24 Eylül 2010 Cuma

HERKES KALDIĞI YERDEN DEVAM




"FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİLDİR " Galeano'nun deyimi ile.

    Tribünler de sadece tribün değildir , insan sergisini andırır.Tuhaf bir dostluğun , çilekeşliğin şarhoşluğuna bulanmış , sınıfsız yapısı herkesi eşit kılar.Gerçi , İstanbul'dakileri esas alacak olursanız bizler müşteriyiz onlar için ama Anadolu'nun bir çok kentinde durum hala böyledir.
Stadlar pistir , leş gibidir tuvaletleri.Koltuklara oturmak mümkün değildir ya kırık döküktür yada tozdan topraktan kendi rengi görünmez olmuştur.Tele tünemiş karga gibi poponuzu iki santimlik arkalığına sığdırmaya çalışırsınız.Kapıları , küçük şehirlerin genelev girişleri gibidir.dökülmektedir tüm tesis.Kapı girişlerinde polis üst aramasında neredeyse ayakkabınıza kadar  arar.Ama kimse bunlara aldırmaz , içeri girenler mutludur...

  
3 ay önce , Mayıs'ın 20' sinde İstanbul'da tamamlamıştık  sezonun son ayinini. Dün akşam , yeni sezon ve 34 haftalık yeni ayinin açılışı vardı tam da yukarıda tarif ettiğim türden bir yer olan , Alsancak Stadı'nda .Yani tribünlerin hala sınıfsız olabildiği mezbelelikte.  

  Geç gittiğim için yerim ayrılmıştı.Şöyle bir baktım bekleyen yüzlere...Birlikte yaşlanmıştık.Babamızın ya da abimizin , ellerimizden tutup getirdiği ilk gün yer aldığımız tribünlerde , saçlarımız aklaşmış , göbeklerimiz genişlemişti.Bir kısmımız evlenmiş , çoluk çocuğa karışmış hatta benim gibileri boşanmıştı bile.Yaşam , o insanlardan bazılarını savurdu , uğramaz oldular ; bazıları arada sırada gelmeye devam ediyor.Bir avuç kaldık sanırım inatla gelmeye devam eden.Kalan yaşlanma süresini de burada tamamlamaya kararlı ,   25 sene belki daha fazla ,  "Kaldığı yerden devam edenler tarikatı"nın üyeleri olarak.

  
Yılların deneyimi , hepimize  sahada neler olacağını daha ilk dakikalardan itibaren ezberlettiğinden , şaşırma , öfkelenme , heyecanlanma  duygularımızın   azaldığını ,  yaşımız ve bedenimiz ile birlikte dinginleştiğini hissettiriyor.Bir süre sonra hem maçı izler hem de aramızda sohbet eder hale geliyoruz.Hatta maçın kötüleştiği dakikalarda sohbet daha çok öne çıkıyor.

   Dün akşam , önce Barbaros^tan çıktı arkasından  herkesin ağzında  aynı cümle dönmeye başladı  bir anda ve daha maç başlar başlamaz:"Kaldığımız yerden devam"

  
Zülfikar'ın senelerdir değişmeyen , hakeme saydırması : "Siz falanca yerde maç yönetin sıkıysa......." ile başlayıp uzayan...

Alphan'ın yeni moda vuvuzelaya rahmet okutan türden desibeller üstü sesi ile bağırıp çağırması...


Müjdat'ın önce kulübesindeki hocaya takması arkasından , yan hakeme ve orta hakeme  bulaşması...


Barbaros'un , dinginliğinden saniyeler ile sıyrılıp ya tezahürata katılması yada hakeme oyuncuya yüklenişi...


Fatih'in , hala nasıl becerdiğini anlayamadığım bir şekilde , "tarafgir tarafsız " yorumları...

Herkes kaldığı yerden yeniden ve yeniden yaşıyordu.En ufak bir sızlanma ve  bıkkınlık belirtisi yüzlerinde çizgi bile oluşturmadan...


Deplasmanları , maçları , stadda yada salonda senelerce birlikte yaşamıştık.İnegöl macerasını Barbaros'tan , Sabuncubeli'nde otobüsün tekerleklerinin , patinajdan çıkması için altına konulan battaniyeler ve gecenin bir yarısı soğukta kar yağışı altında  itilen , koca demir yığınının hikayesinden dinleyebilirsiniz  . Müjdat'tan ise , maçın ertelenmemesi için tüm diğer Karşıyakalılar ile birlikte , lastik ayakkabıları ile stadın zemininden temizlenen karlar ve soğuk ıslak ayaklar olarak.
   
    Ben size aynı hikayeyi , babamın gecenin bir saati evden kaçıp o maça gitmemem için , evin kapısına   atılan koltukta oturup beklemesi ile anlatırım.


      Bu hikayelerin birebir benzerlerini zaman ve mekan farklılıkları ile genç insanlardan dinlersiniz bugün.Ben dnliyorum..Annesini ikna edip , komşusu ve çocuğunu da peşlerine takıp , iki kadını deplasman otobüsleri ile İstanbul’a sürükleyenleri gördüm.

   Eskiler , yetişmemize rağmen , yaş sebebi ile katılamadığımız Bandırma deplasmanı faciasını anlatırlar ; biz size Denizli'yi , Ankara'yı , İstanbul'u.Tek farkı , zamandır bu hikayeler arasındaki.Birisi , 1987 de yaşanmış , diğerleri 2009 ve 2010 'da.Benzer hikayelerdir.Kahramanları aynı , konuları aynı.İnsanların , gecenin bir yarısı dönüş yolcuğunda , otobüs , minibüs camlarına , boyunlardaki atkıların yastık yapılıp dayanıldığı , uyumadığı halde , kabus gibi gözünün önüne gelen pozisyonları kaçırmak için , gözlerini sıkı sıkı yumduğu , camlarına vuran sollayan araç farlarının kirpiklerini sıkmasına yol açan yolculuklardır hepsi. Gidişin heyecan ve umutlarının yerini , hüznün ve kaybetmenin acısının aldığı türden.Değişmeyen ve tekrarlanan bir senaryodur bu hayattan bizim için.Sıkılmadan izlediğimiz , oyuncusu olduğumuz türden.


