ise unutulmak zorundadır.Ruhu üşütür çünkü…
 Olmayan bir şey zaten hiç var olmamış olacağına  göre geriye kalan ise oluşturulan gerçek tir…Gerçek , o “an” da ve beynimizin bir yerlerinde saklıdır.Belki bir gün bu sefer hiç devreye girmeyen vicdan yada muhakeme dediğimiz sorgulayıcı yanımız devreye girerse diye.Akıl hiçbir şeyi unutmaz , bir gün kullanılmak üzere raflara kaldırır sadece…Gerçek o “an” da gizlidir çünkü o “an” ı yazan duygularımızdır.Kısaca : “Gerçek , bugünü oluşturan -an-lar ” demetidir. 27/07/2010

2 yorum:

  1. çok ama çok güzel bir yazı bu kaçırdığıma gerçekten üzüldüğüm bir yazı...

    ve yine mine söğüt'ten;

    "gerçek, aklın oyunlarına çok kolay gelir. sadece inanarak yeni gerçekler yaratabiliriz. yeni ve özgün gerçekler..."

    ŞAHBAZ'IN HARİKULADE YILI 1979
    MİNE SÖĞÜT

    YanıtlaSil
  2. Yılsonu D@R ın bonuslarını Mine Söğüt'den yana kullanacağım demek ki.Kendi okuma maratonumuzda bazen yazarları ve kitaplarını ıskalayabiliyoruz;Mine Söğüt te benim ıskaladığım yazarlardan.Teşekkürler...

    YanıtlaSil

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)