Felsefesini kendi içinde , döngüsel yaşayan bir yer tribün...Bugün yönetici olan arkadaşımızın , yarın bizim yanımıza oturup , kaldığı yerden devam edebilecek olmasını bilmek... Sahada olacakları önceden kestirebilmek...HEr sezon aynı şeyleri yaşacak olmak...HAva durumunun hangi aylarda bozacağını , hangi deplasmana gidilirken sorun olabileceğini , hangisinde iyi yemek yenilip akşam da rakı sofrası kurulabileceğini bilmek ve bunları biteviye tekrarlamak... Yaşamın belki de kaldığı yerden , dışarıda ne yaşanırsa yaşansın devam edebilen tek bölgesi.


    Sahada olan bitenlerin çok önemi kalmıyor...Bizler sahada olanları değil tribünleri yaşıyoruz.


...Efendim ? Ne mi oldu maçta ?.Canım ne olacak , adı üstünde : Kanser-yaka...Onlar da kaldıkları yerden devam ediyorlar...  18/08/2010

Tarih: 18:17, 23-08-2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Etiketler

ADAM VAR (1) AFORİZMALAR (3) Akçay Günlüğü (1) ANLATI (17) ARTUNÇ BEYİN DEHŞETLİ SON GECESİ (1) BANA DAİR (12) BEN BİRİSİNİ ÖLDÜRDÜM (1) BERGAMA-1965 (1) BİLGİNİN VE SANATIN MÜLKİYETİ OLMAZ (1) BİR ADAM/GÖLGELER İÇİNDE (1) BİR ANLATI ÜZERİNE SERBEST SALINIMLI ( GECİKMİŞ) DÜŞÜNCELER (1) BİR MAYIS (1) BİR TANE (1) BİR YAZ GÜNÜ RAPSODİSİ (5) BİRİ/HEPSİ/HİÇBİRİ (1) BOSTANCI RECİİNİN OĞLU TAKSİCİ NUMAN (1) BRİ METREKAREDE HAVA VAR (1) BUGÜN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLACAK (1) BUNU GÖRÜYON MU (2) CELLAT (1) CİCİLERİ SEVELİM (1) CİNAYETİ GÖRDÜM AMA TANIK OLMAM (4) CLAIRE (8) ÇÜRÜK AŞK HİKAYESİ (1) DENEMECE (4) DENİZ MORALIGİL İMZA GÜNÜ (1) DERNEK (2) DOSYALARI HAVALANDIRMA ZAMANI (1) DÖNEN DÖNENE (1) DUYURU (7) DÜĞÜN (4) DÜŞ KAPISININ MANDALI: FANTASTİK EDEBİYAT (1) EDEBİYATA DAİR (52) EDERLEZİ (1) FARFARA TEYZENİN BİTMEK BİLMEZ EFSUNLARI (1) FUNDA ÖZŞENER (1) GAITASINI ÇIKARTMAK (1) GÖKDELENİN TEPESİNDEN DÜŞÜYORSAN DEBELENMEYECEKSİN (1) GÖRÜŞ/MEK (1) GÜNCEL (3) HUKUK (1) İBİŞE NASİHATLER (4) İDA RÜZGAR LESBOS (1) İHSAN OKTAY ANAR (1) İKİ FİLM BİRDEN (1) İZMİR FELSEFE GÜNLERİ (4) İZMİR KİTAP FUARI (1) KARŞIYAKA (1) KAYIP CÜZDAN HİKAYESİ (1) KEDİ KİTABEVİ (2) KELİME KELİME ANLAT DESELER (1) KENDİME DAİR (11) KİTAPLAR (2) Komünist Partisi (1) KORUYALIM (1) KUM TORBASI (1) KÜÇÜK BİR YANLIŞ ANLAMA (1) MAROON AĞLARINI ÖRÜYOR (1) MAROON IS NO:1 (1) MARTI ÇIĞLIĞI VE GAZETE VE... (2) Mektuba Bağlanmış rüya (1) MODERN ZAMAN VAKANÜVİSLERİ (1) OLDU MU BÖYLE OLACAK (1) ÖYKÜ (26) ÖYKÜ OKUDUM BUGÜN (1) PİTKİM VE SALYANGOZ KABUĞU (1) PRESTIGE (1) ROMAN YAZDIM (1) SADIK YEMNİ (1) SAVUN-MA (1) SENİ SEVİY... (1) SEVİŞGEN RÜYA (1) SIZINTILAR (6) SİNEMAYA DAİR (11) SON ÇALIŞMA (1) SÖYLEŞİ (1) SURATINA SURATINA (1) sürrealist mahallenin olmayan efkâr-ı umumiyyesi (6) ŞANSLI ADAM (1) ŞİİRİMSİ (23) TAM ŞU ANDA (1) TEHDİT EDİLDİM (1) TİYATRO (1) TOPRAK KEMİKLERİMİ ÇAĞIRINCA (1) Türk Yargıçları (1) YAŞAMA DAİR (65) YEMEK (1) Yol-Tütün-Yorgunluk (1) YUNAN USULÜ (1) ZAHİRİ HANIMIN TEFTİŞ GÜNLERİ (1) ZEHRİMİZ EŞİT; FARKIMIZ FİYATIMIZDA (1)